İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu tabloda en dikkat edilmesi gereken şey, olağan bir insan ihtiyacıyla klinik bir tabloyu karıştırmamak.
Birine ihtiyaç duymak, destek almak ve yakınlık kurmak bir bozukluk değil. İnsan ilişkilerinde karşılıklı bağımlılık olağan ve sağlıklı.
Ayrımı yapan şey ihtiyacın kendisi değil, yaygınlığı ve işlevselliği ne kadar bozduğu.
Tanım
Bağımlı kişilik bozukluğu, bakılma ihtiyacının belirgin olması, buna bağlı boyun eğici davranış ve ayrılık korkusuyla tanımlanıyor.
Tanı için sekiz ölçütten en az beşinin karşılanması gerekiyor.
1. Gündelik kararları başkalarının onayı olmadan verememe.
2. Yaşamının önemli alanlarında sorumluluğu başkalarına devretme.
3. Onaylanmama korkusuyla karşı çıkmakta zorlanma.
4. Kendi başına bir işi başlatmakta ya da yürütmekte güçlük. Bu güçlük yeteneksizlikten değil, kendi yargısına güvenmemekten kaynaklanıyor.
5. Bakım ve destek almak için hoşuna gitmeyen şeyleri yapmaya gönüllü olma.
6. Yalnız kaldığında rahatsızlık ve çaresizlik duyma.
7. Bir ilişki bittiğinde hemen yeni bir ilişki arayışına girme.
8. Kendi başına bırakılma konusunda gerçekçi olmayan biçimde meşgul olma.
Kültürel Bağlam
Bu ayrım, bu tabloda özellikle kritik.
Ailelerin birlikte karar aldığı, gençlerin uzun süre aile içinde kaldığı ve bireysel özerkliğin öne çıkmadığı toplumlarda, kültürel bir davranış bu tanıyla karıştırılabiliyor.
Aynı davranış bir toplumda uyum, bir başkasında patoloji olarak okunabiliyor.
Tanı için ayırt edici olan şu: davranışın kişinin kendi kültürel çevresinde de olağandışı olması ve kişide belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellik kaybı üretmesi.
Bu ayrım yapılmadığında tanı bir etiket hâline geliyor.
Nasıl Görünüyor
Karar alanında. En küçük kararlarda bile onay arama. Ne giyeceğine, nereye gideceğine, ne yiyeceğine karar veremeyip başkasına sorma.
İlişkilerde. Karşı çıkamama, kendi isteğini söyleyememe, ilişkiyi kaybetmemek için sürekli uyum sağlama.
İş yaşamında. Sorumluluk almaktan kaçınma, inisiyatif kullanamama, yetkinliğinin altında bir pozisyonda kalma.
Yalnızlıkta. Tek başına kalmakta belirgin zorlanma. Bu, can sıkıntısı değil, çaresizlik duygusu.
İlişki bitiminde. Ayrılığın ardından hızla yeni bir ilişki kurma. Bu, yeni kişiye duyulan ilgiden çok, yalnız kalamama ile ilgili.
Kendine dair algıda. Yalnız başına baş edemeyeceğine dair yaygın bir inanç. Bu inanç, tablonun merkezinde yer alıyor.
Neyle Karıştırılıyor
Sevgi ve yakınlık. Sağlıklı bir ilişkide de karşılıklı destek var. Fark, kişinin kendi kararlarını verebilme ve yalnız kalabilme kapasitesinde.
Çekingen kişilik bozukluğu. İkisinde de reddedilme korkusu var. Fark şu: çekingen örüntüde kişi ilişki kurmaktan kaçınıyor. Bağımlı örüntüde ise ilişki kuruluyor ve kaybetmemek için her şey yapılıyor.
Sınır kişilik örüntüsü. İkisinde de terk edilme kaygısı var. Fark tepkide. Sınır örüntüsünde tepki öfke ve dalgalanma biçiminde. Bu tabloda ise boyun eğme ve uyum sağlama biçiminde.
Depresyon. Çökkünlük dönemlerinde karar verememe ve bağımlılık artıyor. Fark, bu tablonun süregiden ve bir dönemle sınırlı olmaması.
Kaygı bozuklukları. Güvence arama örüntüsü örtüşebiliyor.
Ağır tıbbi tablolar. Gerçek bir bakım ihtiyacının bulunduğu durumlar bu tanının dışında kalıyor.
Nedenler
Mizaç. Yüksek kaygı yatkınlığı ve düşük heyecan arayışı.
Aşırı koruyucu ebeveynlik. Bu, bu tabloyla en tutarlı ilişkilendirilen zemin. Zorluktan tümüyle korunan bir çocukta baş etme deneyimi oluşmuyor ve kendi kapasitesine dair bir bilgi edinilmiyor.
Otoriter ebeveynlik. Kendi kararını vermesine hiç izin verilmeyen bir çocuk, karar verme becerisini geliştiremiyor.
Kaygılı ebeveyn. Sürekli tehlike vurgusu yapan bir ortamda, dünya tek başına baş edilemeyecek bir yer olarak kodlanıyor.
Çocuklukta ağır hastalık. Uzun süreli bakım gerektiren tablolar.
Erken kayıplar ve ayrılıklar.
Kültürel ve toplumsal beklentiler. Özellikle bazı toplumsal cinsiyet rollerinin bağımlılığı olağanlaştırdığı ortamlar.
Riskli İlişkiler
Bu başlık ayrıca yazılmayı hak ediyor, çünkü bu tablodaki en önemli risk alanı.
Yalnız kalma korkusu, ilişkinin niteliğinden daha ağır basıyor.
Bunun sonucu şu oluyor: örseleyici, aşağılayıcı ya da şiddet içeren ilişkilerde kalma riski belirgin biçimde yüksek.
Ayrılmayı düşünmek bile taşınamaz bir kaygı üretiyor ve kişi ilişkideki zararı görmezden geliyor.
Bu tabloda karşı taraf da bazen bu düzeni sürdürüyor. Karar veren, denetleyen ve gerekli olan konumda kalmak, bazı ilişkilerde bir işlev görüyor.
Bu nedenle bu tabloda güvenlik değerlendirmesi ayrıca yapılıyor. Şiddetin bulunduğu durumlarda öncelik güvenlik. Bu başlığı toksik ilişki nedir yazısında ele aldım.
Tedavi
Bu tabloda tedaviye yanıt, kişilik bozuklukları içinde görece iyi bulunuyor.
Çalışılan alanlar şunlar.
Karar verme. Küçük ve sonuçları düşük kararlardan başlayarak kademeli ilerleme. Bu, sürecin merkezinde yer alan çalışma.
Kendi yargısına güven. Kararların sonucunu görmek, kapasiteye dair yeni bir bilgi üretiyor.
Yalnız kalabilme. Kısa ve taşınabilir sürelerden başlayarak.
Karşı çıkabilme. Kendi isteğini söyleyebilme ve hayır diyebilme.
Sorumluluk alma. Devredilen alanların kademeli olarak geri alınması.
Kendi yaşam alanının kurulması. İlgi alanları, arkadaşlıklar ve ilişki dışı bir yaşam.
Riskli ilişkilerin değerlendirilmesi.
İlaç tedavisi. Kişilik örüntüsünün kendisi için değil, eşlik eden kaygı ve çökkünlük için kullanılıyor. Karar hekime ait.
Tedavideki Özel Risk
Bu tabloda kendine özgü bir risk var ve baştan konuşulması gerekiyor.
Bağımlılık örüntüsü terapi ilişkisinde de ortaya çıkabiliyor.
Kişi kararlarını terapiste devretmeye çalışabiliyor. Terapistin bu konuma geçmesi, örüntüyü sürdürüyor ve süreci anlamsızlaştırıyor.
Bu nedenle çerçevenin en baştan kurulması gerekiyor: kararlar kişiye ait, terapistin işi karar vermek değil.
Ayrıca sonlandırma aşaması bu tabloda ayrıca planlanıyor. Ani bir sonlandırma, terk edilme deneyimi olarak yaşanabiliyor. Aralık kademeli olarak açılıyor.
Yakınları İçin
Onun yerine karar vermeyin. Bu, en iyi niyetli ve en çok engelleyen davranış. Sürekli karar verilen bir kişi, kendi kapasitesini hiç deneyimleyemiyor.
Sorulduğunda hemen cevap vermeyin. “Sen ne düşünüyorsun” sorusuyla karşılık vermek, karar verme deneyimi üretiyor.
Küçük kararları ona bırakın. Sonuçları düşük olan kararlardan başlayarak.
Hataya izin verin. Yanlış bir karar ve sonucunu yaşamak, öğretici oluyor. Sürekli önlemek, örüntüyü sürdürüyor.
Kendi alanınızı koruyun. Bu ilişkilerde yük tek tarafta birikiyor ve zamanla tükenme üretiyor.
Gerekli olmayı bir işlev hâline getirmeyin. Bu, karşı tarafın da farkında olmadan sürdürebildiği bir düzen.
Sınır koyun. Sınırsız bir düzen iki tarafı da tüketiyor.
Terapiye Yaklaşımım
Bu tabloda çerçeveyi en baştan kuruyorum: kararlar kişiye ait ve benim işim karar vermek değil. Bunu belirtmek gerekiyor, çünkü örüntü terapi ilişkisinde de kendini kuruyor ve fark edilmezse süreç anlamsızlaşıyor. Riskli ilişkileri erken değerlendiriyorum, çünkü bu tabloda yalnız kalma korkusu ilişkideki zararın önüne geçiyor. Kimseden bağımsız olmasını istemiyorum, hedef karar verebilmek.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Gündelik kararları tek başınıza veremiyorsanız
- Yalnız kalmak taşınamaz bir kaygı üretiyorsa
- Kendi isteğinizi söylemekte belirgin biçimde zorlanıyorsanız
- Bir ilişki bittiğinde hemen yenisini aramak zorunda hissediyorsanız
- Kötü olduğunu bildiğiniz bir ilişkiden çıkamıyorsanız
- İş yaşamınızda sorumluluk almaktan kaçınıyorsanız
- Tabloya kaygı ya da çökkünlük belirtileri eşlik ediyorsa
- İlişkinizde kontrol, aşağılama ya da şiddet varsa, bu durumda öncelik güvenlik
Karar vermeyi başkasına bırakmak bir süre sonra kendi sesinizi duymayı zorlaştırıyor. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Birine ihtiyaç duymak hastalık mı?
Değil. İnsan ilişkilerinde karşılıklı bağımlılık olağan. Tanıdan söz edilebilmesi için bakılma ihtiyacının yaygın, aşırı ve işlevselliği bozan bir yapıda olması gerekiyor.
Kültürel farklar tanıyı etkiliyor mu?
Etkiliyor ve bu ayrım kritik. Aileye bağlılığın ve ortak karar almanın olağan sayıldığı toplumlarda, kültürel bir davranış bu tanıyla karıştırılabiliyor.
En belirleyici özellik ne?
Karar verememek ve sorumluluğu başkasına devretmek. Bunun altında yalnız başına baş edemeyeceğine dair yaygın bir inanç bulunuyor.
Neden kötü ilişkilerden çıkamıyor?
Yalnız kalma korkusu, ilişkinin niteliğinden daha ağır basıyor. Bu tabloda örseleyici ilişkilerde kalma riski belirgin biçimde yüksek ve bu, üzerinde durulması gereken bir başlık.
Tedavi ediliyor mu?
Ediliyor. Karar verme, sorumluluk alma ve yalnız kalabilme alanlarında kademeli çalışma yürütülüyor. Bu tabloda tedaviye yanıt görece iyi bulunuyor.
Terapide de bağımlılık gelişir mi?
Bu, bilinen bir risk. Terapistin karar veren konuma geçmesi örüntüyü sürdürüyor. Bu yüzden çerçevenin baştan kurulması ve kararların kişiye bırakılması gerekiyor.
Kaynaklar
- Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kişilik Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
- Dünya Sağlık Örgütü WHO, ICD-11, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
- Amerikan Psikoloji Derneği APA, Personality (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?