İçeriğe geç

Kardeş Kıskançlığında Ne Yapılmalı?

Kardeş kıskançlığı neden ortaya çıkar, ne zaman geçer? Yaşa göre belirtiler, kavgalara müdahale biçimi, adalet yanılgısı ve ailenin yapabilecekleri.

İçindekiler 9 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Kardeş kıskançlığı ailelerin en çok utandığı konulardan biri. Çoğu ebeveyn bunu kendi bir hatasının sonucu olarak okuyor.

Oysa kıskançlık bu ilişkinin doğasında var. Çocuk sınırlı bir kaynağı paylaşıyor: ebeveynin ilgisi, zamanı ve alanı. Bu paylaşımın sorunsuz karşılanmasını beklemek gerçekçi değil.

Bu yazı kıskançlığın nasıl ele alınacağına odaklanıyor. Bebek gelmeden önceki hazırlığı çocuğa kardeşi olacağı nasıl anlatılır yazısında ele aldım.

Altında Ne Var

Kıskançlık çoğu zaman kardeşe yönelik bir duygu gibi görünüyor. Aslında ebeveynle ilgili.

Çocuğun kaygısı şu: ilgi bölündü, benim yerim küçüldü.

Bu kaygıyı besleyen birkaç gerçek durum var.

İlgi gerçekten bölünüyor. Bu, algı yanılgısı değil. Yeni bir bebek ebeveynin zamanının önemli bir bölümünü alıyor.

Konum değişiyor. Tek çocuk artık tek değil. En küçük çocuk artık ortanca. Doğum sırasındaki değişim çocuklar tarafından ciddi bir kayıp olarak yaşanabiliyor.

Karşılaştırma başlıyor. Aile içinde ve dışarıdan gelen karşılaştırmalar rekabeti besliyor.

Kaynaklar paylaşılıyor. Oda, oyuncak, sıra, zaman.

Bu yüzden kıskançlığı azaltmanın yolu kardeşler arasındaki ilişkiye müdahale etmekten değil, çocuğun ebeveyniyle olan ilişkisini güvenceye almaktan geçiyor.

Nasıl Görünüyor

Kıskançlık nadiren doğrudan söyleniyor. Genellikle başka davranışlar üzerinden ortaya çıkıyor.

Geriye dönüş davranışları. Alt ıslatma, biberona dönme, bebeksi konuşma, kucağa çıkma isteği, tek başına uyuyamama. En yaygın grup bu.

Bebeğe yönelik davranışlar. İtme, sıkma, oyuncağını alma. Küçük çocuklarda dürtüsel ve genellikle kötü niyetli değil.

Ebeveyne yönelik öfke. Kıskançlık çoğu zaman bebeğe değil, anneye ya da babaya yöneliyor.

Dikkat çekme davranışları. Kural bozma, olumsuz davranışların artması. Olumsuz ilgi de bir ilgi.

Aşırı uyumluluk. En sık gözden kaçan görünüm. Bazı çocuklar tepki vermek yerine daha uslu hâle geliyor ve bu, sorun olmadığı biçiminde okunuyor.

Bedensel yakınmalar. Karın ağrısı, baş ağrısı, iştah değişikliği.

Uyku sorunları.

Okulda ya da kreşte davranış değişikliği. Evde bastırılan tepki dışarıda ortaya çıkabiliyor.

Yaşa Göre

2-4 yaş. En yoğun dönem. Bu yaşta paylaşma becerisi henüz gelişmemiş ve zaman kavramı yok. “Birazdan seninle ilgileneceğim” cümlesi bu yaşta güvence sağlamıyor.

5-8 yaş. Adalet kavramı gelişiyor ve karşılaştırma belirginleşiyor. “Ona verdin bana vermedin” bu yaşın temel cümlesi.

9-12 yaş. Rekabet başarı ve yetenek alanlarına kayıyor. Okul notları, sportif başarı ve arkadaş sayısı karşılaştırma konusu oluyor.

Ergenlik. Rekabet azalabiliyor ancak bu dönemde ayrıcalık ve özgürlük alanları yeni çatışma konusu hâline geliyor.

Adalet Yanılgısı

Ailelerin en çok yorulduğu ve en az sonuç aldığı çaba, her şeyi eşit yapmaya çalışmak.

Eşit sayıda oyuncak, eşit süre, aynı hediye. Bu yaklaşımın iki sorunu var.

Birincisi ulaşılamaz. Her şeyi ölçmek mümkün değil ve çocuklar her zaman ölçülmeyen bir şey buluyor.

İkincisi yanlış hedef. Çocukların ihtiyacı eşitlik değil, kendi ihtiyacının karşılanması. Ateşi olan çocuğa ilaç verilirken diğerine de verilmiyor ve bu kimseye adaletsiz gelmiyor.

İşleyen yaklaşım şu: eşitlik yerine bireysellik. “Sana da aynısından alacağım” yerine “senin neye ihtiyacın olduğunu biliyorum”.

Bu yaklaşım çocuklara açıkça söylenebilir: “Bu evde herkese aynı şey verilmiyor, herkese ihtiyacı olan veriliyor.”

Kavgalara Müdahale

Kardeş kavgası bu ilişkinin bir parçası ve tümüyle önlenebilir bir şey değil. Ayrıca çocuklar çatışma çözmeyi bu ilişkide öğreniyor.

Her kavgaya karışmayın. Sürekli müdahale iki sonuç üretiyor: çocuklar kendi çözümlerini geliştiremiyor ve ebeveyn hakem rolüne yerleşiyor. Hakem varken kimse anlaşmayı denemiyor.

Şu durumlarda mutlaka müdahale edin. Fiziksel güvenlik riski, sürekli aynı çocuğun ezildiği bir düzen, aşağılayıcı ve küçültücü bir dil, yaş ya da güç farkının belirgin olduğu durumlar.

Suçlu aramayın. “Kim başlattı” sorusunun genellikle güvenilir bir cevabı yok ve bu soru çocukları birbirini suçlamaya yönlendiriyor.

İkisini de aynı biçimde ele alın. Büyük olanı otomatik olarak sorumlu tutmak, en sık yapılan ve en çok kırgınlık üreten hata.

Ayırın, sonra konuşun. Duygu yüksekken yapılan konuşma sonuç üretmiyor.

Çözümü onlara ürettirin. “Şimdi bu oyuncağı nasıl paylaşacaksınız” sorusu, bir karar dayatmaktan daha çok işe yarıyor.

Sık Yapılan Hatalar

Karşılaştırmak. “Ablana bak” ya da “kardeşin senin yaşındayken” cümleleri hiçbir davranışı değiştirmiyor, yalnızca rekabeti besliyor. Olumlu karşılaştırma da güvenli değil, çünkü değeri karşılaştırmaya bağlıyor.

Etiketlemek. “Çalışkan olan”, “yaramaz olan”, “hassas olan”. Bu etiketler yapışıyor ve çocuklar bu rollere yerleşiyor.

Büyükten sürekli fedakârlık beklemek. “O küçük, sen anlayışlı ol.” Bu cümle büyük çocukta biriken bir haksızlık duygusu bırakıyor ve yıllar sonra bile dile getiriliyor.

Taraf tutmak. Çocuklar bunu hızla fark ediyor ve fark edilen taraf tutma ilişkiyi kalıcı biçimde bozuyor.

Kıskançlığı azarlamak. “Kardeşini kıskanmak ayıp.” Bu cümle duyguyu ortadan kaldırmıyor, yalnızca gizlenmesini sağlıyor.

Sorunu yok saymak. “Kardeşler böyle olur” diyerek geçiştirilen bir tabloda çocuk yalnız kalıyor.

Sevgiyi karşılaştırmalı anlatmak. “İkinizi de aynı seviyorum” cümlesi iyi niyetli ancak yeterli değil. Daha işlevsel olan, her çocuğa kendisiyle ilgili özel bir şey söylemek.

Ne İşe Yarıyor

Bire bir zaman. Bu, en etkili tek uygulama. Her çocukla ayrı ayrı geçirilen kısa ve düzenli zaman. On beş dakikalık kesintisiz bir zaman, birlikte geçirilen saatlerden daha çok işe yarıyor.

Duyguyu isimlendirmeye izin vermek. “Bebek geldiğinden beri kendini biraz geride hissediyorsun galiba” cümlesi, çoğu çocukta rahatlama üretiyor.

Her çocuğa ait bir alan. Fiziksel bir köşe ve paylaşılmayan birkaç eşya. Her şeyin ortak olduğu bir düzende kimse güvende hissetmiyor.

Kendi başarısıyla değerlendirmek. Geri bildirimin diğer kardeşe atıf yapmadan verilmesi.

Olumlu etkileşimi görünür kılmak. İyi geçindikleri anları fark edip söylemek, kavgalara verilen tepkiden daha etkili.

Ortak ve keyifli etkinlikler kurmak. İş birliği gerektiren oyunlar rekabeti azaltıyor.

Büyük çocuğun ayrıcalıklarını korumak. Yaşına özgü bazı hakların bulunması, büyüklüğü yalnızca sorumluluk olmaktan çıkarıyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu tabloda ailelerle çalışırken önce eşitlik hedefini bırakmalarını konuşuyoruz, çünkü her şeyi eşitleme çabası hem tükenme üretiyor hem de çocuklar tarafından zaten adaletli bulunmuyor. Ebeveynin suçluluk duygusunu ayrıca ele alıyorum. Çocuklardan iyi geçinmelerini hedef olarak istemiyorum. Hedef her çocuğun kendi yerinin sağlam olduğunu bilmesi, kardeş ilişkisi bunun üzerine kuruluyor.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Kardeşe yönelik davranışlar süregiden ve ciddi bir şiddete dönüştüyse
  • Bir çocuk sürekli aynı biçimde eziliyorsa
  • Geriye dönüş davranışları aylardır azalmıyor, artıyorsa
  • Uyku, iştah ya da okul başarısında belirgin değişiklik varsa
  • Çocuklardan biri kendine zarar verici davranışlar gösteriyorsa
  • Bir çocuk aile içinde tümüyle geri çekildiyse
  • Evdeki gerginlik günlük yaşamı sürdürülemez hâle getirdiyse

Evdeki gerginlik sürekli hâle geldiyse aile içi dengeyi birlikte gözden geçirebiliriz. Aile terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kardeş kıskançlığı normal mi?

Kardeşi olan hemen her çocukta bir düzeyde görülüyor ve gelişimsel olarak beklenen bir tepki. Değerlendirme gerektiren nokta, kıskançlığın yoğunluğu ve süregiden bir şiddete dönüşüp dönüşmediği.

Kardeş kavgalarına karışmalı mıyım?

Her kavgaya karışmak çocuklara çatışma çözmeyi öğretmiyor ve hakem rolü üretiyor. Güvenlik riski, sürekli aynı çocuğun ezilmesi ve aşağılayıcı bir dil varsa müdahale gerekiyor.

Adaletli davranmak eşit davranmak mı?

Değil. Eşit paylaşım çoğu zaman çocuklar tarafından da adaletsiz bulunuyor, çünkü ihtiyaçlar aynı değil. İşleyen ölçüt eşitlik değil, her çocuğun kendi ihtiyacının karşılanması.

Büyük çocuktan fedakârlık beklemek doğru mu?

Sürekli beklendiğinde kırgınlık üretiyor. 'O küçük, sen anlayışlı ol' cümlesi büyük çocukta biriken ve yıllar sonra bile dile getirilen bir haksızlık duygusu bırakıyor.

Ne zaman geçer?

Yoğunluk genellikle ilk yıl içinde azalıyor. Ancak kardeş ilişkisi boyunca dalgalanma gösteriyor ve okula başlama, ergenlik gibi geçişlerde yeniden yükselebiliyor.

Yaş farkı önemli mi?

Yakın yaş farkında rekabet daha yoğun ancak ortak oyun daha kolay kuruluyor. Uzak yaş farkında rekabet azalıyor, bu kez de ilişki daha mesafeli olabiliyor. Belirleyici olan yaş farkından çok ailenin tutumu.

Kaynaklar

  1. Amerikan Pediatri Akademisi, Sibling Rivalry (yeni sekmede açılır)
  2. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Parenting and Family Relationships (yeni sekmede açılır)
  3. Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi AACAP, Facts for Families (yeni sekmede açılır)
  4. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Child and Adolescent Mental Health (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Çocuk ve Ergen 67 yazı

İlgili yazılar