Doğum Sonrası (Lohusa) Depresyonu: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Anne olmak dışarıdan bakıldığında harika bir duygu gibi görünür. Ancak gerçekte durum her zaman böyle tozpembe ilerlemez. Lohusa dönemi, sadece taçların takılıp misafirlerin ağırlandığı neşeli bir süreç değildir. Yeni doğum yapan kadınların hayatını bazen ciddi şekilde zorlaştıran karanlık bir buhran ortaya çıkar.
Biz bu duruma klinik olarak doğum sonrası depresyonu (lohusa depresyonu) diyoruz. Bu tablo, genel depresyon belirtileri ve evreleri tablosunun en spesifik alt dallarından biridir. İlk defa anne olanlar genellikle hayatları değiştiği için bu hale geldiklerini sanırlar. Bazen de bebeği içsel olarak kabul edemedikleri için kendilerini suçlarlar. Oysa karşınızdaki tablo tamamen biyolojik ve psikolojik temellere dayanan tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.
Doğum Sonrası Depresyon Neden Yaşanır?
Anneler için yeni bir bireyin sorumluluğunu taşımak oldukça stresli bir süreçtir. Bu sendromun altında hem biyolojik hem de psikososyal sebepler yatar.
Biyolojik Nedenler: Hamilelik sürecinde östrojen ve progesteron hormonları kademeli olarak yükselir. Doğumu takip eden 48 ila 72 saat içinde bu hormonlar aniden ve çok sert bir şekilde düşer.
Vücuttaki bu ani kimyasal çöküş, depresyonu tetikleyen en büyük biyolojik nedendir. Ayrıca folat (folik asit) eksikliğinin de bu süreci hızlandırdığını klinik olarak gözlemliyoruz.
Psikososyal Nedenler: Hormonal değişimlerin yanı sıra sosyal stres kaynakları anneyi çok yorar. Kişiler arası ilişkilerdeki bozulmalar veya eşten yeterli destek görememek hastalığı doğrudan davet eder. Bazen anneler, hamileliğin bitmesini fetüsle olan yakın bağın kopması olarak algılarlar. Söz konusu durum kadına sevdiği birini kaybetmiş gibi derin bir yas hissi verebilir.

Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk 6 hafta içinde kendini gösterir. Bazen bu süreç bir veya iki yıl boyunca devam edebilir. Belirtileri anneye ve bebeğe yansıyan etkiler olarak iki farklı boyutta inceliyoruz.
Annedeki Psikolojik ve Fiziksel Belirtiler
- Şiddetli bir boşluk duygusu ve durup dururken gelen ağlama krizleri
- Ne kadar uyursa uyusun geçmeyen aşırı yorgunluk ve enerji eksikliği
- Hafıza zayıflığı, bellek sorunları ve konsantrasyon güçlüğü
- Aşırı iştahsızlık ve buna bağlı çok hızlı kilo kaybı
- Çabuk sinirlenme, alınganlık ve sürekli kötü bir şey olacak beklentisi
Bebeğe Yönelik (Tehlikeli) Belirtiler
Lohusa depresyonu ağırlaştıkça annenin bebeğiyle olan bağı ciddi şekilde zedelenir.
- Annenin bebeğini sevmediğini etrafındakilere açıkça dile getirmesi
- Çocuğa dokunmaktan, onu kucağa almaktan ve sevmekten kaçınma
- Bebeği emzirmeyi kesinlikle reddetme
- Bebeğin ağlamasını dikkate almama veya sesinden aşırı derecede rahatsız olma
- Bebeğin kendisinden hiçbir özellik almadığını ve eşine benzemediğini savunma
- Bebeğin cinsiyetinden şikayet etme veya bebeğin anneyi sevmediğini düşünme
- Çocuk fiziksel olarak son derece sağlıklı olduğu halde annenin onun hasta olduğunu iddia etmesi
Lohusa Depresyonuna Girmemek İçin Ne Yapmalısınız?
Hastalığı henüz başlamadan önlemek her zaman en sağlıklı yoldur. Hamilelik sürecinin başından itibaren alanında uzman bir terapistten danışmanlık almanız oldukça faydalı olacaktır. Özellikle geçmişinde farklı psikiyatrik rahatsızlıkları olan kadınlar için profesyonel önleyici destek almayı kesinlikle tavsiye ediyoruz. Bunun yanı sıra kadın doğum uzmanları da annenin psikiyatrik geçmişini iyi araştırmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır.
Doğum Sonrası Depresyon Tedavisi ve Eşlerin Rolü
Lohusa depresyonundan kurtulmak ve bebeğinizle o en özel anları sağlıkla paylaşmak için mutlaka bir uzman psikologdan destek almalısınız.
Tedavi sürecinde ağırlıklı olarak psikoterapi yöntemlerini kullanıyoruz. Psikoterapinin tek başına yeterli gelmediği nadir durumlarda, sürece eş zamanlı olarak doktor kontrolünde ilaç tedavileri ekleyebiliyoruz.

Bu zorlu süreçte en büyük görev şüphesiz eşlere (babalara) düşüyor. Babaların uygulayabileceği destek adımları şunlardır:
- Eşinize bu süreçte asla yalnız olmadığını hissettirmelisiniz.
- Ev içindeki tüm bakım sorumluluklarını aktif olarak paylaşmalısınız.
- Anne kendisini güçsüz veya yetersiz hissettiğinde onu yargılamadan cesaretlendirmelisiniz.
- Yaşanan bu duygusal krizin tamamen doğal ve geçici bir rahatsızlık olduğunu ona sık sık hatırlatmalısınız.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Hastalığın süresi annenin aldığı profesyonel desteğe ve çevresel faktörlere göre değişir. Tedavi sürecine hızlıca başladığımızda belirtileri birkaç hafta içinde büyük oranda hafifletiyoruz. Ancak hiçbir profesyonel destek almayan kadınlarda bu buhran tablosu maalesef 1 ila 2 yıla kadar uzayabiliyor.
Hayır, ikisi klinik olarak birbirinden çok farklıdır. Yeni annelerin büyük bir çoğunluğunda doğumdan sonraki ilk birkaç gün içinde hafif bir duygusallık (bebek hüznü) ortaya çıkar. Bahsettiğimiz durum en fazla iki hafta içinde kendiliğinden tamamen geçer. Lohusa depresyonu ise çok daha şiddetlidir, iki haftadan uzun sürer ve mutlaka profesyonel tedavi gerektirir.
Hastalığın çok ağırlaştığı ve tedavi edilmediği ekstrem durumlarda annenin zihninde bebeğe zarar verme düşünceleri belirebilir. Korkutucu düşünceler anneyi inanılmaz derecede utandırır ve izole eder. Eğer bu tarz yoğun düşünceler yaşıyorsanız hiçbir suçluluk duymadan acilen psikiyatrik destek almalısınız.