İçeriğe geç

25 yazı

Kişilik Örüntüleri

Kişilik, kişinin dünyayı algılama ve ilişki kurma biçimindeki tutarlı örüntü. Herkeste var, çoğunlukla sorun üretmiyor ve kişiyi kişi yapan şeyin bir parçası.

Bozukluk sayıldığı eşik şu: örüntü esnekliğini kaybediyor, farklı durumlara uyarlanamıyor ve kişinin kendisi ya da çevresi için sürekli sıkıntı üretiyor. Bir gün kötü davranmak kişilik bozukluğu değil. Yıllarca, farklı insanlarla, aynı biçimde tekrarlanan bir ilişki kurma tarzı olabilir.

Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Kişilik bozukluğu etiketleri günlük dilde hakaret gibi kullanılıyor. "Narsist" kelimesi bugün beğenilmeyen herkes için söyleniyor ve bu, gerçekten zorlanan kişilerin destek almasını zorlaştırıyor.

Bir ayrım daha: özellik ile bozukluk aynı şey değil. Çekingen olmak çekingen kişilik bozukluğu, düzenli olmak obsesif kompulsif kişilik bozukluğu değil. Ölçüt yine işlevsellik ve esneklik.

Tanı koymak dikkatli ve zaman alan bir klinik değerlendirme gerektiriyor. Buradaki yazılar tanı koymak için değil, örüntüyü anlamak için yazıldı. Kendinizde ya da yakınınızda tanıdık gelen bir şey bulursanız bunu bir sonuç değil, konuşulacak bir başlangıç noktası olarak alın.

Kişilik örüntüleri değişmez sanılıyor ama bu doğru değil. Değişim yavaş oluyor ve süreç uzun, ancak yön değiştirilebiliyor.

Bu örüntüler nereden geliyor sorusunun tek bir cevabı yok. Mizaç, erken dönem bağlanma yaşantıları, aile içindeki ilişki biçimleri ve travmatik yaşantılar birlikte etkili oluyor. Genetik bir yatkınlık da söz konusu, ancak bu "değişmez" anlamına gelmiyor.

Bir kişilik örüntüsü çoğu zaman bir zamanlar işe yaramış bir uyum biçimi. Sürekli tetikte olmak, kimseye güvenmemek ya da duyguları göstermemek, belirli bir ortamda korunmayı sağlamış olabiliyor. Sorun, o ortam değiştikten sonra aynı biçimin sürmesi.

Yakınları için de zor bir alan. Karşınızdaki kişinin davranışını kişisel bir saldırı olarak okumak kolay, ama örüntü çoğu zaman size özel değil. Bu, davranışı kabul etmek anlamına gelmiyor; sınır koymak ve o sınırı korumak burada en işlevsel yaklaşım oluyor.

Terapide hedef kişiliği değiştirmek değil. Örüntünün nerede işe yaradığını, nerede zarar verdiğini ayırmak ve esnekliği artırmak. Süreç diğer tablolara göre uzun sürüyor ve düzenli devam etmeyi gerektiriyor.