Depersonalizasyon bozukluğu, kendinden uzaklaşma, kendine yabancılaşma ve kendini üçüncü bir şahıs olarak izleme durumu şeklinde ifade edilmektedir. Özellikle halk arasında kendine yabancılaşma durumu olarak bilinen depersonalizasyon bozukluğu, kişiliğini yitirme, duyarsız olma, kendi bedenini yanlış algılama ya da algılama bozukluğu olarak da ifade edilmektedir. Çoğu zaman çocukluk döneminde yaşanan çeşitli problem ve travmalara dayanan bu psikolojik rahatsızlık, yetişkinlik döneminde ortaya çıkmakta ve derealizasyon ile beraber anılmaktadır.

Derealizasyon ise gerçek dışı bir hal alma, gerçeğe karşı yabancılaşma, gerçek ile alakasız duygular deneyimleme şeklinde tanımlanmaktadır. Gerçeğe yabancılaşma / kendine yabancılaşma adı altında derealizasyon ve depersonalizasyonu beraber görebilmek mümkündür.

Depersonalizasyon Bozukluğu Nedenleri

Depersonalizasyon bozukluğu nedenleri, pek çok duruma ya da olaya dayanabilmektedir. Psikolji literatüründe üzerinde en çok durulan depersonalizasyon bozukluğu nedenleri ise; anksiyete ve aktif stres tepkisi, stres – tepki hiper uyarımı, ilaçların yan etkileri ile hipoventilasyon ve hiperventilasyondur.

Depersonalizasyon bozukluğu belirtileri genellikle aşırı stres ile alakalı belirtilerdir. Bu durum, aşırı derecede endişeli olmanın sonucu olan stresi de kapsamaktadır. Öte yandan devamlı olarak artan stres durumu, depersonalizasyon bozukluğunun en büyük nedeni olarak gösterilmektedir.

Bireyin kısa süreli bir korku yaşaması halinde stres – tepki hiper uyarım sistemi iyi bir şekilde çalışmaktadır. Fakat stres tepkileri oldukça sık ya da dramatik bir şekilde görüldüğünde belirtilerin, sorunların ve anomalilerin her türlüsü hakkında tecrübe kazanılmasına neden olacak yarı acil durumuna, diğer bir deyişle stres – tepki hiper uyarımına maruz kalınabilmektedir. Depersonalizasyon bozukluğu belirtileri de, bu duruma örnek olarak gösterilmektedir.

Hiperventilasyon ve hipoventilasyon da bu rahatsızlığın nedenlerinden bir diğeridir. Örneğin; yer altında çok derine inildiğinde yeterli oksijen alınamazken (hipoventilasyon), bu durum kandaki CO2 düzeyinde düşüş yaşanmasına ve duyarsızlık hissinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Depersonalizasyon bozukluğu ayrıca kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bireyin kullandığı ilaç nedeniyle kendisine karşı yabancılaştığını hissetmesi halinde, doktoruna müracaat ederek bu durumu bildirmesi ve terapi ya da tedavi yönteminin yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Depersonalizasyon Bozukluğu Belirtileri

Aynı zamanda psikolojik bir rahatsızlık olan depersonalizasyon bozukluğu, çeşitli semptomların görülmesi ile anlaşılabilmektedir. Bireyin kendisini gerçeklikten kopmuş gibi hissetmesi, gerçekliğe temas edememesi, kendini rüya gibi bir durumun içerisinde hissetmesi, gerçeğin bir parçası olmaması, bedenini değişmiş hissetmesi, bedeninden ayrılarak başka bir kişi gibi dışarıdan bedenini izlemesi ya da hayatta değişmiş gibi hissetmesi, depersonalizasyon bozukluğu belirtilerindendir. Tüm bunların yanı sıra kişinin bedenini kendisin değil de bir başkasınınmış gibi hissetmesi, bir zombi ya da yaratık olduğunu düşünmeye başlaması, benliksiz, robot ya da kimliksiz olduğunu düşünmesi ve içinde bulunduğu durum ve düşüncelerden kendisini soyutlamış olması yine depersonalizasyon bozukluğu belirtileri arasında yer almaktadır.

Depersonalizasyon belirtileri, anksiyetenin semptomlarından önce, bu semptomlar ile beraber, semptomlardan sonra ya da bunlardan tamamen bağımsız olarak görülebilmektedir. Kendisine bu belirtiler ile müracaat eden bireyler için uygun tedaviyi başlatan psikologlar, öncelikle bu bozukluğun nedenini tespit etmekte ve buna göre bir tedavi yöntemi uygulamaktadır.