İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Kadınlarda depresyon tanı oranları erkeklere göre daha yüksek.
Bu farkın birden fazla nedeni var ve hepsi biyolojik değil.
Ayrıca bu başlıkta sık yapılan bir hata var: belirtilerin doğrudan hormonlara bağlanması. Bu indirgeme, tedavi gerektiren tabloların atlanmasına yol açıyor.
Neden Daha Sık Tanı Alıyor
Hormonal geçiş dönemleri. Adet döngüsü, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoza geçiş, duygudurum açısından riskin arttığı dönemler.
Bakım yükünün dağılımı. Çocuk bakımı, ev işleri ve yaşlı bakımı büyük ölçüde kadınlarda kalıyor. Bu yük, tükenme ve kendine ayrılan zamanın yok olmasıyla sonuçlanıyor.
Çifte yük. Çalışan kadınlarda iş yükü ile ev yükünün üst üste binmesi.
Şiddete maruz kalma. Fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kalma oranı kadınlarda daha yüksek. Bu, depresyon için güçlü bir risk etkeni.
Ayrımcılık ve değersizleştirme.
Yardım isteme davranışı. Kadınlar daha sık başvuruyor. Bu da tanı oranlarını doğrudan etkiliyor.
Bu son madde önemli: farkın bir bölümü gerçek bir sıklık farkı değil, tanı farkı.
Belirtiler
Duygusal. Çökkünlük, keyif alamama, ağlama nöbetleri, umutsuzluk, suçluluk ve değersizlik duygusu, kaygı ve huzursuzluk.
Kaygının eşlik etmesi kadınlarda daha sık görülüyor.
Bedensel. Sürekli yorgunluk, uyku bozukluğu, iştah ve kilo değişikliği, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, sindirim sorunları ve cinsel istekte azalma.
Bilişsel. Odaklanma güçlüğü, karar verememe ve bellek sorunları.
Davranışsal. Sosyal çekilme, öz bakımda azalma, sorumlulukları yerine getirmekte zorlanma ve ilgi alanlarından uzaklaşma.
Ayırt edici bir belirti. Kendini yetersiz bir anne, eş ya da çalışan olarak görme. Bu düşünce, depresyonun kendisinin bir belirtisi ancak kişiye gerçek gibi geliyor.
Adet Öncesi Dönem
Adet öncesi dönemde duygudurum değişiklikleri yaygın ve çoğu kadında hafif seyrediyor.
Ancak belirtiler işlevselliği bozacak düzeydeyse ve her döngüde tekrar ediyorsa, bu ayrı olarak tanımlanmış bir tablo olabiliyor ve tedavisi bulunuyor.
Ayırt edici nokta şu: belirtiler adet döngüsüyle bağlantılı olarak ortaya çıkıyor ve adetin başlamasıyla geriliyor.
Bu tablo “herkeste olur” denerek geçiştirilmemeli.
Gebelik Dönemi
Gebelikte depresyon, doğum sonrası dönem kadar konuşulmuyor ancak görülüyor.
Belirtiler gebeliğin olağan yorgunluk ve duygusal dalgalanmalarıyla karışabiliyor. Ayırt edici olan şunlar: keyif alamama, umutsuzluk, değersizlik duygusu ve iki haftadan uzun süren belirtiler.
Gebelikte tedavi edilmeyen depresyon, doğum sonrası dönem için önemli bir risk etkeni.
Doğum Sonrası Dönem
Bu başlık ayrıca ele alınmalı.
Doğum sonrası hüzün. İlk günlerde görülen duygusal dalgalanma, ağlama ve hassasiyet. Yaygın ve genellikle kendiliğinden geçiyor. Bir bozukluk değil.
Doğum sonrası depresyon. Daha uzun sürüyor ve kendiliğinden geçmiyor. Belirtiler: çökkünlük, bebekle bağ kurmakta zorlanma, aşırı kaygı, uyku bozukluğu, suçluluk ve yetersizlik duygusu.
Bu tabloda en zorlayıcı bileşen suçluluk. Kişi “mutlu olmam gerekiyordu” düşüncesiyle belirtileri gizliyor.
Riskin yüksek olduğu bir durum. Bebeğe ya da kendine zarar verme düşünceleri, ağır kaygı, gerçeklikten kopma belirtileri ya da uyuyamama. Bu belirtiler acil değerlendirme gerektiriyor.
Emzirme dönemi tedavisi. Bu dönemde kullanılabilecek seçenekler bulunuyor ve karar hekim tarafından veriliyor. Tedavisiz kalmak da bir risk taşıyor.
Doğum sonrası dönemde babalarda da depresyon görülüyor. Bu, ayrıca gözden kaçan bir başlık.
Menopoza Geçiş
Menopoza geçiş dönemi, duygudurum açısından riskin arttığı bir dönem.
Belirtiler menopozun bedensel belirtileriyle karışabiliyor: uyku bozukluğu, yorgunluk, sinirlilik ve odaklanma güçlüğü.
Ayırt edici olan keyif alamama, umutsuzluk ve değersizlik duygusu.
Bu dönemde ayrıca yaşam değişiklikleri de birikiyor: çocukların evden ayrılması, ebeveynlerin bakımı ve emeklilik.
Daha önce depresyon öyküsü olan kadınlarda bu dönemde risk daha yüksek.
Tıbbi Nedenler
Bu bölüm atlanmamalı.
Tiroid işlev bozuklukları. Kadınlarda daha sık görülüyor ve depresyon belirtilerini birebir taklit ediyor.
Demir eksikliği ve kansızlık.
B12 ve D vitamini eksikliği.
Bazı hormonal yöntemler.
Otoimmün hastalıklar.
Kronik ağrı tabloları.
Bu nedenle depresyon değerlendirmesinde kan değerlerine bakılması standart bir adım.
Hormonlara İndirgeme Sorunu
Bu, bu başlıkta en çok zarar veren yaklaşım.
Bir kadın çökkünlük belirtileriyle başvurduğunda “hormonaldir, geçer” denilmesi çok yaygın.
Bunun iki sonucu var. Tedavi gerektiren bir tablo atlanıyor ve kişi kendi deneyiminin ciddiye alınmadığını hissediyor.
Hormonal dönemler risk artırıyor. Ancak “hormonal” demek, tabloyu açıklamıyor ve tedavi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Yakınlar İçin
Belirtileri ciddiye alın. “Herkes yoruluyor” ve “hormonaldir” cümlelerinden kaçının.
Yükü paylaşın. Özellikle doğum sonrası dönemde. Somut yardım, söylenen sözlerden daha etkili.
Suçluluğu büyütmeyin. “İyi bir anne mutlu olur” mesajı, tabloyu ağırlaştırıyor.
Uyku alanı açın. Doğum sonrası dönemde kesintisiz uyku, en somut destek.
Değerlendirmeye yönlendirin.
Riski konuşmaktan çekinmeyin.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta ilk dikkat ettiğim şey, belirtilerin hormonlara indirgenmemesi. Hormonal dönemler riski artırıyor ancak “hormonaldir” demek tabloyu açıklamıyor ve çoğu zaman tedaviyi geciktiriyor. Kan değerleri ve tiroid işlevleri bakılmadan süreci kurmuyorum. Terapide en sık çalıştığım şey suçluluk ve yetersizlik duygusu, çünkü kişi bunları kendi hakkında bir gerçek sanıyor, oysa ikisi de tablonun belirtisi. Doğum sonrası dönemde ise yükün paylaşımını ve uyku alanını somut olarak konuşuyorum, çünkü bu iki başlık düzelmeden diğer çalışmalar yürümüyor.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa
- Eskiden keyif aldığınız şeylerden keyif alamıyorsanız
- Uyku ve iştahınız değiştiyse
- Sürekli yorgunluk ve halsizlik varsa, bu durumda kan değerleri
- Kendinizi yetersiz ve değersiz hissediyorsanız
- Doğum sonrası dönemde belirtiler iki haftadan uzun sürdüyse
- Bebeğinizle bağ kurmakta zorlanıyorsanız
- Bebeğinize ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa, bu durumda gecikmeden 112
- Adet öncesi belirtiler işlevselliğinizi bozuyorsa
- Menopoza geçiş döneminde belirgin duygudurum değişikliği yaşıyorsanız
Bu, hassas bir konu. Bu belirtileri kendinizde ya da bir yakınınızda görüyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmakta gecikmeyin. Acil bir durumda 112’yi arayın.
Belirtiler iki haftadan uzun sürdüyse ve günlük işleriniz aksıyorsa, bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kadınlarda depresyon neden daha sık görülüyor?
Hormonal geçiş dönemleri, bakım yükünün dağılımı, şiddete ve ayrımcılığa maruz kalma oranı ile yardım isteme davranışının daha yaygın olması birlikte rol oynuyor.
Doğum sonrası hüzün ile depresyon aynı şey mi?
Değil. Doğum sonrası ilk günlerde görülen geçici duygusal dalgalanma yaygın ve kendiliğinden geçiyor. Depresyon daha uzun sürüyor ve destek gerektiriyor.
Belirtilerim hormonlara mı bağlı?
Hormonal dönemler etkili olabiliyor ancak her belirtiyi hormonlara bağlamak sık yapılan bir hata. Bu, tedavi gerektiren bir tablonun atlanmasına yol açıyor.
Menopoz döneminde depresyon sık mı?
Menopoza geçiş dönemi, duygudurum açısından riskin arttığı bir dönem. Özellikle daha önce depresyon öyküsü olanlarda.
Emzirirken tedavi alınabilir mi?
Alınabiliyor. Bu dönemde kullanılabilecek seçenekler var ve karar hekim tarafından veriliyor. Tedavisiz kalmak da bir risk.
Ne zaman uzmana başvurmalıyım?
Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, günlük yaşamı etkiliyorsa ya da bebeğinizle ilgili kaygı verici düşünceleriniz varsa gecikmeden.
Kaynaklar
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Women and Depression (yeni sekmede açılır)
- Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Depresif Bozukluklar, 2022 (yeni sekmede açılır)
- Dünya Sağlık Örgütü WHO, Depressive Disorder (yeni sekmede açılır)
- Dünya Sağlık Örgütü WHO, Maternal Mental Health (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?