İnsanların büyük bir çoğunluğu, kimseye “hayır” diyemediğinden şikayetçi olmaktadır. Konu ile alakalı olarak bazı görüşlerde bulunan uzmanlar, bireyin hayır diyememesinin genellikle karşısındaki ile ilişkilerinin zayıflayacağı endişesinden kaynaklandığını ifade etmektedir. Günümüzde ise yapısal bir sorun olarak değerlendirilen “hayır diyememek”, insanın yaşamını olumsuz yönde etkileyen bir sorundur.

Hayır Diyememek Hastalık mı?

Hayır diyememek bir hastalık değil, yapısal sorun olarak değerlendirilmektedir. Hayır diyememe hastalığı diye bir hastalık olsaydı, ilaç ile tedavisi de mümkün olabilirdi. Ancak bu durum insanların yapısı ve kişilik ile alakalı bir durum olmakla beraber, ne yazık ki ilaç tedavisi bulunmamaktadır.

Fakat yine de günümüzde pek çok insan tarafından hastalık olarak telaffuz edilen hayır diyememe hastalığı, neredeyse bağımlı düzeydeki insanlarda görülen bir problemdir. Öte yandan depresyon gibi psikolojik problemlerin belirtileri arasında da değerlendirilebilen bu problem, depresyonda olan insanların inisiyatif kaybı yaşamasından kaynaklanabilmektedir. Bu durumda kolaylıkla yönlendirilebilen bu kişiler, ne yazık ki karşısında hayır diyememektedir.

Hayır Diyememenin Nedenleri

Hayır diyememenin aslında pek çok nedeni bulunmaktadır. Bunların bazıları psikolojik problemlerden kaynaklansa da, geneli kişinin yapısı ile alakalıdır. Örneğin; aşırı vicdanlı olmak, insanın çevresindekilere hayır diyememesine neden olmaktadır. Öte yandan insanın depresif bir hal içerisinde olması, hayır diyememesine bir neden olarak gösterilebilmektedir. İnsanın hayır diyememe nedeni psikolojik nedenlerden dolayı olduğunda tedavi edilebilmesi mümkündür. Fakat genel olarak yapısal bir sorun olması halinde ise bireyin bu sorunun üstesinden gelmeyi öğrenmesi gerekmektedir.

İnsanın hayır ya da evet demesi iradesi ile alakalı bir durumdur. İrade ise genellikle baskı altında tutulmaktadır. İnsanın dürtüleri ve zihnin yönlendirmesi durumunda gerçeğin ve kararın göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gereklidir. Ayrıca karar verme aşamasında insanın mümkün olduğunca kendi ile az çatışması da önemlidir. Bunun nedeni ise bazen insanın içsel ve dürtüsel talebi aşırı güçlü olabilmesidir. Otokontrol duygusu yerinde olan, herhangi birine ya da bir şeye bağlı olmayan bir kişilik ya da yapı, çocukluk döneminden itibaren bireyin anne ve babasından almış olduğu destek ile oluşabilmektedir.

Psikologdan Destek Almayı Düşündünüz mü?

Bir insanın karşısındaki kişiye hayır diyememesi ve bu durumu devamlı olarak yaşayabilmesi gibi durumlarda uygulayabileceği çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Uzmanlar tarafından tavsiye edilen yöntemlere bakılacak olursa; kişinin dürtülerinin, mantığının ve vicdanının ne dediğine kulak vermesi, etrafındaki tüm etkenlere kulak verdikten sonra kendi iradesi ile karar vermesi ve bu kararı doğru bir şekilde uygulaması, yapılabilecek en ideal şeylerdir. Fakat tüm bunlara rağmen hala karar vermekte güçlük çekiyor ya da içinde büyük bir sıkıntı hissediyorsa bir psikologdan destek alması tavsiye edilmektedir.

Bu alanda danışanlarını çeşitli terapi yöntemlerine dahil eden psikologlar, bu sayede insanların kendisiyle olan çatışmalarının önüne geçebilmekte ve sağlam bir irade elde edebilmesini sağlayabilmektedir.