İçindekiler 10 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu yazı tablonun nasıl geliştiğine ve yaşam boyunca nasıl seyrettiğine odaklanıyor.
Belirtileri ve tedaviyi borderline kişilik bozukluğu belirtileri ve tedavisi yazısında ele aldım.
Bu ayrım önemli, çünkü tablonun nasıl geliştiğini anlamak, davranışları anlamlandırmayı ve suçlamayı bırakmayı sağlıyor.
Yaygın Kabul Gören Model
Bu alanda en çok kullanılan açıklama, iki bileşenin karşılıklı etkileşimini tanımlıyor.
Duygusal duyarlılığı yüksek bir mizaç. Bu, doğuştan gelen bir eğilim. Somut karşılığı şu: duygu daha düşük bir eşikte tetikleniyor, daha yoğun yükseliyor ve yatışması daha uzun sürüyor.
Duyguyu geçersiz kılan bir ortam. Çocuğun duygusal tepkisinin sürekli yanlış, abartılı ya da yersiz bulunduğu bir ortam.
Modelin asıl noktası şu: bu ikisi tek başına yeterli değil. Etkileşim hâlinde ve karşılıklı olarak birbirini besliyorlar.
Duyarlı çocuk yoğun tepki veriyor. Ortam bu tepkiyi abartılı buluyor ve geçersiz kılıyor. Geçersiz kılınan çocuk, duyulmak için daha yoğun tepki vermek zorunda kalıyor. Bu da geçersiz kılmayı artırıyor.
Sonuçta iki şey öğrenilmiyor: duyguyu adlandırmak ve düzenlemek.
Geçersiz Kılan Ortam Ne Demek
Bu kavram sık yanlış anlaşılıyor ve düzeltmek gerekiyor.
Geçersiz kılma, kötü niyetli bir aile anlamına gelmiyor.
En sık görülen biçimleri şunlar.
Duygunun küçümsenmesi. “Ne var bunda ağlayacak”, “abartıyorsun”.
Duygunun yok sayılması. “Bir şeyin yok”, “iyisin sen”.
Duygunun cezalandırılması. Ağlamanın ya da öfkenin tepkiyle karşılanması.
Aşırı basitleştirme. Zor bir durumun kolay gibi sunulması ve zorlanmanın yetersizlik sayılması.
Tutarsız tepki. Aynı duyguya bazen ilgi bazen tepki gösterilmesi. Bu, duygunun ne zaman geçerli olduğunu öğrenmeyi imkânsız kılıyor.
Burada önemli bir nokta var: geçersiz kılma, mizaç ile ortam arasındaki uyumsuzluktan da doğabiliyor.
Duygusal olarak sakin bir ailede, duyarlılığı yüksek bir çocuk büyüyor olabilir. Aile kötü niyetli değil. Yalnızca çocuğun yaşadığı yoğunluğu anlamıyor ve bunu abartı olarak okuyor.
Bu yüzden bu model bir suçlama modeli değil, bir uyum modeli.
Travma Öyküsü
Bu tabloda travma öyküsü genel nüfusa göre belirgin biçimde sık görülüyor.
Fiziksel, duygusal ve cinsel istismar, ihmal, ev içi şiddete tanıklık ve erken kayıplar en sık bildirilen deneyimler.
Ancak zorunlu bir bileşen değil.
Travma öyküsü bulunmayan tablolar da var ve bu grubun varlığı önemli, çünkü “bu tanı varsa travma vardır” biçimindeki varsayım hem yanlış hem de zarar verici.
Ayrıca ters yön de geçerli: bu deneyimleri yaşayan kişilerin büyük bölümünde bu tablo gelişmiyor.
Yaşa Göre Seyir
Çocukluk. Mizaç düzeyindeki duyarlılık gözlenebiliyor ancak tanı konmuyor. Bu dönemde görülenler yoğun duygusal tepkiler, kolay yatışamama ve ayrılığa duyarlılık.
Ergenlik. Belirtiler bu dönemde belirginleşiyor. Ancak tanı dikkatle ele alınıyor, çünkü ergenliğe özgü kimlik arayışı ve duygusal dalgalanma tabloyu andırabiliyor. Kendine zarar verme davranışı çoğu zaman bu dönemde başlıyor.
Erken erişkinlik. Tanının en sık konduğu ve belirtilerin en yoğun olduğu dönem. İlişkilerdeki dalgalanma, dürtüsellik ve kriz sıklığı bu dönemde en yüksek.
Otuzlu ve kırklı yaşlar. Davranışsal belirtilerde belirgin bir azalma dönemi. Dürtüsellik, kendine zarar verme ve kriz sıklığı düşüyor.
Orta yaş ve sonrası. Çoğu kişide tablo belirgin biçimde hafifliyor. Süren alanlar genellikle ilişki kurma, boşluk duygusu ve kendine dair belirsizlik oluyor.
Bu seyir, tedavi alan kişilerde daha erken ve daha belirgin görülüyor.
İlişkiler
Bu, tablonun en görünür alanı.
Hızlı ve yoğun bağlanma. İlişkiler çoğu zaman çok yoğun başlıyor ve yakınlık hızla kuruluyor.
Terk edilme kaygısı. Küçük bir mesafenin büyük bir ayrılık işareti olarak okunması. Bu, ilişkideki tepkilerin çoğunu açıklıyor.
Uçlar arasında geçiş. Aynı kişiye dair değerlendirmenin kısa sürede tümüyle değişmesi. Bu, bir tutarsızlık değil. Yoğun duygunun o anki algıyı belirlemesi.
Sınama. Bağın tekrar tekrar test edilmesi.
Ayrılıkların ağır yaşanması. Bu tabloda ayrılık sonrası tepkiler belirgin biçimde daha yoğun oluyor.
Karşı taraf için bu döngü yorucu. Bu yüzden ilişkilerin sürdürülebilmesi, tablonun iki taraf tarafından da bilinmesine bağlı.
Çalışma ilerledikçe en çok değişen şey, tepkinin şiddeti ve toparlanma süresi oluyor.
İş Yaşamı
Bu başlık az konuşuluyor.
Zorluk genellikle yetkinlikle ilgili değil. Bu tabloda birçok kişi işinde yetkin.
Zorluk üreten alanlar şunlar: ilişkisel dalgalanma, eleştiriye karşı duyarlılık, kriz dönemlerinde devamsızlık ve dürtüsel kararlar.
Koruyucu olan şeyler ise şunlar.
Öngörülebilir bir iş düzeni. Belirsizliğin düşük olduğu ortamlar bu tabloda belirgin biçimde daha kolay.
Net geri bildirim. Yoruma açık geri bildirimler, olumsuz yönde okunuyor.
Çatışması düşük ortam.
Aşırı yüklenmeyen bir tempo. Yorgunluk, duygu düzenlemeyi doğrudan zorlaştırıyor.
Aile Yaşamı ve Ebeveynlik
Bu tabloda ebeveyn olmak mümkün.
Belirleyici olan tanı değil, iki şey: tedavi altında olup olmaması ve duygu düzenleme becerilerinin gelişmiş olması.
Zorlanılan alanlar şunlar: çocuğun yoğun duygusal tepkisiyle baş etmek, kendi duygusu yükseldiğinde tutarlı kalabilmek ve öngörülebilir bir düzen kurabilmek.
Buna karşılık bu tabloda bir güçlü yan da bildiriliyor: duygusal duyarlılığı yüksek bir ebeveyn, çocuğunun duygusunu fark etmekte çoğu zaman daha iyi.
Bu tabloda ebeveynlik desteği almak ayrıca yararlı oluyor ve bunu bir yetersizlik göstergesi olarak değil, bir güçlendirme olarak ele almak gerekiyor.
Uzun Vadeli Görünüm
Bu bölüm, tablonun en yanlış bilinen tarafı.
Uzun süreli izlem çalışmaları, tanı almış kişilerin önemli bir bölümünde yıllar içinde tanı ölçütlerinin artık karşılanmadığını gösteriyor.
Ancak bir ayrım gerekiyor.
Belirtilerin azalması ile işlevselliğin toparlanması aynı hızda gitmiyor. Dürtüsellik ve kendine zarar verme gibi belirtiler daha hızlı geriliyor. İlişki kurma, iş sürdürme ve sosyal yaşam alanındaki toparlanma daha yavaş.
Tedavi bu süreyi kısaltıyor. Kendiliğinden gelen değişim yıllarla ölçülüyor. Tedaviyle hem daha erken hem daha kapsamlı bir iyileşme sağlanıyor.
Yineleme oranı düşük. Ölçütleri karşılamayı bırakan kişilerde geri dönüş oranı, diğer birçok ruhsal tabloya göre daha düşük bulunuyor.
Bu bulguların bilinmesi tek başına önemli, çünkü bu tanıyı alan kişilerin çoğu ilk duyduğu şeyin “bu geçmez” olduğunu söylüyor.
Terapiye Yaklaşımım
Bu tabloda geçmişe bakarken suçlu aramıyoruz. Mizaç ile ortam arasındaki uyumsuzluk çoğu ailede kötü niyet olmadan da yaşanıyor ve bu ayrım, kişinin hem ailesine hem kendisine yönelen öfkesini gevşetiyor. Uzun vadeli seyri erken paylaşıyorum, çünkü bu tanıyı alan kişilerin çoğu değişmez bir tablo taşıdığını düşünerek geliyor. Kimseye tanısını bir kimlik olarak taşımasını önermiyorum.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Duygularınızı düzenlemekte belirgin biçimde zorlanıyorsanız
- Kendine zarar verme davranışı varsa
- İlişkileriniz yoğun başlayıp hızla bozuluyorsa
- Terk edilme kaygısı günlük yaşamınızı belirliyorsa
- İş yaşamınız kriz dönemleri nedeniyle etkileniyorsa
- Ebeveyn olarak duygu düzenleme konusunda destek istiyorsanız
- Daha önce tanı aldınız ancak tedavi sürdürülmediyse
- Yaşamı sürdürmeye dair düşünceler varsa, bu durumda beklemeden başvurmak gerekiyor ve acil durumda 112 aranabilir
Duygu dalgalanmalarını yönetmek öğrenilebilen bir beceri. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu tablo nasıl gelişiyor?
Yaygın kabul gören model, duygusal duyarlılığı yüksek bir mizaç ile duyguyu geçersiz kılan bir ortamın karşılıklı etkileşimini tanımlıyor. İkisi birlikte örüntüyü şekillendiriyor.
Geçersiz kılan ortam ne demek?
Çocuğun duygusal tepkisinin sürekli yanlış, abartılı ya da yersiz bulunduğu bir ortam. Bu, kötü niyetli bir aile anlamına gelmiyor. Mizaç ile ortam arasındaki uyumsuzluk da aynı sonucu üretebiliyor.
Her tabloda travma var mı?
Yok. Travma öyküsü bu tabloda genel nüfusa göre sık görülüyor ancak zorunlu bir bileşen değil. Travma öyküsü bulunmayan tablolar da var.
Yaşla birlikte ne değişiyor?
Dürtüsellik, kendine zarar verme ve kriz sıklığı gibi davranışsal belirtiler orta yaşa doğru belirgin biçimde azalıyor. İlişki kurmadaki güçlükler ise daha uzun sürebiliyor.
Çalışabiliyor mu?
Çalışabiliyor. İş yaşamındaki zorluk çoğu zaman yetkinlikle değil, ilişkisel dalgalanma ve kriz dönemleriyle ilgili. Öngörülebilir bir iş düzeni bu tabloda belirgin biçimde koruyucu.
Ebeveyn olabilir mi?
Olabiliyor. Belirleyici olan tanı değil, tedavi altında olup olmaması ve duygu düzenleme becerilerinin gelişmiş olması. Bu tabloda ebeveynlik desteği ayrıca yararlı oluyor.
Kaynaklar
- Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kişilik Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
- Linehan MM, Biyososyal model ve diyalektik davranış terapisi
- Zanarini MC, Sınır kişilik bozukluğunda uzun süreli izlem çalışmaları
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Borderline Personality Disorder (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?