İçindekiler 10 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Mükemmeliyetçilik, iş görüşmelerinde kusur olarak sunulan tek özellik. “En büyük eksiğim mükemmeliyetçi olmam.”
Bu cümle, kavramın ne kadar yanlış anlaşıldığını gösteriyor.
Gerçek mükemmeliyetçilik övünülecek bir şey değil. Yorucu, üretkenliği düşüren ve ruhsal olarak yıpratan bir örüntü.
Yüksek Standarttan Farkı
Yüksek standart. Kişi iyi iş çıkarmak istiyor. Başardığında keyif alıyor. Hata yaptığında düzeltiyor ve devam ediyor. Ölçüt esnek: bazı işler için yüksek, bazıları için düşük.
Mükemmeliyetçilik. Ölçüt her iş için aynı derecede yüksek. Başarıldığında keyif değil, kısa bir rahatlama var. Hata katlanılmaz geliyor. Sonuç hiçbir zaman yeterli sayılmıyor.
En kısa ayrım şu: yüksek standartta kişi başarıya yaklaşıyor, mükemmeliyetçilikte başarısızlıktan kaçıyor.
Birinci Neden: Koşullu Onay
Bu, en sık karşılaşılan kaynak.
Bazı çocuklar şunu öğreniyor: sevgi ve onay, başarıya bağlı.
Bu öğrenme genellikle açık bir cümleyle olmuyor. Şu yollarla oluşuyor.
İlgi başarıdan sonra geliyor. İyi bir not geldiğinde ortaya çıkan sevinç, kötü bir not geldiğinde ortaya çıkan sessizlik.
Övgü kişiye değil sonuca yapılıyor. “Ne kadar iyi çalışmışsın” yerine “birinci olmuşsun.”
Hata karşısında hayal kırıklığı. Açıkça söylenmese de yüzde okunuyor.
Karşılaştırma. Kardeşle ya da akranla.
Koşulsuz kabulün eksikliği. Çocuk, başarısız olduğunda da sevildiğini deneyimlemiyor.
Sonuç şu inanç: “Yeterince iyi olursam kabul görürüm.”
Bu inanç yetişkinlikte de sürüyor. Kişi sürekli kanıt üretmeye çalışıyor ve hiçbir kanıt yeterli olmuyor.
İkinci Neden: İçselleştirilmiş Eleştirel Ses
Çocukluğunda sürekli eleştirilen bir kişi, o eleştiriyi zamanla içeri alıyor.
Artık dışarıdan kimse eleştirmiyor. İçeriden bir ses aynı işi yapıyor ve durmuyor.
Bu sesin özellikleri şunlar.
- Sürekli izliyor
- Yapılanı değil yapılmayanı görüyor
- Küçük hataları büyütüyor
- Başarıyı geçiştiriyor, “zaten olması gerekendi”
- Kişiyi değil davranışı değil, kişinin kendisini hedef alıyor
Kişi bu sesi kendi sesi sanıyor. Oysa öğrenilmiş bir ses.
Bu ayrımı fark etmek, terapide en çok fark yaratan adımlardan biri.
Üçüncü Neden: Hatanın Tehlikeli Sayılması
Bazı kişilerde hata, düzeltilecek bir şey değil, bir felaket olarak kodlanmış oluyor.
Bu kodlama şu deneyimlerden geliyor.
Hata sonrası ağır tepkiler. Ceza, aşağılanma ya da uzun süreli soğukluk.
Öngörülemez bir ortam. Çocuğun ne zaman ne olacağını bilmediği bir evde, kusursuz olmak bir güvenlik stratejisi hâline geliyor.
Aşırı denetim. Her davranışın kontrol edildiği bir ortam.
Yüksek beklentiler. Karşılanması mümkün olmayan ölçütler.
Rol yükleme. Erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalmak.
Bu kişilerde mükemmeliyetçilik bir kişilik özelliği değil, öğrenilmiş bir koruma. İşe yaramış bir strateji.
Bu nedenle bırakması da kolay olmuyor: kişi bırakırsa kötü bir şey olacağını hissediyor.
Diğer Etkenler
Genetik ve mizaç. Bazı kişilerde yatkınlık daha yüksek.
Kültürel ve toplumsal baskı. Başarının kimlikle eşitlendiği ortamlar.
Sosyal medya. Sürekli karşılaştırma ve seçilmiş görüntüler.
Meslek ortamı. Hata payının gerçekten düşük olduğu alanlarda örüntü pekişiyor.
Erken başarı. Küçük yaşta çok övülen bir çocuk, bu övgüyü sürdürme baskısını taşıyor.
Ne Üretiyor
Erteleme. İyi yapamama olasılığı katlanılmaz geldiği için hiç başlanmıyor.
Bitirememe. Sonsuz düzeltme.
Tükenme. Her işe aynı yoğunlukta enerji harcamak.
Kaygı.
Öz değer kırılganlığı. Değer, son yapılan işe bağlı hâle geliyor.
Keyif kaybı. Başarı bile keyif vermiyor, çünkü hemen bir sonraki ölçüt geliyor.
İlişki sorunları. Ölçüt çevredekilere de uygulanıyor.
Yardım istememe. Yardım istemek yetersizlik kanıtı sayılıyor.
Ertelenen yaşam. “Şu tamamlanınca” ile ertelenen şeyler.
Eşlik Ettiği Tablolar
Mükemmeliyetçilik tek başına bir tanı değil. Ancak şu tablolarda sık bulunuyor.
Kaygı bozuklukları.
Depresyon. Özellikle karşılanamayan ölçütler nedeniyle.
Obsesif kompulsif bozukluk ve obsesif kişilik özellikleri.
Yeme bozuklukları. Bu tablolarda mükemmeliyetçilik belirgin bir risk etkeni.
Sosyal kaygı.
Tükenmişlik.
Değişebilir mi
Değişebiliyor. Çünkü öğrenilmiş bir örüntü.
Ancak değişimin yönü genellikle yanlış anlaşılıyor. Amaç özensizleşmek değil.
Amaç şu: ölçütün duruma göre ayarlanabilmesi, hatanın felaket olmaktan çıkması ve öz değerin sonuçtan bağımsızlaşması.
Bunun nasıl çalışıldığını 5 adımda mükemmeliyetçiliği bırakabilirsiniz yazısında ele aldım.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta ilk yaptığım şey, kişinin ölçütünü düşürmesini istemek değil. Öyle bir istek genellikle direnç üretiyor, çünkü mükemmeliyetçilik çoğu kişide bir koruma işlevi görmüş ve işe yaramış. Onun yerine baktığımız şey şu: bu ölçüt bırakılırsa ne olacağından korkuluyor. Cevap neredeyse her zaman kabul görmemeyle ilgili çıkıyor. İkinci çalıştığımız yer içteki eleştirel ses: kişinin bu sesin kendi sesi olmadığını fark etmesi, çoğu zaman sürecin dönüm noktası oluyor.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- İşleri bitiremiyor ya da hiç başlayamıyorsanız
- Başarı size keyif vermiyorsa
- Küçük hatalar günlerce zihninizi meşgul ediyorsa
- Sürekli yetersizlik duygusu taşıyorsanız
- Yardım istemekten kaçınıyorsanız
- Uyku düzeniniz ve dinlenmeniz bozulduysa
- Tükenmişlik belirtileri varsa
- İlişkilerinizde ölçütleriniz nedeniyle çatışma yaşıyorsanız
- Kaygı ya da çökkünlük belirtileri eşlik ediyorsa
- Yeme davranışınızda değişiklik olduysa
Bu nedenlerden biri sizde karşılık bulduysa, üzerine çalışmak mümkün. Bireysel terapi sayfasında süreci anlattım.
Sıkça Sorulan Sorular
Mükemmeliyetçilik bir olumlu özellik değil mi?
Yüksek standart sahibi olmakla mükemmeliyetçilik farklı. Yüksek standartta kişi başarıdan keyif alıyor. Mükemmeliyetçilikte ise sonuç hiçbir zaman yeterli gelmiyor.
Nereden geliyor?
En sık üç kaynaktan: sevginin ve onayın başarıya bağlı olduğu bir öğrenme, eleştirel bir iç sesin içselleştirilmesi ve hatanın tehlikeli sayılması.
Mükemmeliyetçilik neden erteleme üretiyor?
Çünkü iyi yapamama olasılığı katlanılmaz geliyor. Hiç başlamamak, başarısızlık değerlendirmesinden korunmanın bir yolu hâline geliyor.
Bırakırsam başarım düşer mi?
Genellikle tersi oluyor. Mükemmeliyetçilik iş bitirmeyi zorlaştırıyor ve tükenme üretiyor. Ölçüt düşünce üretkenlik çoğu kişide artıyor.
Bu bir kişilik özelliği mi bozukluk mu?
Kendi başına bir tanı değil. Ancak kaygı bozuklukları, depresyon, obsesif tablolar ve yeme bozukluklarında sık bulunuyor.
Değiştirilebilir mi?
Değiştirilebiliyor. Öğrenilmiş bir örüntü ve psikoterapide üzerine çalışılabiliyor.
Kaynaklar
Bu konuda destek almak ister misiniz?