İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu başlıkta önce bir sorunu adlandırmak gerekiyor.
“Narsist” sözcüğü son yıllarda klinik bir tanı olmaktan çıkıp bir hakaret hâline geldi. Bencil davranan, dinlemeyen ya da tartışmada haksızlık eden herkes için kullanılıyor.
Bu kullanımın iki zararı var.
Gerçek tabloyu görünmez kılıyor ve etiketlenen kişiyle konuşmayı tümüyle kapatıyor.
Bu yüzden yazıya ölçütlerden başlamak gerekiyor.
Eşik Nerede
Herkeste bir miktar narsisistik özellik var ve bu olağan.
Kendine değer vermek, başarılarından memnun olmak ve takdir görmek istemek bir bozukluk değil.
Tanıdan söz edilebilmesi için dört koşulun birlikte bulunması gerekiyor.
Yaygınlık. Örüntü yaşamın birçok alanında görülüyor.
Esnemezlik. Kişi duruma göre davranışını ayarlayamıyor.
Süreklilik. Ergenlik ya da erken erişkinlikten bu yana sürüyor.
İşlevsellikte bozulma. İlişkiler, iş yaşamı ya da kişinin kendi iyilik hâli belirgin biçimde etkileniyor.
Bu eşik sanıldığından yüksek. Zor bir dönem yaşayan, bencil davranan ya da tartışmada haksızlık eden bir kişi bu tanımın içine girmiyor.
Tanı Ölçütleri
Dokuz ölçütten en az beşinin karşılanması gerekiyor.
1. Büyüklük duygusu. Kendini olduğundan önemli görme, başarılarını abartma.
2. Sınırsız başarı, güç ya da ideal ilişki düşleriyle meşguliyet.
3. Kendini özel ve eşsiz görme. Ancak belirli statüdeki kişiler tarafından anlaşılabileceğine inanma.
4. Aşırı hayranlık ihtiyacı.
5. Ayrıcalık beklentisi. Özel muamele görmeyi hak ettiğine inanma.
6. Başkalarını kullanma. İlişkileri kendi amacı için araç hâline getirme.
7. Empati eksikliği. Başkalarının duygularını tanımaya ve paylaşmaya isteksizlik.
8. Kıskançlık. Başkalarını kıskanma ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanma.
9. Küstah ve kibirli tavırlar.
Bu ölçütlerin yorumlanması uzmanlık gerektiriyor. Birkaçının bulunması tanı anlamına gelmiyor.
İki Farklı Görünüm
Bu ayrım pratikte önemli ve az biliniyor.
Büyüklenmeci görünüm. Klasik olarak bilinen tablo. Dışarıdan görünen bir üstünlük duygusu, kendine güven, dikkat çekme ve ayrıcalık beklentisi.
Kırılgan görünüm. Dışarıdan tümüyle farklı görünüyor. Üstünlük duygusu açıkça sergilenmiyor. Bunun yerine aşırı duyarlılık, içe kapanma, sürekli kıyaslama, eleştiriye karşı yoğun tepki ve gizli bir hak ediş duygusu öne çıkıyor.
Bu ikinci grup çoğu zaman fark edilmiyor. Kişi dışarıdan çekingen ve kırılgan görünüyor.
Ancak iki görünümün altında ortak bir yapı var: kendi değerine dair kırılgan bir zemin ve bunu dışarıdan gelen onayla ayakta tutma ihtiyacı.
Altındaki Kırılganlık
Bu bölüm, tablonun en yanlış anlaşılan yanı.
Dışarıdan bakıldığında yüksek bir özgüven görünüyor. Klinik tablo ise bunun tersini gösteriyor.
Kendi değerine dair değerlendirme, dışarıdan gelen onaya bağlı hâle gelmiş durumda. Onay geldiğinde değer yükseliyor, gelmediğinde çöküyor.
Bu yapı, birkaç davranışı açıklıyor.
Eleştiriye karşı orantısız tepki. Küçük bir eleştiri, değerin tümüne yönelmiş bir saldırı gibi yaşanıyor.
Sürekli onay arayışı.
Kıyaslama. Değer, karşılaştırmalı olarak ölçülüyor.
Hatayı kabul edememe. Hata, kişinin değersizliğinin kanıtı gibi okunuyor.
Bu, davranışı meşrulaştırmıyor. Ancak neden bu kadar dirençli olduğunu açıklıyor.
Empati Meselesi
“Empati yok” ifadesi yaygın ancak tam olarak doğru değil.
Empati iki bileşenden oluşuyor.
Bilişsel empati. Karşı tarafın ne düşündüğünü ve hissettiğini anlayabilme. Bu, tabloda çoğu zaman korunmuş ve hatta gelişmiş olabiliyor. Kişi ne yapıldığında karşı tarafın nasıl etkileneceğini biliyor.
Duygusal empati. Karşı tarafın duygusunu paylaşabilme ve buna göre davranışını değiştirme. Zorlanılan alan burası.
Bu ayrım, dışarıdan çelişkili görünen davranışları açıklıyor: kişi ne yaptığını biliyor ancak bu bilgi davranışını değiştirmiyor.
Nedenler
Tek bir neden yok.
Mizaç. Duyarlılık ve tepkisellik düzeyi.
Erken dönem deneyimleri. Bu alanda iki karşıt yol tanımlanıyor.
Birincisi aşırı ve koşullu değer verme: çocuğun başarıları üzerinden yüceltilmesi ve değerin performansa bağlanması.
İkincisi tersi: soğuk, eleştirel ya da değer görmeyen bir ortam. Bu tabloda üstünlük duygusu, bir savunma olarak gelişiyor.
İkisi de aynı yere çıkabiliyor: değerin kendi içinden değil dışarıdan geldiği bir yapı.
Koşullu sevgi. Değerin performansa ya da uyuma bağlanması.
Kültürel etkenler. Başarı, görünürlük ve karşılaştırmanın öne çıktığı bir ortam bu eğilimi besleyebiliyor.
Nedenleri kişilik bozukluğu nedenleri yazısında ayrıntılı ele aldım.
Nasıl Bir Yaşam Seyri İzliyor
Erken erişkinlik. Belirtiler en görünür dönem. Başarı arayışı ve rekabet öne çıkıyor.
Orta yaş. Bu tabloda kritik dönem. Beklenen başarıya ulaşılamaması, yaşlanma ve statü kaybı, altta yatan kırılganlığı açığa çıkarabiliyor. Bu dönemde çökkünlük tablosu sık görülüyor.
İleri yaş. Kayıplar ve azalan görünürlük, tabloyu ağırlaştırabiliyor.
Başvuru genellikle bu kırılma noktalarında oluyor. Kişi tablonun kendisi için değil, bir ilişkinin bitmesi, iş kaybı ya da çökkünlük için başvuruyor.
Tedavi
Bu tabloda psikoterapiyle çalışılabiliyor ancak birkaç zorluk var.
Başvuru güçlüğü. Kişi sorunu genellikle kendinde görmüyor.
Terapi ilişkisinde örüntünün ortaya çıkması. Değerlendirilme ve eleştiri algısı terapi içinde de yaşanıyor. Bu bir engel değil, çalışılan asıl malzeme ancak süreci dalgalı hâle getiriyor.
Bırakma oranı yüksek. Özellikle kırılganlığa dokunulan dönemlerde.
Çalışılan alanlar şunlar: kendi değerinin dışarıdan gelen onaya bağlı olması, eleştiriye verilen tepki, ilişkilerdeki karşılıklılık, hata ve sınırlarla ilişki kurabilme.
İlaç tedavisi tablonun kendisi için değil, eşlik eden çökkünlük ve kaygı için kullanılıyor ve karar hekime ait.
Etiket Kullanımının Zararı
Bu bölümü tekrar etmek gerekiyor.
Bir partneri, ebeveyni ya da yöneticiyi bu tanıyla adlandırmak yaygın hâle geldi.
Bunun üç zararı var.
Çoğu zaman yanlış. Ölçütler karşılanmıyor ve zor davranış ile tanı aynı şey değil.
Konuşmayı kapatıyor. Etiketlenen kişi savunmaya geçiyor ve o noktadan sonra hiçbir şey konuşulamıyor.
Asıl sorunu görünmez kılıyor. İlişkideki gerçek sorun, bir tanı adının arkasında kayboluyor.
İşleyen yaklaşım şu: tanı yerine davranış konuşulmalı. Rahatsız eden şey bir davranışsa, konu o davranıştır.
Bu başlıkları narsisistik kişilik örüntüsü olan kişilerle ilişki ve bir narsistle nasıl konuşulur yazılarında ayrıntılı ele aldım.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta gelen kişilerin çoğu kendisi için değil bir yakını için bir tanı arayışıyla geliyor. Tanı tartışmasını erken kapatıyorum, çünkü etiket hiçbir ilişkiyi düzeltmiyor ve konuşmayı bitiriyor. Kişinin kendisiyle çalıştığımda odağım değerin dışarıdan gelen onaya bağlı olması. Kimseye internetten okunan ölçütlerle tanı koymuyorum.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Kendi değerinizi tümüyle dışarıdan gelen onaya bağladığınızı fark ediyorsanız
- Eleştiriye verdiğiniz tepki orantısız geliyorsa
- İlişkileriniz benzer bir örüntüyle tekrar tekrar bozuluyorsa
- Başarı ya da statü kaybı sonrası çökkünlük yaşadıysanız
- İş yaşamınızda tekrarlayan çatışmalar varsa
- Bir yakınınızla ilişkiniz sürdürülemez hâle geldiyse
- Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslarken buluyorsanız
- Çökkünlük belirtileri iki haftayı aştıysa
Yakınınızda bu örüntü varsa asıl mesele onu değiştirmek değil, sizin nasıl duracağınız. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kendini beğenen herkes narsist mi?
Değil. Özgüven, kendini beğenme ve bencillik ayrı şeyler. Tanı için örüntünün yaygın, esnemeyen, süregiden ve işlevselliği bozan bir yapıda olması gerekiyor. Bu eşik sanıldığından yüksek.
Tanı ölçütleri neler?
Büyüklük duygusu, sınırsız başarı ve güç düşleri, kendini özel görme, aşırı hayranlık ihtiyacı, ayrıcalık beklentisi, başkalarını kullanma, empati eksikliği, kıskançlık ve küstah tavırlar. Dokuz ölçütten en az beşi gerekiyor.
Kırılgan narsisizm ne demek?
Tablonun daha az bilinen görünümü. Büyüklük dışarıdan görünmüyor. Bunun yerine aşırı duyarlılık, içe kapanma, sürekli kıyaslama ve eleştiriye karşı yoğun tepki öne çıkıyor.
Empati hiç yok mu?
Tümüyle yok değil. Bilişsel olarak karşı tarafın ne düşündüğünü okuyabiliyor ancak duygusal olarak paylaşmakta zorlanıyor. Bu ayrım, davranışları anlamlandırmayı kolaylaştırıyor.
Tedavi ediliyor mu?
Psikoterapiyle çalışılabiliyor. Ancak başvuru genellikle tablonun kendisi için değil, eşlik eden çökkünlük, ilişki kaybı ya da iş sorunları için oluyor.
Partnerime bu tanıyı koyabilir miyim?
Koyamazsınız ve koymamalısınız. Bu tanı kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor. Ayrıca etiket, ilişkideki sorunu çözmüyor ve konuşmayı tümüyle kapatıyor.
Kaynaklar
- Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kişilik Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
- Amerikan Psikoloji Derneği APA, Personality (yeni sekmede açılır)
- Dünya Sağlık Örgütü WHO, ICD-11, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?