İçeriğe geç

17 yazı

Travma ve Dissosiyasyon

Travma olayın kendisi değil, kişinin baş etme kapasitesini aşan bir yaşantının ardından geride kalan iz. Aynı olay iki kişide farklı sonuç bırakabiliyor ve bu bir zayıflık göstergesi değil. Yaşın, önceki yaşantıların, olay sırasındaki desteğin ve olayın süresinin hepsi belirleyici.

Tepkilerin çoğu ilk haftalarda olağan. Uykusuzluk, sürekli tetikte olma, olayı zihinde tekrarlama, duygusal donukluk ve hatırlatan şeylerden kaçınma bu döneme ait. Haftalar geçtiği hâlde azalmıyor, hatta yerleşiyorsa değerlendirme gerekiyor.

Dissosiyasyon aynı ailenin bir parçası: zihnin taşıyamadığı yaşantıyı bilinçten ayırması. Bu, bir savunma. Kendine yabancılaşma, çevrenin gerçek dışı görünmesi, zaman kayıpları ve anılarda açıklanamayan boşluklar bu başlık altında.

Bu deneyimler çoğu kişide "aklımı kaçırıyorum" korkusu üretiyor ve o korku tablonun kendisinden daha yorucu olabiliyor. Oysa dissosiyatif belirtiler psikoz değil ve gerçeklik değerlendirmesi yerinde kalıyor.

Yas da bu başlık altında. Kayıp bir hastalık değil, ama bazı yas süreçleri tıkanıyor ve o zaman üzerine çalışmak gerekiyor.

Travma üzerine çalışmak olayı unutmak anlamına gelmiyor. Hedef, anının bugünü yönetmeyi bırakması. Psikoterapi bu alanda ana yöntem ve süreç zaman alıyor.

Travma sonrası tablolarda dört belirti kümesi tanımlanıyor: istemsiz olarak zihne gelen anılar, hatırlatan şeylerden kaçınma, düşünce ve duygudurumda olumsuz yönde değişim, bir de aşırı uyarılmışlık. Bunların bir aydan uzun sürmesi ve işlevi bozması değerlendirme gerektiriyor.

Çocukluk çağında ve uzun süre tekrarlanan travmalarda tablo farklı seyredebiliyor. Tek bir olaya bağlı olmadığı için kişi çoğu zaman "bende travma yok" diye düşünüyor. Duygu düzenlemede güçlük, ilişkilerde tekrar eden örüntüler ve kendilik algısındaki bozulma bu grupta öne çıkıyor.

Dissosiyatif belirtiler korkutucu ama tehlikeli değil. Kendine yabancılaşma hissi çoğu kişide yoğun stres ya da uykusuzluk dönemlerinde kısa süreli olarak zaten yaşanıyor. Sürekli hâle gelmesi altta çözülmemiş bir kaygı ya da travma olduğunu gösteriyor.

Yas da bu başlıkta. Kayıp bir hastalık değil ve yasın kendisi tedavi edilmiyor. Ancak bazı süreçler tıkanıyor: kişi aylar sonra hâlâ kaybı kabul edemiyor, günlük yaşamına dönemiyor ya da tam tersine hiç yas tutamıyor. Bu durumlarda destek almak yerinde.

Travma çalışmasında acele edilmiyor. Önce güvenlik ve dayanma kapasitesi kuruluyor, ancak ondan sonra anının kendisine yaklaşılıyor. Sıranın bozulması süreci zorlaştırıyor.

Not. Şu an süren bir tehlike varsa, aile içi şiddet ya da istismar gibi, öncelik terapi planlamak değil güvenliği sağlamak. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleriniz varsa gecikmeden 112'yi arayın.