İçeriğe geç

Uzun İlişkilerde Cinsel İsteksizlik Sorunu

Uzun ilişkilerde cinsel istek neden azalıyor? Tıbbi ve ruhsal nedenler, kendiliğinden ve tepkisel istek farkı ve isteksizlik döngüsü.

İçindekiler 11 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Bu başlık çift terapisine en sık getirilen ancak en geç dile getirilen konulardan biri.

Geç dile getirilmesinin sebebi utanç. Sorun genellikle yıllardır sürüyor ve bu süre boyunca hiç konuşulmamış oluyor.

Konuşulmadığı için de iki taraf kendi yorumunu kuruyor. Bu yorumlar neredeyse her zaman yanlış ve neredeyse her zaman kişiselleştirilmiş oluyor.

Önce Beklenti

Uzun ilişkilerde cinsel yaşamın ilk dönemdeki gibi sürmesi beklenen bir şey değil.

İlk dönemde yenilik, belirsizlik ve keşif var. Bunlar zamanla yerini tanıdıklığa bırakıyor. Bu, bir kayıp değil, bir değişim.

Sorun değişimin kendisinde değil. Sorun, değişimin konuşulmaması ve iki tarafın bunu farklı okuması.

Ayrıca burada bir ölçüt gerekiyor: sıklık tek başına bir ölçüt değil. Belirleyici olan, taraflardan birinin ya da ikisinin bu durumdan rahatsız olup olmadığı.

İstek Nasıl Çalışıyor

Bu bölüm, çoğu çiftin hiç duymadığı ve duyduğunda rahatladığı bilgi.

İstek iki biçimde ortaya çıkıyor.

Kendiliğinden istek. Hiçbir uyaran olmadan gelen istek. İlişkilerin ilk döneminde daha baskın.

Tepkisel istek. Yakınlık başladıktan sonra oluşan istek. Yani istek önce gelmiyor, yakınlıkla birlikte doğuyor.

Uzun ilişkilerde tepkisel istek daha yaygın hâle geliyor.

Bunun bilinmemesi bir soruna yol açıyor. Kişi kendiliğinden istek duymadığında “bende bir sorun var” ya da “artık istemiyorum” sonucuna varıyor ve yakınlıktan tümüyle kaçınmaya başlıyor.

Oysa tepkisel istekte, yakınlık kurulmadan istek de gelmiyor. Kaçınma, isteğin oluşacağı alanı ortadan kaldırıyor.

Tıbbi Nedenler

Belirgin ve yeni başlayan bir isteksizlikte tıbbi değerlendirme öncelikli.

Hormonal tablolar. Tiroid işlev bozuklukları, testosteron düzeyi, prolaktin yüksekliği.

Kansızlık ve vitamin eksiklikleri.

Süregiden hastalıklar. Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kronik ağrı tabloları.

İlaçlar. Bazı antidepresanlar, tansiyon ilaçları ve doğum kontrol yöntemleri istek üzerinde etkili olabiliyor. Bu, sık karşılaşılan ve sık atlanan bir neden. İlaç değişikliği hekim kararıyla yapılıyor.

Doğum sonrası dönem. Hormonal değişim, uyku yoksunluğu ve bedensel iyileşme.

Menopoz ve andropoz dönemleri.

Ağrı tabloları. İlişki sırasında ağrı yaşanması, isteksizliğin en sık gözden kaçan nedenlerinden biri. Bu tabloda kaçınma bir tercih değil, ağrıdan korunma.

Alkol ve madde kullanımı.

Bu nedenler dışlanmadan yapılan ilişkisel çalışma eksik kalıyor.

Ruhsal Nedenler

Çökkünlük. İstek kaybı, çökkünlüğün tanımlayıcı belirtilerinden biri. Bu tabloda cinsel isteksizlik bir neden değil, bir belirti.

Kaygı. Özellikle performans kaygısı. Bir kez yaşanan bir zorluk, sonraki denemelerde kaygı üretiyor ve kaygı zorluğu büyütüyor.

Yorgunluk ve uyku yetersizliği. En sık ve en çok küçümsenen neden.

Stres. İş, ekonomik zorluk, bakım yükü.

Beden algısı. Kendi bedeninden rahatsızlık, istek üzerinde doğrudan etkili.

Travma öyküsü. Geçmişteki cinsel travma, bu alanda kaçınma üretebiliyor ve ayrı bir çalışma gerektiriyor.

Yetiştirilme biçimi. Cinselliğin utanç ve suçlulukla ilişkilendirildiği bir ortamda büyümek.

İlişkisel Nedenler

Bu grup, uzun ilişkilerde en belirleyici olanı.

Çözülmemiş çatışma. Konuşulmamış kırgınlıklar. Cinsel yaşam çoğu zaman ilişkinin genel durumunun bir göstergesi oluyor.

Duygusal mesafe. Gündelik yakınlığın kaybolduğu bir ilişkide cinsel yakınlık da azalıyor.

Öfke ve kırgınlık. Özellikle dile getirilmemiş olanlar.

Rol değişimi. Ebeveynliğe geçiş, bakım verme rolü, ev içi yükün dengesiz dağılımı.

Ortak zamanın kaybolması. Cinsel yakınlık, boşlukta ortaya çıkmıyor.

Reddedilme birikimi. Tekrarlanan reddedilmeler, girişimde bulunma isteğini azaltıyor.

Konuşulmamış beklentiler. İki tarafın ne istediğini hiç söylememesi.

Aldatma öyküsü. Güvenin zedelendiği bir ilişkide cinsel yakınlık en son onarılan alan oluyor.

İsteksizlik Döngüsü

Bu döngü, sorunun neden kendiliğinden çözülmediğini açıklıyor.

Bir taraf girişimde bulunuyor. Diğer taraf isteksiz.

Girişimde bulunan taraf reddedilmiş hissediyor ve bunu kişisel alıyor: artık beni istemiyor.

Reddeden taraf ise suçluluk duyuyor ve bir sonraki yakınlaşmadan da kaçınmaya başlıyor, çünkü her yakınlık cinsel bir talep gibi hissediliyor.

Sonuç şu oluyor: gündelik dokunma, sarılma ve yakınlık da azalıyor. Duygusal mesafe büyüyor. Mesafe, isteği daha da azaltıyor.

Bu döngünün en zarar verici yanı, cinsel olmayan yakınlığın da ortadan kalkması.

Döngüyü kırmanın işlevsel bir yolu şu: cinsel olmayan yakınlığı yeniden kurmak ve bunun bir talep taşımadığını netleştirmek.

Konuşmayı Açmak

Bu konuşma çoğu çiftte hiç yapılmıyor.

Yatak odasında ve o an konuşmayın. Reddedilmenin hemen ardından yapılan konuşma savunma üretiyor.

Sakin bir zaman seçin.

Suçlamayla başlamayın. “Sen artık istemiyorsun” bir suçlama. “Aramızdaki mesafe beni üzüyor ve bunu konuşmak istiyorum” bir açılış.

Sıklığı tartışmayın. Sayı üzerinden yürüyen konuşmalar sonuç üretmiyor.

Kişiselleştirmeyin. İsteksizliğin çok sayıda nedeni var ve çoğu karşı tarafla ilgili değil.

Ne istediğinizi söyleyin. Bu, çoğu çift için en zor kısım. Beklentiler konuşulmadığında iki taraf da tahmin yürütüyor.

Tek konuşmadan sonuç beklemeyin. Bu konu birkaç konuşmaya yayılıyor.

Ne İşe Yarıyor

Tıbbi değerlendirme. İlk adım.

Uykuyu ve yorgunluğu ele almak. Bu tek başına birçok tabloda fark yaratıyor.

Cinsel olmayan yakınlığı geri kurmak. Dokunma, sarılma, yan yana zaman. Talep taşımayan yakınlık, döngüyü kıran ilk adım.

Ortak zaman ayırmak. Çocuklardan ve işten ayrı bir alan.

Beklentiyi gerçekçi tutmak. İlk dönemdeki yoğunluğu hedeflemek, sürekli başarısızlık duygusu üretiyor.

Tepkisel isteği bilmek. Bu bilgi tek başına birçok çiftte rahatlama sağlıyor.

İlişkideki çatışmayı ele almak. Cinsel yaşam çoğu zaman ilişkinin genel durumunun göstergesi.

Performans odağını bırakmak. Sonuç odaklı bir yaklaşım kaygıyı artırıyor.

Ne İşe Yaramıyor

Zorlamak. Zorlama ile kurulan yakınlık, kaçınmayı artırıyor.

Suçlamak ve kişiselleştirmek.

Yok saymak. Konuşulmayan bir isteksizlik kendiliğinden geçmiyor.

Yalnızca sıklığı hedeflemek.

Karşılaştırma yapmak. Başka ilişkilerle ya da geçmişle karşılaştırmak.

İnternetten çözüm aramak. Bu alanda dolaşan bilginin önemli bir bölümü doğru değil ve beklentiyi gerçekçi olmayan bir yere taşıyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu tabloda önce tıbbi değerlendirmenin yapılmış olmasını istiyorum, çünkü ilaç kullanımı ya da hormonal bir tablo varken yürütülen ilişkisel çalışma sonuç vermiyor. Ardından döngüye bakıyoruz: reddedilme, suçluluk ve tüm yakınlıktan kaçınma. Kimseye sıklık hedefi koymuyorum, çünkü sayı üzerinden kurulan bir hedef performans kaygısını büyütüyor.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • İsteksizlik aylardır sürüyor ve taraflardan biri rahatsızsa
  • İlişki sırasında ağrı yaşanıyorsa, bu durumda önce hekim değerlendirmesi
  • Yeni başlayan ve belirgin bir istek kaybı varsa
  • Tabloya çökkünlük ya da kaygı belirtileri eşlik ediyorsa
  • Cinsel olmayan yakınlık da tümüyle kaybolduysa
  • Konu her açıldığında tartışmaya dönüyorsa
  • Geçmişte cinsel travma öyküsü varsa
  • İlaç kullanımı sonrası başladıysa, bu durumda önce hekiminize danışın

İsteksizlik çoğu zaman ilişkideki başka bir tıkanmanın işareti. Cinsel terapi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Uzun ilişkilerde isteğin azalması normal mi?

İlk dönemdeki yoğunluğun sürmesi beklenen bir şey değil. Ancak istekte belirgin ve süregiden bir azalma, taraflardan biri ya da ikisi rahatsızsa ele alınması gereken bir başlık.

Önce doktora mı gitmeliyim?

Belirgin ve yeni başlayan bir isteksizlikte tıbbi değerlendirme öncelikli. Hormonal tablolar, tiroid işlev bozuklukları, kansızlık, kullanılan ilaçlar ve süregiden hastalıklar doğrudan etkili olabiliyor.

Kendiliğinden istek ne demek?

İstek iki biçimde ortaya çıkıyor. Kendiliğinden istek, hiçbir uyaran olmadan gelen istek. Tepkisel istek ise yakınlık başladıktan sonra oluşan istek. İkincisi bir eksiklik değil ve uzun ilişkilerde daha yaygın.

İsteksizlik sevginin bittiğini mi gösteriyor?

Zorunlu olarak göstermiyor. Yorgunluk, stres, ilaç kullanımı, çökkünlük ve ilişkideki çözülmemiş çatışma da aynı tabloyu üretiyor. Doğrudan bir sevgi ölçütü değil.

Konuyu nasıl açarım?

Yatak odasında ve o an değil, sakin bir zamanda. Suçlamayla değil kendi hissinizden söz ederek. Bu konuşma çoğu çiftte hiç yapılmıyor ve konuşulmadıkça iki taraf da kendi yorumunu kuruyor.

Terapi işe yarıyor mu?

Bu alanda çalışılabilir bir başlık. Tıbbi neden dışlandıktan sonra, ilişkisel ve ruhsal bileşenler üzerinde yürütülen çalışma sonuç veriyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Cinsel İşlev Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Sexuality (yeni sekmede açılır)
  3. Basson R, Kadın cinsel yanıt döngüsü modeli
  4. Dünya Sağlık Örgütü WHO, Sexual Health (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Cinsel Sağlık 12 yazı

İlgili yazılar