İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu yazı, konuşmanın kendisine odaklanıyor.
İlişkinin nasıl yürütüleceğini narsisistik örüntüsü olan kişilerle ilişki, tanının kendisini ise narsisistik kişilik bozukluğu nedir yazısında ele aldım.
Baştan bir uyarı gerekiyor: “narsist” sözcüğü bugün gündelik dilde bir hakaret olarak kullanılıyor. Buradaki öneriler, gerçekten bu örüntünün bulunduğu ilişkiler için. Ancak çoğu, benzer davranışların bulunduğu ilişkilerde de işliyor.
Neden Her Konuşma Tartışmaya Dönüyor
Bunu anlamak, yöntemin mantığını da açıklıyor.
Bu tabloda kendi değerine dair değerlendirme, dışarıdan gelen onaya bağlı ve kırılgan bir zemine oturuyor.
Bunun sonucu şu: eleştiri, bir davranışa yönelmiş bir geri bildirim olarak değil, kişinin değerine yönelmiş bir saldırı olarak yaşanıyor.
Bu yüzden küçük bir geri bildirim bile orantısız bir tepki üretiyor.
Tepkinin biçimleri şunlar: savunma, karşı suçlama, konuyu değiştirme, geçmişi açma, küçümseme ya da tümüyle geri çekilme.
Bu, kötü niyetten değil. Kırılgan bir zeminin korunma tepkisi.
Bu bilgi davranışı meşrulaştırmıyor. Ancak konuşmayı nasıl kuracağınızı belirliyor.
Savunmayı Tetikleyenler
Bunları bilmek, konuşmanın nereden bozulduğunu görmeyi sağlıyor.
Suçlamayla başlamak. “Sen hep”, “sen hiç”, “yine yaptın”.
Genelleme. Tek bir olayın bir karakter özelliğine dönüştürülmesi.
Kalabalıkta konuşmak. Başkalarının önünde yapılan her geri bildirim, bu tabloda çok daha sert karşılanıyor.
Geçmişi açmak. Birikmiş konuların hep birlikte getirilmesi.
Etiket kullanmak. Tanı adını kullanmak, konuşmayı anında bitiriyor.
Haklılığı kanıtlamaya çalışmak. Kanıt sunmak, tartışmayı bir mahkemeye çeviriyor.
Duygu yüksekken konuşmak.
Karşılaştırma yapmak. Başka biriyle kıyaslamak, en hızlı tırmandıran şeylerden biri.
Konuşmayı Kurmak
Zamanı seçin. Sakin bir dönemde, baş başa ve acele olmadan.
Kendi hissinizden söz edin. “Sen beni önemsemiyorsun” bir suçlama. “Dün beklerken kendimi yalnız hissettim” bir bilgi. İkincisi savunma üretmiyor.
Tek ve somut bir konu seçin. Bir konuşmada bir konu.
Ne istediğinizi söyleyin. Şikâyet tek başına yön göstermiyor. “Bir dahaki sefere haber vermeni istiyorum” gibi somut bir talep.
Kısa tutun. Uzun açıklamalar, itiraz edilebilecek yüzeyi artırıyor.
Ortak zemin bırakın. Karşı tarafın haklı olduğu bir nokta varsa bunu söylemek, savunma ihtiyacını azaltıyor.
Tehdit gibi kurmayın. Ültimatom, bu tabloda karşı ültimatom üretiyor.
Tekrarlanan Cümle Yöntemi
Bu, en işlevsel tekniklerden biri.
Konu dağıtıldığında, suçlama size yöneldiğinde ya da geçmiş açıldığında, savunmaya girmek konuşmayı bitiriyor.
Bunun yerine, önceden hazırlanmış kısa bir cümleyi sakin ve değiştirmeden tekrarlamak.
“Bunu şimdi tartışmak istemiyorum, konuştuğumuz şey şu.”
“Haklı olabilirsin, yine de bu benim için önemli.”
“Bu konuyu ayrıca konuşabiliriz, şimdi bunu konuşuyoruz.”
Bu yöntemin işlemesinin iki sebebi var. Savunma üretmiyor ve konuşmanın dağılmasını engelliyor.
Ton önemli. Cümle sakin ve aynı tonda tekrarlanmalı. Ton yükseldiğinde teknik işlemez hâle geliyor.
Konuşmadan Beklenmemesi Gerekenler
Bu bölüm, hayal kırıklığını azaltmak için gerekli.
Hatanın kabul edilmesi. Bu tabloda en zor olan şey. Beklemek, sürekli bir hayal kırıklığı üretiyor.
Özür. Gelmeyebilir. Gelse bile ardından bir gerekçe eklenebilir.
Duygusal karşılık. Anlattığınız üzüntünün beklediğiniz karşılığı gelmeyebilir.
Anlaşma. Bir konuşmadan mutlaka anlaşma çıkmayabilir.
Kalıcı değişim. Bir konuşma bir örüntüyü değiştirmiyor.
Beklenti bu maddelerden arındırıldığında geriye gerçekçi bir hedef kalıyor: kendi sınırınızı ifade etmek ve konuşmayı tırmandırmadan bitirmek.
Bu, küçük bir hedef gibi görünüyor ancak sürdürülebilir olan bu.
Konuşma Tırmandığında
Duraklatın. “Şu an ikimiz de gerginiz, buna sonra dönelim.” Süre belirtmek gerekiyor, yoksa bu bir çekilme olarak okunuyor.
Savunmaya girmeyin. Suçlama size yöneldiğinde her maddeye cevap vermek, konuşmayı daha da dağıtıyor.
Aynı cümleyi tekrarlayın.
Fiziksel olarak uzaklaşın. Gerekirse odadan çıkmak, tırmanmayı durduran en pratik yol.
Sonrasında geri dönün. Duraklatılan konuşmaya dönmemek, bir sonraki konuşmayı zorlaştırıyor.
Yazılı İletişim
Bazı durumlarda yazılı iletişim belirgin biçimde daha iyi işliyor.
İş ilişkilerinde. Yazılı iletişim hem tırmanmayı azaltıyor hem kayıt bırakıyor.
Ayrılık sonrası ortak ebeveynlikte. Bu, en çok önerilen alan. İletişimin yalnızca çocuklarla ilgili konularla sınırlı tutulması, kısa ve işlevsel yazılması.
Karmaşık konularda. Yazarken düşünmek için zaman kalıyor.
Yazılı iletişimde de aynı ilkeler geçerli: kısa, somut, tek konulu ve suçlamasız.
Etiket Kullanmamak
Bu maddeyi ayrıca yazmak gerekiyor, çünkü en sık yapılan hata.
Bir kişiye “sen narsistsin” demek üç sonuç üretiyor.
Konuşmayı anında bitiriyor. Kalıcı bir kırılma bırakıyor. Ve asıl konuyu, yani rahatsız eden davranışı görünmez kılıyor.
İşleyen yaklaşım: tanı yerine davranışı konuşmak.
“Sen narsistsin” yerine “sözümü kestiğinde konuşmayı sürdüremiyorum”.
Kendi Tarafınızı Korumak
Bu konuşmalar yorucu ve bu yorgunluk birikiyor.
Her konuşmadan sonuç beklemeyin.
Konuşma sayısını sınırlayın. Her şeyi konuşmaya çalışmak, tükenme üretiyor.
Kendi gözleminizi kaydedin. Olaylar sonradan farklı anlatıldığında, yazılı bir kayıt kendi algınızı korumanızı sağlıyor.
Dışarıdan bir göz bulundurun. Yalnızca bu ilişkinin içinden bakmak, zamanla gerçeklik algısını daraltıyor.
Kendi değerinizi bu konuşmaların sonucuna bağlamayın.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta çalışma iyi cümleler öğretmekle bitmiyor. Önce beklentiyi ele alıyorum, çünkü kişilerin çoğu bir konuşmadan hatanın kabul edilmesini bekliyor ve bu beklenti karşılanmadıkça her konuşma bir yenilgiye dönüşüyor. Hedefi anlaşmak yerine sınırı koruyabilmek üzerine kuruyorum. Kimseye karşı tarafı ikna etme çabasını sürdürmesini önermiyorum.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Her konuşma tartışmaya ve suçlamaya dönüyorsa
- Konuşmalardan sonra kendinizi sürekli suçlu hissediyorsanız
- Kendi algınıza ve hafızanıza güvenemez hâle geldiyseniz
- Aynı konu yıllardır sonuçlanmadan tekrarlıyorsa
- Konuşmaktan tümüyle vazgeçtiyseniz
- Ortak ebeveynlik iletişimi sürekli çatışma üretiyorsa
- Uyku, iştah ve dikkat etkilenmiş durumdaysa
- İlişkide tehdit ya da şiddet varsa, bu durumda öncelik güvenlik
Bu konuşmalar sizi tüketiyorsa asıl mesele sınır koymak olabilir. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Konuşmada en çok neye dikkat etmeli?
Açılış cümlesine. Bu tabloda savunma çok hızlı devreye giriyor ve konuşmanın ilk cümlesi, gerisinin nasıl gideceğini büyük ölçüde belirliyor.
Neden her konuşma tartışmaya dönüyor?
Eleştiri, bu tabloda kişinin değerine yönelmiş bir saldırı gibi yaşanıyor. Bu yüzden küçük bir geri bildirim bile savunma ve karşı suçlama üretiyor.
Tekrarlanan cümle yöntemi nedir?
Konu dağıtıldığında ya da suçlama karşı tarafa yöneldiğinde, savunmaya girmeden aynı kısa cümleyi sakin biçimde tekrarlamak. Konuşmanın dağılmasını engelliyor.
Özür beklemek gerçekçi mi?
Çoğu tabloda değil. Hatanın kabul edilmesi bu örüntüde çok zor. Bu beklentiyi taşımak, sürekli hayal kırıklığı üretiyor.
Ne zaman konuşulmamalı?
Duygu yüksekken, kalabalıkta, gece geç saatte ve kişi zaten bir eleştiri almışken. Bu koşullarda açılan konuşmalar neredeyse her zaman kötü bitiyor.
Yazılı iletişim daha mı iyi?
Bazı durumlarda evet. Özellikle iş ilişkilerinde ve ayrılık sonrası ortak ebeveynlikte yazılı iletişim, hem tırmanmayı azaltıyor hem kayıt bırakıyor.
Kaynaklar
Bu konuda destek almak ister misiniz?