İçeriğe geç

Düşünce Takıntısı Nedir

İstemsiz gelen rahatsız edici düşünceler herkeste görülüyor. Takıntı hâline gelmesini belirleyen şey nedir ve döngü nasıl kırılır?

İçindekiler 12 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Bu başlıkta en çok rahatlatan bilgi şu: istemsiz gelen rahatsız edici düşünceler herkeste görülüyor.

Zihne gelen tuhaf, saçma, korkutucu ya da kişinin değerleriyle taban tabana zıt düşünceler, genel nüfusta yaygın.

Fark, düşüncenin kendisinde değil. Fark, o düşünceye ne kadar anlam yüklendiğinde ve ondan kurtulmak için ne yapıldığında.

Bu yazı o farkı anlatıyor.

Tanım

Takıntılı düşünce, istemsiz olarak zihne gelen, tekrar eden ve kişiye sıkıntı veren düşünce, görüntü ya da dürtü.

Ayırt edici özellikleri şunlar.

İstemsiz. Kişi bu düşünceyi çağırmıyor.

İstenmiyor. Düşünce kişinin değerleriyle uyumsuz. Bu nedenle rahatsız ediyor.

Tekrar ediyor.

Sıkıntı veriyor. Kaygı, tiksinti, suçluluk ya da utanç.

Kurtulma çabası var. Kişi düşünceden kurtulmak için bir şey yapıyor.

Bu son madde en önemlisi, çünkü döngüyü besleyen şey tam olarak bu çaba.

Sık Görülen Temalar

Bu bölümü yazmamın nedeni şu: kişiler düşüncelerinin içeriği yüzünden kimseye anlatmıyor.

Zarar verme. Kendine ya da sevdiklerine zarar verme düşünceleri. Bu düşünceler kişiyi dehşete düşürüyor.

Kirlilik ve bulaşma.

Kontrol. Bir şeyi kapatmayı ya da kilitlemeyi unutmuş olma düşüncesi.

Simetri ve düzen.

Dinsel ve ahlaki içerikli düşünceler. Kişinin inancıyla çelişen düşünceler.

Cinsel içerikli düşünceler. Kişinin yönelimi ve değerleriyle çelişen düşünceler.

İlişki temalı düşünceler. “Onu gerçekten seviyor muyum” sorusunun sürekli tekrarı.

Hastalık ve sağlık.

Yanlış bir şey söylemiş ya da yapmış olma düşüncesi.

Bu temaların hepsi çok yaygın. Ancak neredeyse hiç konuşulmuyor.

En Önemli Bilgi

Şunu net biçimde yazmak gerekiyor: bu düşünceler kişinin isteğini göstermiyor.

Zarar verme düşüncesi olan bir kişi, zarar vermek istemiyor. Tam tersine, bu düşünceden dehşete düşüyor.

Zaten rahatsızlığın kendisi, düşüncenin kişiye ait olmadığının göstergesi. Kişi gerçekten istiyor olsaydı, düşünce sıkıntı vermezdi.

Bu bilgi tek başına birçok kişide yükü belirgin biçimde hafifletiyor.

Döngü Nasıl Kuruluyor

Bu bölüm, tablonun neden kendiliğinden geçmediğini açıklıyor.

Düşünce geliyor. Herkeste olduğu gibi.

Anlam yükleniyor. “Böyle bir şey düşündüğüme göre bende bir sorun var.” Kritik adım bu.

Kaygı yükseliyor.

Kurtulma çabası başlıyor. Bastırma, kendini sınama, güvence arama, kontrol etme ya da zihinsel bir işlem yapma.

Kısa süreli rahatlama.

Rahatlama, çabayı pekiştiriyor. Zihin şunu öğreniyor: bu düşünce tehlikeli ve bu davranış onu durduruyor.

Düşünce daha sık geliyor.

Ve döngü kendini besliyor.

Buradaki en önemli nokta şu: döngüyü büyüten şey düşüncenin kendisi değil, ona verilen tepki.

Neden Bastırmak İşe Yaramıyor

Bir düşünceyi düşünmemeye çalışmak, zihni o düşünceyi taramaya programlıyor.

Zihin “bunu düşünme” talimatını yerine getirmek için sürekli o düşünceyi kontrol etmek zorunda kalıyor. Sonuç, düşüncenin daha sık gelmesi.

Bu mekanizma, takıntı tablosundaki en temel tuzak.

Görünmeyen Zorlantılar

Zorlantı denince akla el yıkama ve kontrol etme geliyor. Oysa zihinsel zorlantılar da var ve bunlar dışarıdan görünmüyor.

Zihinsel gözden geçirme. Olayı tekrar tekrar hatırlayıp kontrol etme.

İçten tekrarlanan sözler ve dualar.

Sayma.

Kendini sınama. “Gerçekten öyle hissediyor muyum” diye içeriden test etme.

Güvence arama. Yakınlara tekrar tekrar sorma ya da internette araştırma.

Kaçınma. Düşünceyi tetikleyen durumlardan uzak durma.

Karşı düşünce üretme. “İyi” bir düşünceyle “kötü” düşünceyi nötrleme çabası.

Bu davranışların hepsi kısa vadede rahatlatıyor ve uzun vadede döngüyü büyütüyor.

Aşırı Düşünmekten Farkı

Bu iki durum sık karıştırılıyor.

Aşırı düşünme. Gerçek bir sorun ya da olay üzerine döndürüp durma. İçerik kişiye ait ve mantıklı geliyor. Bir çözüm arayışı var.

Takıntı. Düşünce istemsiz geliyor, saçma ya da kabul edilemez bulunuyor ve kişi ondan kurtulmaya çalışıyor.

Bu ayrım tedavi yaklaşımını belirliyor.

Ruminasyonu ayrıca ruminasyon nedir yazısında ele aldım.

Ne Zaman Bozukluk Sayılıyor

Üç ölçüt var.

Süre. Düşünceler zamanın önemli bir bölümünü kaplıyorsa.

Sıkıntı. Belirgin rahatsızlık veriyorsa.

İşlevsellik. İşi, okulu, ilişkileri ya da günlük düzeni etkiliyorsa.

Bu ölçütler karşılanmıyorsa, karşınızda ara sıra gelen rahatsız edici düşünceler var. Bu, herkeste olan bir şey.

Nasıl Geçiyor

Bu tablo tedaviye iyi yanıt veriyor.

Psikoterapi. Bu tabloda en etkili yaklaşımların başında geliyor.

Terapinin çalıştığı yer düşüncenin içeriği değil. Çalışılan şey şunlar: düşünceye yüklenen anlam, ona verilen tepki, güvence arama ve kaçınma davranışlarının azaltılması.

Ayrıca kaygı üreten durumlarla kademeli ve planlı biçimde çalışma yürütülüyor. Bu çalışma bir uzmanla ve kişinin taşıyabileceği hızda yapılıyor. Kendi başına yapılan denemeler çoğu zaman kaygıyı artırıp kaçınmayı güçlendiriyor, bu nedenle burada adım adım bir protokol vermiyorum.

İlaç tedavisi. Belirtiler ağırsa ya da psikoterapi tek başına yeterli olmuyorsa hekim tarafından değerlendiriliyor.

Birleşik yaklaşım. Orta ve ağır tablolarda genellikle ikisi birlikte yürütülüyor.

Kendi Başınıza Yapabilecekleriniz

Bunlar tedavinin yerini almıyor ancak destekliyor.

Düşünceyi bir düşünce olarak tanıyın. “Aklıma bir düşünce geldi” ile “bu doğru” arasındaki farkı görmek.

İçeriğiyle tartışmayın. Kendinizi ikna etmeye çalışmak bir zorlantı davranışı hâline geliyor.

Güvence aramayı azaltın. Bu, en çok fark yaratan adım. Yakınlara tekrar tekrar sormak kısa vadede rahatlatıyor, döngüyü büyütüyor.

İnternette araştırmayı bırakın.

Kaçınmayı fark edin.

Uyku düzenini koruyun. Uykusuzluk takıntılı düşünceleri belirgin biçimde artırıyor.

Kafeini ölçün.

Yakınlarınıza doğru rolü anlatın. Sürekli güvence veren bir yakın, farkında olmadan tabloyu besliyor. Bu konuyu obsesif kompulsif bozukluk hastalarına nasıl davranılmalı yazısında ele aldım.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta ilk yaptığım şey, düşüncenin içeriğini konuşmaktan çıkmak. Çoğu kişi buraya “bu düşünce neden aklıma geliyor” sorusuyla geliyor ve o soruyla uğraştıkça döngü büyüyor. Çalıştığımız yer, düşünceye yüklenen anlam ve ona verilen tepki. Ayrıca güvence aramanın nerede olduğunu erken çıkarıyoruz, çünkü çoğu kişide asıl sürdürücü orası ve fark edilmesi zor. Kimseye düşüncesinin doğru olmadığını kanıtlamaya çalışmıyorum, çünkü bu tartışmanın kendisi bir zorlantıya dönüşüyor.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Düşünceler günün önemli bir bölümünü kaplıyorsa
  • Belirgin sıkıntı veriyorsa
  • İş, okul ya da ilişkileri etkiliyorsa
  • Güvence arama ya da kontrol etme davranışları arttıysa
  • Belirli durumlardan kaçınmaya başladıysanız
  • Uyku düzeniniz bozulduysa
  • Bu düşünceleri utanç nedeniyle kimseye anlatamıyorsanız
  • Çökkünlük ya da yoğun kaygı eşlik ediyorsa
  • Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa, bu durumda 112

Acil bir durumda 112’yi arayın.

Takıntılı düşünceler günün büyük bölümünü kaplamaya başladıysa, bireysel terapi sürecinde bu döngüyle nasıl çalışıldığını anlattım.

Sıkça Sorulan Sorular

Rahatsız edici düşünceler herkeste olur mu?

Olur. İstemsiz gelen ve kişinin değerleriyle çelişen düşünceler genel nüfusta yaygın. Fark, o düşünceye ne kadar anlam yüklendiğinde.

Düşüncem beni tanımlar mı?

Tanımlamıyor. Zihne gelen bir düşünce, kişinin isteğini ya da karakterini göstermiyor. Zaten rahatsız olmanız, o düşüncenin size ait olmadığını gösteriyor.

Takıntı ile aşırı düşünmek aynı şey mi?

Değil. Aşırı düşünmede kişi gerçek bir sorunu döndürüp duruyor. Takıntıda ise düşünce istemsiz geliyor, rahatsız ediyor ve kişi ondan kurtulmaya çalışıyor.

Düşünceyi bastırmak işe yarar mı?

Yaramıyor. Bir düşünceyi bastırma çabası, onun daha sık gelmesine yol açıyor. Döngüyü besleyen asıl mekanizmalardan biri bu.

Ne zaman bozukluk sayılıyor?

Düşünceler zamanın önemli bir bölümünü kaplıyorsa, belirgin sıkıntı veriyorsa ve günlük yaşamı, işi ya da ilişkileri etkiliyorsa.

Tedavisi var mı?

Var ve tedaviye yanıt iyi. Psikoterapi bu tabloda etkili yaklaşımların başında geliyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi de kullanılıyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Obsesif Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, OCD (yeni sekmede açılır)
  3. Dünya Sağlık Örgütü, ICD-11 (yeni sekmede açılır)
  4. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Obsessive-Compulsive Disorder (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Takıntı ve Dürtü Kontrolü 21 yazı

İlgili yazılar