İçindekiler 9 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu yazıya da aynı uyarıyla başlamak gerekiyor.
Aşağıda anlatılanlar bütün erkeklerde görülen özellikler değil. Klinikte daha sık bildirilen eğilimler ve aynı örüntüler kadınlarda da görülüyor.
Bireysel farklar, gruplar arası farklardan her zaman daha büyük.
Kadınlarda daha sık bildirilen örüntüleri ilişkilerde kadınların sık düştüğü örüntüler yazısında ayrıca ele aldım.
1. Tartışmadan Çekilme
Bu, alanyazında en çok üzerinde durulan örüntülerden biri.
Tartışma yükseldiğinde susmak, odayı terk etmek, konuyu kapatmak ya da tümüyle tepkisiz kalmak.
Buradaki asıl mesele, aynı davranışın iki kişide tümüyle farklı anlam taşıması.
Çekilen taraf için. Bu bir sakinleşme çabası. Duygu yükseldiğinde konuşmanın kötüleşeceğini biliyor ve zarar vermemek için uzaklaşıyor. Ölçümler bu sırada bedensel gerilimin gerçekten yüksek olduğunu gösteriyor.
Karşı taraf için. Bu bir terk edilme deneyimi. Çekilme, ilgisizlik ve reddedilme olarak okunuyor.
Sonuç bir döngü oluyor: biri yaklaştıkça diğeri çekiliyor, çekildikçe diğeri daha çok yaklaşıyor.
İşleyen biçim. Çekilmeyi tümüyle bırakmak değil, biçimini değiştirmek. Sessizce uzaklaşmak yerine mola istemek ve süre belirtmek. “Şu an konuşamayacağım, yarım saat sonra dönelim.” Ardından gerçekten dönmek.
Dönülmeyen molalar, susmanın kibar bir biçimi hâline geliyor ve döngüyü sürdürüyor.
2. Hemen Çözüm Önerme
Bir sorun anlatıldığında doğrudan çözüme geçmek.
Bu, iyi niyetle yapılıyor. Yardım etme çabası olarak kuruluyor.
Ancak anlatan kişinin ihtiyacı çoğu zaman çözüm değil. Önce anlaşılmak.
Hemen verilen öneri iki mesaj taşıyor: bu konuşma bitsin ve bunu zaten kendin çözebilirdin.
Bu yüzden “sana akıl vermemi istemiyorum” tepkisi sık geliyor ve öneren taraf haklı olarak şaşırıyor.
İşleyen biçim. Sırayı değiştirmek. Önce dinlemek ve anladığını göstermek, sonra çözüm isteyip istemediğini sormak. “Bir fikrim var, duymak ister misin yoksa şimdilik anlatmak mı istiyorsun.”
Bu tek soru, çoğu evde tekrarlayan bir tartışmayı ortadan kaldırıyor.
3. Duyguyu Adlandıramamak
Duyguyu hissetmemek değil, adını bulamamak.
Bu, bir yeteneksizlik değil. Duygu sözcük dağarcığı, çocuklukta duyguların ne kadar konuşulduğuyla doğrudan ilişkili. Duyguların adlandırılmadığı bir ortamda büyüyen kişi, o sözcükleri edinemiyor.
Sonucu şu oluyor: adlandırılamayan duygu, adlandırılabilen tek duygunun kılığına giriyor. Bu genellikle öfke.
Kırgınlık öfke olarak, korku sinirlilik olarak, çaresizlik sertlik olarak çıkıyor. Karşı taraf ise gördüğü duyguya tepki veriyor ve asıl duygu hiç konuşulmuyor.
Ayrıca “iyiyim” ve “bir şey yok” cevapları çoğu zaman bir kaçınma değil, gerçekten bir bilmeme durumu oluyor.
İşleyen biçim. Duyguyu bulmaya çalışmak yerine bedensel karşılığından başlamak. Ne hissettiğinizi bilmiyorsanız nerede sıkıştığınızı tarif etmek bir başlangıç. Duygu sözcükleri zamanla ekleniyor ve bu, geliştirilebilen bir beceri.
4. Küçümseme ve Şaka ile Geçiştirme
Bu başlık, alanyazında ilişkinin gidişini en olumsuz yordayan tepki olarak tanımlanıyor.
Alay, “abartıyorsun”, “yine mi”, gözlerini devirmek, karşı tarafın söylediğini önemsizleştirmek.
Şaka ile geçiştirme de aynı gruba giriyor. Şaka çoğu zaman gerginliği azaltmak için yapılıyor ancak karşı taraf ciddi bir şey anlatırken yapıldığında geçersiz kılma işlevi görüyor.
Küçümsemenin yerleştiği ilişkilerde onarım belirgin biçimde zorlaşıyor, çünkü tartışılan şey artık konu değil, kişinin değeri.
İşleyen biçim. Konuya katılmak zorunda değilsiniz. Ancak taşıdığı duyguyu ciddiye almak zorunlu. “Bana küçük görünüyor ama senin için önemli olduğunu anlıyorum” cümlesi, itiraz ile saygıyı bir arada tutuyor.
5. İlişkiyi Bakımsız Bırakmak
Bu, uzun ilişkilerde en sık görülen ve en geç fark edilen örüntü.
İlişki kurulduktan sonra, kurulma dönemindeki çabanın azalması. İlgi, merak, gündelik soru sorma ve küçük jestlerin yerini sessiz bir alışkanlık alıyor.
Buradaki varsayım şu: iş bitti, artık ilişki kendiliğinden yürür.
Karşı tarafta ise bu, görünmezleşme duygusu üretiyor.
En sık görülen biçimleri şunlar: gün nasıl geçti sorusunun sorulmaması, anlatılırken telefona bakılması, ortak zamanın tümüyle kaybolması, teşekkür ve takdirin yerini sessizliğin alması.
İşleyen biçim. Büyük jestler değil, gündelik ve küçük olan. Bu bağlantıyı ilişkilerde küçük şeylerin yarattığı büyük sorunlar yazısında ele aldım.
6. Destek Ağının Daralması
Bu, doğrudan ilişkiyle ilgili görünmüyor ancak ilişkiyi belirgin biçimde etkiliyor.
Birçok erkekte sosyal ve duygusal destek büyük ölçüde tek bir kişi üzerinden yürüyor: eş ya da partner.
Bunun iki sonucu var.
Partner üzerinde yük. Bir kişinin tüm duygusal ihtiyacının tek bir ilişkiden karşılanması, o ilişkiye taşıyamayacağı bir yük bindiriyor.
Ayrılık ya da kriz anında boşluk. Destek ağı tek kişilik olduğunda, o ilişki sarsıldığında geriye hiçbir şey kalmıyor.
Buna bir de yardım arama davranışındaki gecikme ekleniyor. Zorlanmayı dile getirmenin toplumsal olarak daha az kabul görmesi, destek almayı geciktiriyor. Bu, zorlanmanın olmadığı anlamına gelmiyor. Belirtiler çoğu zaman öfke, aşırı iş yoğunluğu ya da alkol kullanımı biçiminde görünüyor ve bu görünüm tanınmayı geciktiriyor.
İşleyen biçim. İlişki dışında da bağ kurmak. Arkadaşlık, ortak etkinlik, aile ilişkileri. Bu, ilişkiden uzaklaşmak değil, ilişkiyi taşıyamayacağı yükten kurtarmak.
Bu Örüntüler Nereden Geliyor
Bunların hiçbiri kişilik kusuru değil.
Öğrenilmiş model. Duyguların konuşulmadığı, çatışmada susulan ya da bağırılan bir evde büyümek, bu tepkileri olağan hâle getiriyor.
Toplumsal beklentiler. Zorlanmayı göstermeme, çözüm üretme ve duygusal alanı kapalı tutma beklentisi doğrudan bu örüntüleri besliyor.
Bedensel tepki. Çatışma sırasında yükselen gerilimin daha yavaş yatışması, çekilme davranışını besleyen etkenlerden biri olarak tanımlanıyor.
Bağlanma örüntüsü. Yakınlık arttıkça huzursuzlanan bir örüntüde çekilme daha sık görülüyor.
Bunları bilmek sorumluluğu ortadan kaldırmıyor ancak değişimin nereden başlayacağını gösteriyor.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta çekilme davranışını bir ilgisizlik olarak ele almıyorum, çünkü çoğu kişide o an gerçekten bir yatışma çabası ve bu görülmediğinde iki taraf da yanlış bir tartışma yürütüyor. Duygu adlandırmayı ayrı bir çalışma alanı olarak görüyorum. Kimseden daha duygusal olmasını istemiyorum, hedef hissedileni ifade edebilecek sözcüğe ulaşmak.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Tartışmalar sürekli sessizlikle ya da odadan çıkmakla bitiyorsa
- Evde günlerce süren sessizlik dönemleri yaşanıyorsa
- Kendinizi ne hissettiğinizi bilemez durumda buluyorsanız
- Öfke, ilişkideki tek görünen duygu hâline geldiyse
- Destek ağınız tümüyle tek bir kişiye daraldıysa
- Alkol kullanımı ya da iş yoğunluğu belirgin biçimde arttıysa
- İlişkileriniz benzer bir örüntüyle tekrar tekrar bozuluyorsa
- Öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, bu durumda beklemeden başvurmak gerekiyor
Bu örüntülerden biri size tanıdık geldiyse, değiştirmek için ilişkinin bitmesini beklemeyin. Çift terapisi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu örüntüler bütün erkeklerde görülür mü?
Görülmüyor. Bunlar klinikte daha sık bildirilen eğilimler ve kadınlarda da görülüyor. Bireysel farklar, gruplar arası farklardan çok daha büyük.
Tartışmadan çekilmek neden sorun?
Çekilen taraf için bu bir sakinleşme yöntemi. Karşı taraf için ise terk edilme deneyimi. Bu fark, aynı davranışın iki kişide tümüyle farklı sonuç üretmesine yol açıyor.
Sorun anlatıldığında çözüm önermek yanlış mı?
Yanlış değil ancak sırası önemli. Anlatan kişi önce anlaşılmak istiyor. Hemen verilen öneri konuşmayı kapatıyor ve 'bunu zaten çözebilirdin' mesajı taşıyor.
Duyguyu adlandıramamak öğrenilebilir mi?
Öğrenilebiliyor. Duygu sözcük dağarcığı, çocuklukta duyguların ne kadar konuşulduğuyla ilişkili ve yetişkinlikte geliştirilebilen bir beceri.
Neden yardım aramak zor geliyor?
Zorlanmayı dile getirmenin toplumsal olarak daha az kabul görmesi belirleyici. Bu, zorlanmanın olmadığı anlamına gelmiyor. Belirtiler çoğu zaman öfke, iş yoğunluğu ya da alkol kullanımı biçiminde görünüyor.
Bu yazı suçlama mı içeriyor?
Hayır. Amaç kusur saymak değil, sık görülen örüntüleri görünür kılmak. Kadınlarda daha sık bildirilen örüntüleri ayrı bir yazıda ele aldım.
Kaynaklar
- Gottman JM, İlişkilerde çekilme ve çatışma örüntüleri
- Amerikan Psikoloji Derneği APA, Relationships (yeni sekmede açılır)
- Amerikan Psikoloji Derneği APA, Men and Mental Health (yeni sekmede açılır)
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Mental Health Information (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?