İçeriğe geç

Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Kişilik bozukluklarının altında ne yatıyor? Mizaç, erken dönem bakım ilişkisi, travma, aile ortamı ve toplumsal etkenlerin nasıl bir araya geldiği.

İçindekiler 10 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Bu soruyu soran kişilerin çoğu bir açıklama arıyor. Bir kısmı kendisi için, bir kısmı bir yakını için.

Baştan söylenmesi gereken şey şu: tek bir neden yok ve çoğu tabloda tek bir olay da yok.

Bugünkü anlayış, doğuştan gelen bir yapının, erken dönem deneyimleriyle birlikte şekillendirdiği bir örüntüyü tanımlıyor.

Tablonun nasıl ortaya çıktığını kişilik bozukluğu nasıl ortaya çıkar, kalıtsal bileşeni ise kişilik bozukluğu genetik mi yazısında ayrıca ele aldım.

Mizaç

Çocuklar birbirinden farklı doğuyor ve bu fark ebeveyn tutumundan önce var.

Mizaç, doğuştan gelen tepki verme eğilimi. Ölçülebilen boyutları şunlar: uyaranlara verilen tepkinin şiddeti, yeni durumlara uyum hızı, duygunun yatışma süresi, etkinlik düzeyi ve dürtüsellik.

Bu özellikler kişilik bozukluğunun nedeni değil. Ancak zemin oluşturuyorlar.

Belirleyici olan mizacın kendisi değil, karşılanma biçimi.

Duyguları yoğun yaşayan ve zor yatışan bir çocuk, bu duyguların adlandırıldığı ve düzenlenmesine yardım edildiği bir ortamda büyüdüğünde farklı bir yere gidiyor. Aynı çocuk, duygularının geçersiz kılındığı bir ortamda büyüdüğünde farklı bir yere.

Bu uyum meselesi, alanyazında en çok üzerinde durulan noktalardan biri.

Erken Dönem Bakım İlişkisi

Erken dönemde kurulan bakım ilişkisi, kişinin kendisine, başkalarına ve dünyaya dair temel beklentisini oluşturuyor.

Bu beklenti bilinçli bir bilgi olarak değil, bir tepki biçimi olarak yerleşiyor.

Zemin oluşturan durumlar şunlar.

Öngörülemeyen bakım. İhtiyacın bazen karşılanıp bazen karşılanmaması. Tutarlı bir yokluk bile, tutarsız bir varlıktan daha az kaygı üretebiliyor.

Duygunun geçersiz kılınması. Çocuğun hissettiğinin sürekli reddedilmesi ya da abartılı bulunması. Bu, duygu düzenleme güçlüğüyle giden tablolarda özellikle üzerinde durulan bir etken.

Aşırı denetim. Çocuğun kendi kararlarını hiç veremediği bir ortam.

Aşırı serbestlik ve sınırsızlık.

Koşullu sevgi. Değerin performansa ya da uyuma bağlanması.

Duygusal yokluk. Fiziksel olarak var olan ancak duygusal olarak ulaşılamayan bir bakım verenin bulunması.

Rollerin tersine dönmesi. Çocuğun ebeveynine bakım vermek zorunda kalması.

Burada önemli bir uyarı gerekiyor: bunların hiçbiri tek başına bir tabloyu açıklamıyor ve bu liste ailelerin suçlanması için değil.

Travma ve Zorlayıcı Yaşantılar

Bazı kişilik örüntülerinde travma öyküsü belirgin biçimde sık, bazılarında ise böyle bir öykü bulunmuyor.

Sık ilişkilendirilen deneyimler şunlar: fiziksel, duygusal ve cinsel istismar, ihmal, ev içi şiddete tanıklık, erken kayıplar, ebeveynde tedavi edilmemiş ruhsal hastalık ya da madde kullanımı.

Alanyazındaki temel bulgu şu: belirleyici olan tek bir olay değil, zorlayıcı etkenlerin sayısı ve süresi.

Ayrıca aynı deneyimi yaşayan kişilerin bir bölümünde tablo gelişmiyor. Bunu belirleyen şey koruyucu etkenler. En güçlüsü, çocuklukta güvenilir bir yetişkin ilişkisinin bulunması.

Aile Ortamı

Süregiden çatışma. Tekrarlayan ve çözülmeyen anlaşmazlıklar.

Öngörülemezlik. Aynı davranışa her seferinde farklı tepki verilen bir ortam.

Duyguların konuşulmaması. Duygu sözcüklerinin edinilememesi.

Modelleme. Ebeveynde benzer bir örüntünün bulunması. Bu, kalıtsal bir aktarımdan çok, öğrenilmiş bir tepki biçimi olarak da işliyor.

Kuşaklar arası aktarım. Bir kuşakta çözülmemiş örüntülerin bir sonrakine taşınması.

Biyolojik Bileşen

Kişilik örüntülerinin biyolojik bir bileşeni de tanımlanıyor.

Kalıtsal yatkınlık. İkiz çalışmaları belirli bir kalıtsal bileşen olduğunu gösteriyor. Bu başlığı kişilik bozukluğu genetik mi yazısında ayrıntılı ele aldım.

Duygu düzenleme sistemleri. Bazı tablolarda duygusal tepkinin daha hızlı yükseldiği ve daha yavaş yatıştığı gösteriliyor.

Dürtü kontrolü. Dürtüselliğin öne çıktığı örüntülerde ilgili sistemlerde farklılıklar tanımlanıyor.

Erken stres maruziyeti. Uzun süreli erken stresin gelişmekte olan sistemler üzerinde etkisi olduğu biliniyor.

Bu bulgular, tablonun bir tercih ya da karakter zayıflığı olmadığını gösteriyor.

Toplumsal ve Kültürel Etkenler

Bu başlık daha az konuşuluyor ancak önemli.

Kültürel bağlam. Bir davranışın olağan sayılıp sayılmadığı kültüre göre değişiyor. Tanı ölçütleri, kişinin kültürel çevresi göz önünde bulundurularak değerlendiriliyor.

Toplumsal cinsiyet beklentileri. Aynı davranış kadınlarda ve erkeklerde farklı yorumlanabiliyor. Bu, bazı tanılardaki cinsiyet dağılımı farkının bir bölümünü açıklıyor.

Göç, yerinden edilme ve süregiden yoksunluk.

Bu etkenler bir neden listesinden çok, tanının nasıl konduğunu etkileyen bağlam olarak önem taşıyor.

Bir Model Olarak Bakmak

Alanda yaygın kabul gören yaklaşım şu: yatkınlık ve zorlanma birlikte çalışıyor.

Kişi belirli bir yatkınlıkla doğuyor. Bu yatkınlık, zorlayıcı deneyimlerle karşılaştığında örüntü yerleşiyor. Yatkınlığın düşük olduğu bir kişide aynı deneyim aynı sonucu üretmiyor. Yatkınlığın yüksek olduğu bir kişide de destekleyici bir ortam tabloyu önleyebiliyor.

Bu model, iki uçtan da uzaklaştırıyor.

Ne “tümüyle genetik, değişmez” ne de “tümüyle ailenin hatası”.

Nedeni Bilmek Ne Değiştiriyor

Bu soruya gerçekçi bir cevap vermek gerekiyor.

Nedeni bilmek yaklaşımı biçimlendiriyor. Duygunun geçersiz kılındığı bir geçmişte, terapide duyguya alan açmak öncelikli hâle geliyor. Travma öyküsü varsa, çalışma o alanı da kapsıyor.

Ancak nedeni bilmek zorunlu değil. Kişilerin bir bölümünde net bir kaynak bulunamıyor ve çalışma yine yürütülüyor.

Ayrıca bir risk var: neden arayışının bir suçlu arayışına dönüşmesi. Bu, çoğu zaman süreci ilerletmiyor.

Odak geçmişi çözmek değil, bugünkü örüntüyü değiştirmek.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta neden arayışının bir suçlu arayışına dönüşmemesine dikkat ediyorum, çünkü “ailem yüzünden” noktasında kalan bir çalışma bugünü değiştirmiyor. Geçmişi, bugünkü örüntünün nereden geldiğini anlamak için ele alıyorum. Kimseden ailesini sorumlu tutmasını ya da tersine geçmişini görmezden gelmesini istemiyorum.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • İlişkileriniz farklı kişilerle benzer biçimde sonlanıyorsa
  • Aynı tepkiyi işe yaramadığı hâlde tekrarladığınızı fark ediyorsanız
  • Duygularınızı düzenlemekte belirgin biçimde zorlanıyorsanız
  • Kendinize dair algınız sürekli dalgalanıyorsa
  • İş ve sosyal yaşamınız süregiden bir örüntü nedeniyle etkileniyorsa
  • Çocukluk döneminde zorlayıcı yaşantılarınız olduysa ve etkisini taşıdığınızı düşünüyorsanız
  • Tabloya çökkünlük, kaygı ya da madde kullanımı eşlik ediyorsa
  • Kendine zarar verme davranışı varsa, bu durumda beklemeden başvurmak gerekiyor

Tanı bir etiket değil, çalışma haritası. Bireysel terapi sayfasında sürecin nasıl kurulduğunu anlattım.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişilik bozukluğunun tek bir nedeni var mı?

Yok. Bugünkü anlayış, doğuştan gelen mizaç ile erken dönem deneyimlerinin birlikte şekillendirdiği bir yapıyı tanımlıyor. Tek bir olay ya da tek bir etken bu tabloyu açıklamıyor.

Ailem suçlu mu?

Bu, en sık sorulan sorulardan biri ve cevabı basit değil. Erken dönem ilişkiler belirleyici ancak tek belirleyici değil. Mizaç, yaşam olayları ve dışarıdaki deneyimler de rol oynuyor.

Travma her zaman var mı?

Her tabloda yok. Bazı kişilik örüntülerinde travma öyküsü belirgin biçimde sık, bazılarında ise böyle bir öykü bulunmuyor.

Mizaç değiştirilebilir mi?

Mizaç büyük ölçüde kalıcı. Ancak nasıl karşılandığı sonucu belirliyor. Aynı hassas mizaç, uygun bir ortamda duyarlılığa, zorlayıcı bir ortamda ise kırılganlığa dönüşebiliyor.

Nedeni bilmek tedaviyi değiştiriyor mu?

Yaklaşımı biçimlendiriyor ancak gerekliliği abartılmamalı. Nedeni bulunamayan tablolarda da çalışma yürütülebiliyor. Odak geçmişi çözmek değil, bugünkü örüntüyü değiştirmek.

Kişilik özelliği ile bozukluk nasıl ayrılıyor?

Örüntünün yaygın, esnemeyen, süregiden ve işlevselliği bozan bir yapıda olması gerekiyor. Bu dördü birlikte bulunmadığında konu kişilik özelliği.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kişilik Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Bowlby J, Bağlanma kuramı
  3. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri CDC, Adverse Childhood Experiences (yeni sekmede açılır)
  4. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Kişilik Örüntüleri 25 yazı

İlgili yazılar