İçeriğe geç

Çocuklara Kural Koyulmalı mı? Nasıl?

Çocuğa kural koymak neden gerekli, aşırı kural neden işe yaramıyor? Yaşa göre kural sayısı, sonuç ile ceza farkı ve tutarlılık.

İçindekiler 9 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Kural konusundaki tartışma çoğu zaman iki uç arasında kuruluyor: katı bir düzen mi, yoksa çocuğu kısıtlamayan özgür bir ortam mı.

Alanyazındaki bulgu bu ekseni desteklemiyor. En iyi sonuçlarla ilişkilendirilen tutum, beklentinin ve desteğin aynı anda yüksek olduğu tutum. Yani kural var, ama gerekçesiyle birlikte ve duygu için alan bırakarak.

Kuralsızlık özgürlük üretmiyor. Belirsizlik üretiyor.

Kural Ne İşe Yarıyor

Öngörülebilirlik sağlıyor. Çocuk ne olacağını bildiğinde daha güvende hissediyor. Öngörülemeyen bir ortamda çocuk sürekli tetikte kalıyor.

Sınırı deneme ihtiyacını azaltıyor. Sınırın nerede olduğu belli değilse çocuk onu bulmak için denemeye devam ediyor. Bu, çoğu evde davranış sorunu olarak okunuyor.

Öz düzenlemenin temelini kuruyor. Dışarıdan gelen düzen zamanla içselleşiyor. İçsel düzen, dışarıdan hiç düzen görmemiş bir çocukta kendiliğinden gelişmiyor.

İlişkiyi koruyor. Her şeyin her seferinde yeniden pazarlık konusu olduğu bir evde gerginlik sürekli hâle geliyor.

Az Sayıda ve Net

Ailelerin en sık yaptığı hata kural sayısını artırmak.

Her şeyin kural olduğu bir evde çocuk hangisinin gerçekten önemli olduğunu ayırt edemiyor. Sonuçta hepsi aynı torbaya giriyor ve hiçbiri ciddiye alınmıyor.

İşleyen düzen kuralları üç gruba ayırıyor.

Tartışmaya kapalı olanlar. Güvenlikle ilgili başlıklar. Yolda el tutmak, araçta emniyet kemeri, şiddet uygulamamak, nerede olduğunu bildirmek.

Konuşulabilir olanlar. Yatma saati, ekran süresi, oda düzeni, yemek alışkanlıkları.

Çocuğa ait olanlar. Kıyafet tercihi, oyuncak seçimi, ilgi alanları, arkadaş tercihi.

Bu ayrımın pratik faydası şu: tartışmaların büyük bölümü ikinci ve üçüncü gruptan çıkıyor. Bu grupları esnetmek, birinci gruptaki kuralların ağırlığını koruyor.

Kural Nasıl Konur

Önceden koyun. Davranış olduktan sonra konan kural ceza gibi algılanıyor. Önceden konuşulmuş kural ise bir anlaşma.

Gerekçesini söyleyin. “Çünkü ben öyle diyorum” cümlesi kısa vadede işliyor ancak içselleşme üretmiyor. Gerekçe verilen kural tartışılabiliyor ama keyfi görünmüyor.

Olumlu biçimde kurun. “Koşma” yerine “yürüyerek gidiyoruz”. Çocuklar olumsuz yapıları işlemekte daha çok zorlanıyor.

Somut olsun. “Uslu ol” bir kural değil. “Masada otururken kalkmıyoruz” bir kural.

Yaşa uygun olsun. Üç yaşındaki bir çocuktan yarım saat hareketsiz oturmasını beklemek, gelişimsel olarak ulaşmadığı bir noktayı istemek anlamına geliyor.

Çocuğu dahil edin. Özellikle okul çağından itibaren. Kuralın oluşumuna katılan çocuğun uyma olasılığı belirgin biçimde daha yüksek.

Az sayıda tutun. Bir seferde birkaç kuralla çalışmak, hepsini birden koymaktan daha etkili.

Ceza ile Sonuç Arasındaki Fark

Bu ayrım, disiplin konusundaki en belirleyici nokta.

Ceza çoğu zaman öfke anında konuyor, davranışla ilgisi bulunmuyor ve amacı çocuğun kötü hissetmesi. “Bir hafta oyun yok” cümlesi buna örnek.

Sonuç ise önceden biliniyor, davranışla doğrudan ilişkili ve amacı öğretmek. Oyuncağını fırlatan çocuğun o oyuncağı bir süre kaldırılması buna örnek.

Ceza kısa vadede davranışı durdurabiliyor. Ancak iki yan etkisi var: çocuk davranışı gizlemeyi öğreniyor ve ilişkide bir mesafe oluşuyor.

Sonuç ise davranış ile getirisi arasındaki bağı kuruyor ve bu bağ öğretici oluyor.

Fiziksel ceza. Bu başlıkta alanyazın net. Fiziksel ceza kısa vadede davranışı durduruyor ancak uzun vadede saldırganlığı artırıyor, ilişkiyi zedeliyor ve ruhsal sorunlarla ilişkilendiriliyor. Öğretici bir yanı bulunmuyor.

Tutarlılık

Kuralın işlemesini belirleyen tek şey içeriği değil, ne kadar tutarlı uygulandığı.

Zaman içinde tutarlılık. Aynı davranışın bazen kural sayılıp bazen görmezden gelinmesi, kuralı ortadan kaldırmıyor, yalnızca çocuğa şansını denemeyi öğretiyor.

Ebeveynler arasında tutarlılık. Çocuklar farkı hızla öğreniyor ve hangi ebeveyne ne zaman gideceğini biliyor. Bu, kuralı işlevsizleştirmenin yanı sıra eşler arasında ayrı bir çatışma üretiyor.

Ortamlar arasında tutarlılık. Evde geçerli olan kuralın misafirlikte ya da büyükanne evinde uygulanmaması yaygın bir sorun. Tümüyle aynı olması gerekmiyor ancak temel kuralların korunması gerekiyor.

Geri adım atmamak. Ağlama ya da öfke nöbeti sonrasında geri adım atmak, kuralın bu yolla değiştirilebileceğini öğretiyor. Bir kez öğrenildiğinde her seferinde deneniyor.

Duyguyu kabul etmek ile kuralı değiştirmek farklı şeyler. “Üzüldüğünü görüyorum, yine de bugün alamayacağız” cümlesi ikisini birden yapıyor.

Yaşa Göre

2-3 yaş. Kurallar çok az ve çok basit olmalı. Bu yaşta çocuk hem sınır deniyor hem de öz düzenleme becerisi henüz gelişmemiş durumda. Ortamı düzenlemek, kural koymaktan daha etkili. Ulaşılmaması gereken şeyin ulaşılamayacak yerde olması, yasaklamaktan daha az çatışma üretiyor.

4-6 yaş. Gerekçe anlaşılmaya başlıyor. Kurallar açıklanabiliyor ve sonuçlar kullanılabiliyor. Bu yaşta tutarlılık en kritik dönemde.

7-11 yaş. Adalet kavramı gelişiyor. Kuralın herkese uygulanması bu yaşta ayrıca önemli. Çocuğun kural oluşumuna katılması bu dönemde başlayabilir.

Ergenlik. Kural sayısı azalmalı ve karar payı kademeli olarak devredilmeli. Bu dönemde değişmeyen kurallar çatışmanın ana kaynağı hâline geliyor. Güvenlikle ilgili olanlar korunuyor, geri kalanlar konuşuluyor.

Sık Yapılan Hatalar

Öfkeyle kural koymak. O an konan kural genellikle orantısız oluyor ve uygulanamıyor. Uygulanamayan her kural, sonraki kuralları da zayıflatıyor.

Uygulanamayacak kural koymak. “Bir ay telefon yok” gibi cümleler genellikle birkaç gün sonra bozuluyor.

Sürekli uyarmak. Gün içinde çok sayıda uyarı alan çocuk, uyarıları duymamaya başlıyor.

Tehdit etmek ve uygulamamak. Boş tehdit, kuralın ciddiye alınmamasının en yaygın sebebi.

Sevgiyi kurala bağlamak. “Böyle yaparsan seni sevmem” cümlesi kuralı öğretmiyor, güvensizlik üretiyor.

Kuralı çocuğun kişiliğine yöneltmek. “Sen yaramazsın” ile “bu davranış kabul edilmiyor” arasındaki fark, çocuğun kendisi hakkında ne öğreneceğini belirliyor.

Ödülü aşırı kullanmak. Her uyum davranışının ödüllendirildiği bir düzende çocuk kuralları ödül için uyguluyor ve ödül kalktığında davranış da kalkıyor.

Kendi kurallarına uymamak. Yemekte telefon kullanmama kuralını koyan ve kendisi kullanan bir ebeveynin kuralı işlemiyor.

Terapiye Yaklaşımım

Aileyle çalışırken önce evdeki kural sayısını sayıyoruz, çünkü çoğu evde sorun kuralların azlığı değil, hepsinin aynı ağırlıkta savunuluyor olması. Ardından ceza ile sonuç arasındaki farkı ele alıyoruz. Ebeveynin öfke anındaki tepkisini ayrı bir başlık olarak çalışıyorum. Aileden hiç taviz vermemesini istemiyorum, tutarlılık katılık demek değil.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Kurallar konusunda evde sürekli çatışma yaşanıyorsa
  • Çocuk öfke nöbetleri sırasında kendine ya da başkasına zarar veriyorsa
  • Davranış sorunları okulda da görülüyorsa
  • Eşinizle bu konuda anlaşamıyorsanız
  • Kendinizi sürekli bağırırken buluyorsanız
  • Çocuk kuralları tümüyle reddediyor ve hiçbir yaklaşım işe yaramıyorsa
  • Fiziksel ceza uygulamaktan kendinizi alamıyorsanız

Ebeveynler arasında kural konusunda anlaşmazlık varsa çocuk ikisinin arasında kalıyor. Aile terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğa kural koymak baskı mıdır?

Değil. Kural, çocuğa dünyanın öngörülebilir olduğunu gösteriyor. Kuralsız bir ortam özgürlük değil belirsizlik üretiyor ve belirsizlik çocuklarda kaygı yaratıyor.

Kaç kural olmalı?

Az sayıda ve net. Her şeyin kural olduğu bir evde çocuk hangisinin önemli olduğunu ayırt edemiyor ve hepsi aynı ağırlığa iniyor. Güvenlik, saygı ve düzenle ilgili birkaç temel başlık yeterli.

Ceza vermek gerekli mi?

Ceza ile sonuç farklı şeyler. Önceden bilinen ve davranışla ilişkili bir sonuç öğretici oluyor. Öfke anında konan ve davranışla ilgisi olmayan ceza ise yalnızca korku ve gizleme üretiyor.

Eşimle aynı kuralları uygulamıyoruz, sorun olur mu?

Oluyor. Tutarsızlık çocukta hangi cevabın geçerli olduğu belirsizliğini üretiyor ve kuralın kendisini işlevsiz kılıyor. Kuralların çocuğun önünde değil, önceden konuşulması gerekiyor.

Kural koyunca ağlıyor, geri adım atmalı mıyım?

Ağlama sonrası geri adım atmak, kuralın ağlamayla değiştirilebileceğini öğretiyor. Duyguyu kabul etmek ile kuralı değiştirmek farklı şeyler ve ikisi aynı anda yapılabiliyor.

Kurallar yaşla birlikte değişmeli mi?

Evet. Yaş büyüdükçe karar payının kademeli olarak devredilmesi gerekiyor. Değişmeyen kurallar ergenlikte en büyük çatışma kaynağı hâline geliyor.

Kaynaklar

  1. Baumrind D, Ebeveyn tutumları ve çocuk gelişimi
  2. Amerikan Pediatri Akademisi, Discipline and Behavior (yeni sekmede açılır)
  3. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Parenting and Family Relationships (yeni sekmede açılır)
  4. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Child and Adolescent Mental Health (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Çocuk ve Ergen 67 yazı

İlgili yazılar