İçeriğe geç

Aşırı Bağlanma Nedir? Bağlanma Stilleri ve İlişkiler

Aşırı bağlanma neyi anlatıyor? Dört bağlanma örüntüsü, kaygılı ve kaçıngan eşleşmesi, güvence arama döngüsü ve örüntünün değişebilir olması.

İçindekiler 11 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

“Aşırı bağlanma” gündelik dilde kullanılan bir ifade. Tanı sistemlerinde böyle bir başlık yok.

Anlattığı şey ise gerçek: yakın ilişkilerde terk edilme kaygısının belirgin olduğu bir bağlanma örüntüsü.

Bu, bir hastalık değil. Bir eğilim ve üzerinde çalışılabiliyor.

Bağlanma Ne Demek

Bağlanma kuramı, erken dönemde kurulan bakım ilişkisinin, ilişkilere dair temel bir beklenti oluşturduğunu söylüyor.

Bu beklenti üç soruya verilen cevaptan oluşuyor: ihtiyacım olduğunda biri gelir mi, yakınlık güvenli mi, ben bakılmaya değer miyim.

Bu cevaplar bilinçli değil. Bir bilgi olarak değil, bir tepki biçimi olarak yerleşiyor.

Yetişkinlikte bu örüntü yakın ilişkilerde ortaya çıkıyor. Özellikle stres anlarında.

Burada bir netlik gerekiyor. Örüntüler kesin kategoriler değil, eğilimler. Kimse tek bir kutunun içinde değil ve aynı kişi farklı ilişkilerde farklı davranabiliyor.

Dört Örüntü

Güvenli örüntü. Yakınlık rahatsızlık üretmiyor, bağımsızlık da tehdit oluşturmuyor. Çatışma yaşandığında ilişkinin süreceğine dair bir güven var. İhtiyaç doğrudan dile getirilebiliyor.

Kaygılı örüntü. Terk edilme kaygısı belirgin. Sürekli güvence arama, partnerin ruh hâlindeki küçük değişimlere aşırı duyarlılık, ilişkiye yoğun odaklanma ve mesafe anlarında yükselen huzursuzluk.

Kaçıngan örüntü. Yakınlık huzursuzluk üretiyor. Duygusal mesafe koruma, bağımlılıktan kaçınma, ilişki derinleştikçe geri çekilme. Bu örüntüde de bağ kuruluyor, ancak düzenleme mesafe alarak yapılıyor.

Düzensiz örüntü. Yakınlık isteği ve korkusu bir arada. İlişkilerde belirgin dalgalanma. Genellikle erken dönemdeki güvensiz ya da öngörülemez bakım deneyimleriyle ilişkilendiriliyor.

Kaygılı Örüntü Nasıl Görünüyor

“Aşırı bağlanma” ifadesiyle anlatılan şey genellikle bu.

Sürekli güvence arama. “Beni seviyor musun”, “kızgın mısın”, “bir şey mi oldu”. Sorular cevaplanıyor ancak rahatlama kısa sürüyor.

Mesafeye aşırı duyarlılık. Mesajın geç dönmesi, ses tonundaki küçük bir değişim ya da kısa bir dalgınlık, yoğun kaygı üretiyor.

Zihin okuma. Karşı tarafın niyeti hakkında olumsuz tahminler ve bu tahminlere göre tepki vermek.

Kontrol davranışları. Konum ve mesajları kontrol etme, kimlerle görüştüğünü takip etme.

Kendini kaybetme. Kendi ilgi alanlarının, arkadaşlarının ve planlarının ilişkiye tümüyle bağlanması.

Protesto davranışları. Kaygı yükseldiğinde ortaya çıkan tepkiler: sitem, küsme, ilgiyi geri çekme, aşırı iletişim kurma ya da tersine ulaşılamaz olma.

İlişkiyi sınama. Karşı tarafın tepkisini ölçmek için yapılan davranışlar.

İlişki bittiğinde yoğun tepki. Ayrılık sonrası tablonun daha ağır seyretmesi.

Kaçıngan Örüntü Nasıl Görünüyor

Bu örüntü daha az konuşuluyor ancak en az diğeri kadar yaygın.

Yakınlık arttığında geri çekilme. İlişki derinleştiğinde ortaya çıkan huzursuzluk.

Duygusal alanı kapalı tutma. İhtiyaçların dile getirilmemesi.

Bağımsızlığın öne çıkması. Kimseye ihtiyaç duymamayı bir değer olarak taşımak.

Kusur arama. İlişki derinleştikçe partnerdeki eksiklerin belirginleşmesi.

Geçmiş ilişkileri idealleştirme.

Çatışmada uzaklaşma. Tartışma sırasında susma ya da odayı terk etme.

Bu örüntü çoğu zaman sevgisizlik olarak okunuyor. Oysa bağ kuruluyor. Düzenleme biçimi farklı.

Kaygılı ve Kaçıngan Eşleşmesi

Bu, klinikte en sık karşılaşılan eşleşmelerden biri ve tesadüf değil.

İşleyişi şöyle. Kaygılı taraf yakınlık talep ediyor. Kaçıngan taraf huzursuzlanıp mesafe alıyor. Mesafe, kaygılı tarafta kaygıyı yükseltiyor ve talep artıyor. Artan talep, kaçıngan tarafta mesafeyi büyütüyor.

Döngü kendiliğinden tırmanıyor.

İki tarafta da yaşanan şey birbirine benziyor: ikisi de ilişkiyi kaybetmekten korkuyor. Yalnızca korkuyla baş etme biçimleri zıt.

Bu eşleşme neden sık görülüyor. Kaygılı taraf için ulaşılamayan bir partner, sistemi sürekli etkin tutuyor. Bu yoğunluk çoğu zaman aşk olarak yorumlanıyor. Kaçıngan taraf için ise ilgisi yüksek bir partner, mesafeyi düzenleyebileceği bir alan sunuyor.

Bu eşleşme sürdürülemez değil. Ancak döngünün iki taraf tarafından da bilinmesi gerekiyor. Fark edildiğinde şiddeti belirgin biçimde düşüyor.

Güvence Arama Döngüsü

Bu döngüyü anlamak, kaygılı örüntüde çalışılan asıl yer.

Kaygı yükseliyor. Kişi güvence arıyor. Güvence geliyor ve kaygı düşüyor.

Buraya kadar sorun yok. Sorun sonrasında.

Beyin şunu öğreniyor: rahatlama, güvence sayesinde oldu. Yani kaygının kendiliğinden geçebileceği bilgisi hiç edinilmiyor.

Sonuçta bir sonraki seferde yine güvence gerekiyor ve gereken miktar zamanla artıyor.

Ayrıca bu döngünün ikinci bir maliyeti var. Sürekli güvence talebi karşı tarafta yorgunluk üretiyor ve bu yorgunluk mesafe olarak görünüyor. Yani korkulan şey, korkuyla baş etme biçimi tarafından üretiliyor.

Döngüyü kırmak, kaygıya bir süre tahammül etmeyi ve rahatlamanın kendiliğinden geldiğini deneyimlemeyi gerektiriyor. Bu, tek başına yapılması zor bir çalışma.

Örüntü Nereden Geliyor

Erken dönem bakım ilişkisi. Tutarlı ve öngörülebilir bakım güvenli örüntüyü besliyor. Öngörülemeyen bakım, kaygılı örüntüyle ilişkilendiriliyor. İhtiyacın karşılıksız kalması ise kaçıngan örüntüyle.

Mizaç. Doğuştan gelen duyarlılık farkları da rol oynuyor.

Sonraki deneyimler. Aldatılma, ani bir ayrılık ya da örseleyici bir ilişki, örüntüyü değiştirebiliyor.

Kayıplar ve ayrılıklar.

Burada önemli bir nokta var: bu, ailelerin suçlanması anlamına gelmiyor. Örüntü tek bir olaydan değil, tekrarlayan bir deneyimden oluşuyor ve pek çok etken birlikte çalışıyor.

Değişebilir mi

Bu bölüm en önemlisi, çünkü bu konudaki yazıların çoğu kaçınılmazlık duygusu bırakıyor.

Alanyazın bağlanma örüntülerinin yetişkinlikte değişebildiğini gösteriyor.

İki yol tanımlanıyor.

Düzeltici ilişki deneyimi. Beklenenden farklı işleyen bir ilişki, eski modeli yavaşça güncelliyor. Terk edileceğini bekleyen birinin terk edilmemesi, tekrarlandıkça yeni bir bilgi üretiyor.

Farkındalık ve terapi. Örüntüyü görmek ve üzerinde çalışmak. Bu çalışma genellikle şu başlıklarda ilerliyor: kaygı yükseldiğinde devreye giren otomatik tepkiyi tanımak, güvence arama davranışını azaltmak, ihtiyacı doğrudan ifade edebilmek ve kendi alanını yeniden kurmak.

Kendi Payına Bakmak

Bu örüntü fark edildiğinde sık görülen bir tepki, kendini suçlamak oluyor.

Bu işlevsel değil. Örüntü bir tercih değil, öğrenilmiş bir tepki biçimi.

İşe yarayan yaklaşım şu: tepkinin geldiğini fark etmek, o anki yorumu bir gerçek değil bir tahmin olarak görmek ve otomatik davranışı geciktirmek.

Örneğin mesaj dönülmediğinde gelen “beni önemsemiyor” düşüncesi bir gerçek değil. Bir tahmin ve sınanabilir.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta çalışma yalnızca örüntüyü adlandırmakla bitmiyor, çünkü kişilerin çoğu hangi grupta olduğunu zaten okumuş oluyor. Odağım kaygı yükseldiğinde devreye giren davranış: güvence arama, kontrol etme ya da geri çekilme. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatıp örüntüyü besliyor. Kimseden partnerini değiştirmesini ya da kendini bir kalıba sokmasını istemiyorum.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • İlişkilerde sürekli terk edilme kaygısı yaşıyorsanız
  • Güvence arama ve kontrol davranışlarını durduramıyorsanız
  • Yakınlık arttığında geri çekilme örüntüsünü fark ediyorsanız
  • İlişkileriniz benzer bir örüntüyle tekrar tekrar bozuluyorsa
  • İlişki dışındaki yaşamınız tümüyle daraldıysa
  • Ayrılık sonrası tepkileriniz aylarca yoğun biçimde sürüyorsa
  • Aynı döngü partnerinizle sürekli tırmanıyorsa
  • İlişkide kontrol, tehdit ya da şiddet varsa, bu durumda öncelik güvenlik

Bağlanma örüntüsü değişebilen bir şey ama kendiliğinden değil. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Aşırı bağlanma bir hastalık mı?

Değil. Tanı sistemlerinde böyle bir başlık yok. Anlattığı şey, yakın ilişkilerde terk edilme kaygısının belirgin olduğu bir bağlanma örüntüsü ve bu bir eğilim, hastalık değil.

Bağlanma örüntüsü değişebilir mi?

Değişebiliyor. Alanyazın örüntülerin yetişkinlikte de değişebildiğini gösteriyor. Değişimi sağlayan iki yol tanımlanıyor: beklenenden farklı işleyen bir ilişki deneyimi ve terapi.

Neden hep uzak duran kişilere yöneliyorum?

Kaygılı örüntüde kaçıngan bir partner, sistemi sürekli etkin tutuyor. Ulaşılamayan bir kişiye yönelmek yoğun bir duygu üretiyor ve bu, çoğu zaman aşk olarak yorumlanıyor.

Sürekli güvence istemek neden işe yaramıyor?

Güvence kısa süreli bir rahatlama üretiyor ve bu rahatlama, güvence arama ihtiyacını pekiştiriyor. Sonuçta ihtiyaç azalmıyor, sıklığı artıyor.

Kaçıngan örüntü sevgisizlik mi?

Değil. Kaçıngan örüntüde de bağ kuruluyor ancak yakınlık arttığında huzursuzluk yükseliyor ve kişi mesafe alarak düzenleniyor. Bu, ilgisizlik olarak okunuyor ancak farklı bir şey.

İki farklı örüntü bir arada yürüyebilir mi?

Yürüyebiliyor. Ancak bu eşleşmede döngü kendiliğinden tırmandığı için, örüntülerin ikisi tarafından da bilinmesi gerekiyor. Fark edildiğinde döngünün şiddeti belirgin biçimde düşüyor.

Kaynaklar

  1. Bowlby J, Bağlanma kuramı
  2. Ainsworth MDS, Bağlanma örüntüleri üzerine gözlem çalışmaları
  3. Hazan C ve Shaver P, Yetişkin bağlanma örüntüleri
  4. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Relationships (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar İlişki ve Çift 38 yazı

İlgili yazılar