İçeriğe geç

Şizoid Kişilik Bozukluğu Nedenleri ve Belirtileri

Şizoid kişilik bozukluğu nedir, içe dönüklükten farkı ne? Tanı ölçütleri, çekingen örüntüyle ayrımı, nedenleri, yaşam seyri ve ne zaman müdahale gerektiği.

İçindekiler 11 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Bu tablo, kişilik bozuklukları içinde en az başvuru üreten olanı.

Sebebi basit: bu örüntüdeki kişilerin çoğu durumdan rahatsız değil.

Bu, tabloyu ele alırken en dikkat edilmesi gereken nokta. Dışarıdan bakan biri için bu yaşam biçimi eksik görünüyor. Kişinin kendisi için görünmeyebiliyor.

Tanım

Şizoid kişilik bozukluğu, sosyal ilişkilerden kopukluk ve duygusal ifadede kısıtlılıkla tanımlanıyor.

Tanı için yedi ölçütten en az dördünün karşılanması gerekiyor.

1. Yakın ilişki istememe ve bundan keyif almama. Aile ilişkileri dahil.

2. Neredeyse her zaman yalnız etkinlikleri seçme.

3. Başka biriyle cinsel deneyim yaşamaya ilgi duymama ya da az ilgi duyma.

4. Az sayıda etkinlikten keyif alma ya da hiçbirinden keyif almama.

5. Birinci derece yakınları dışında yakın arkadaşının olmaması.

6. Övgü ve eleştiriye karşı kayıtsız görünme.

7. Duygusal soğukluk, kopukluk ya da düzleşmiş duygulanım.

Tanı için örüntünün yaygın, süregiden ve işlevselliği etkileyen bir yapıda olması gerekiyor.

Neyle Karıştırılıyor

Bu ayrımlar, tablonun doğru anlaşılması için en önemli bölüm.

İçe dönüklük. Yaygın bir kişilik özelliği. İçe dönük bir kişi yalnız zamana ihtiyaç duyuyor ancak ilişkilerden keyif alıyor. Yakın arkadaşlıkları var ve bunları değerli buluyor.

Bu tabloda ise yakın ilişki isteğinin kendisi düşük.

Çekingen kişilik bozukluğu. En kritik ayrım. İki tabloda da sosyal geri çekilme var.

Fark isteğe ait. Çekingen örüntüde kişi ilişki kurmak istiyor, reddedilme korkusu nedeniyle kuramıyor ve bundan rahatsız oluyor.

Şizoid örüntüde istek düşük ve rahatsızlık genellikle yok.

Ayırt edici soru şu: yalnızlık bir yoksunluk mu, bir tercih mi.

Otizm spektrum bozukluğu. Sosyal alandaki güçlük iki tabloda da görülüyor. Ancak otizmde erken gelişim dönemine ait bulgular, yineleyici davranış örüntüleri ve duyusal farklılıklar bulunuyor. Bu ayrım, özellikle yetişkinlikte ilk kez değerlendirilen kişilerde önemli.

Şizofreni. Adı benzese de ayrı tablolar. Bu tabloda sanrı ve varsanı bulunmuyor.

Şizotipal kişilik bozukluğu. İki tabloda da sosyal kopukluk var. Şizotipal örüntüde ek olarak olağandışı düşünce ve algı deneyimleri bulunuyor. Bunu şizotipal kişilik bozukluğu nedenleri ve tedavisi yazısında ele aldım.

Depresyon. Çökkünlük dönemlerinde ilgi kaybı ve geri çekilme görülüyor. Fark, bu tablonun süregiden olması ve bir dönemle sınırlı olmaması.

Nasıl Görünüyor

Sosyal alanda. Davetlere katılmama, grup ortamlarından uzak durma, arkadaşlık kurma isteğinin düşük olması.

Duygusal alanda. Duygu ifadesinin sınırlı olması. Bu, duygunun hissedilmediği anlamına gelmiyor. İfade edilmesi ya da dışarıdan okunması zor.

İlişkilerde. Yakınlık talebine karşı huzursuzluk. İlişki kurulsa bile mesafenin korunması.

İş yaşamında. Bağımsız çalışılan ve insan teması az olan işlerde belirgin bir uyum. Ekip çalışması gerektiren ortamlarda zorlanma.

İç dünyada. Zengin bir iç dünya ve hayal kurma. Bu, tabloda sık bildirilen ve dışarıdan görünmeyen bir alan.

Nedenler

Bu alandaki araştırma, diğer kişilik bozukluklarına göre sınırlı. Bu nedenle aşağıdakiler kesin nedenler değil, ilişkilendirilen etkenler.

Kalıtsal bileşen. Bu tabloda şizofreni spektrumu ile ailesel bir bağ bildiriliyor. Ancak bu bağ, tabloya dönüşeceği anlamına gelmiyor.

Mizaç. Düşük sosyal ödül duyarlılığı. Yani sosyal etkileşimin diğer kişilerde ürettiği ödül duygusunun burada daha zayıf olması.

Erken dönem bakım ilişkisi. Duygusal olarak uzak, soğuk ya da ulaşılamayan bir bakım ilişkisi. Bu ortamda çocuk, ihtiyacını dışarıya yöneltmek yerine kendi iç dünyasına yöneliyor.

Duygunun karşılanmaması. Duygusal ifadenin karşılıksız kaldığı bir ortamda, ifade etme zamanla azalıyor.

Erken dönem yoksunluk.

Burada bir uyarı gerekiyor: bu maddeler ailelerin suçlanması için değil. Ayrıca bu deneyimleri yaşayan kişilerin büyük bölümünde bu tablo gelişmiyor.

Yaşam Seyri

Çocukluk. Yalnız oyun tercihi, akranlara sınırlı ilgi ve içe dönük bir yapı görülebiliyor. Bu yaşta tanı konmuyor.

Ergenlik. Akran ilişkilerinin öne çıktığı bu dönemde fark daha görünür hâle geliyor. Ancak bu dönemde de tanı dikkatle ele alınıyor.

Erken erişkinlik. Tanının konabildiği dönem. İş yaşamı ve ilişkiler alanında örüntü belirginleşiyor.

Orta yaş ve sonrası. Bu tabloda seyir görece sabit. Belirgin bir kötüleşme ya da düzelme bildirilmiyor.

Ancak bir risk alanı var: yalnızlaşma yaşla birlikte artabiliyor ve destek ağının yokluğu, hastalık ya da kayıp dönemlerinde ciddi bir kırılganlık üretiyor.

Eşlik Eden Tablolar

Depresyon. Özellikle bir kayıp ya da zorunlu bir değişim sonrasında.

Kaygı bozuklukları.

Kısa süreli psikotik dönemler. Ağır stres altında nadiren görülebiliyor.

Başvuru çoğu zaman bu tablolar üzerinden oluyor.

Ne Zaman Müdahale Gerekiyor

Bu, en dikkatli ele alınması gereken başlık.

Kişi işlevselse ve bu yaşamdan rahatsız değilse, tabloyu düzeltmeye çalışmak doğru bir hedef değil.

Sosyal olmak evrensel bir gereklilik değil ve yalnız bir yaşam biçimi kendi başına bir hastalık göstergesi değil.

Müdahale şu durumlarda gündeme geliyor.

Eşlik eden bir tablo varsa. Çökkünlük ya da kaygı.

İşlevsellik etkilendiyse. İş sürdürememe, temel ihtiyaçların karşılanamaması.

Kişinin kendisi rahatsızsa. Bu, en belirleyici ölçüt.

Destek ağının yokluğu bir risk üretiyorsa. Özellikle sağlık sorunları ve ileri yaşta.

Ayırt edilmesi gereken bir tablo varsa. Otizm spektrum bozukluğu ya da erken dönem psikotik tablolar.

Tedavi

Bu tabloda tedavi hedefi, kişiyi sosyal hâle getirmek değil.

İşlevselliğin desteklenmesi. İş, günlük yaşam ve temel ihtiyaçların sürdürülebilmesi.

Eşlik eden tabloların ele alınması. Yaşam kalitesindeki en somut değişim burada.

Duygu tanıma ve ifade çalışması. Kişi istiyorsa. Bu, bir zorunluluk olarak konmuyor.

Sosyal ağın asgari düzeyde kurulması. Kalabalık bir sosyal yaşam değil, kriz anında ulaşılabilecek en az bir bağ.

Terapi ilişkisinin kendisi. Bu tabloda yakınlık kurma alanı zaten zorlanılan alan. Terapi ilişkisi, düşük yoğunluklu ve öngörülebilir bir bağ deneyimi sunabiliyor.

İlaç tedavisi. Kişilik örüntüsünün kendisi için değil, eşlik eden tablolar için kullanılıyor. Karar hekime ait.

Bu tabloda süreç yavaş ilerliyor ve yakınlık talebinin düşük tutulması gerekiyor. Yoğun bir terapi ilişkisi, bu tabloda bırakma nedeni oluyor.

Yakınları İçin

Yalnızlığı bir yoksunluk olarak okumayın. Bu, en sık yapılan varsayım.

Sosyal ortamlara zorlamayın. Zorlama, ilişkiden uzaklaşmayı artırıyor.

Duygu ifadesini beklemeyin. İfade edilmemesi, hissedilmediği anlamına gelmiyor.

Yakınlık talebini ölçülü tutun. Yoğun talep, geri çekilmeyi büyütüyor.

Bağı kendi biçiminde kurun. Bu tabloda yan yana yapılan sessiz etkinlikler, karşı karşıya konuşmalardan daha kolay işliyor.

Kişisel almayın. Mesafe size özgü değil.

Değişimi bir hedef olarak koymayın. Sizin rahatsızlığınız ile onun rahatsızlığı ayrı şeyler.

Terapiye Yaklaşımım

Bu tabloda hedefi sosyal bir yaşam kurmak üzerine kesinlikle kurmuyorum, çünkü bu hedef kişinin kendisine değil çevresine ait ve dayatıldığında süreç kapanıyor. Rahatsızlığın kimde olduğunu erken netleştiriyorum. Eşlik eden çökkünlük ve kaygıyı öne alıyorum. Yakınlık talebimi de düşük tutuyorum, çünkü yoğun bir ilişki bu tabloda bırakma nedeni oluyor.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Bu yaşam biçiminden kendiniz rahatsızsanız
  • Çökkünlük ya da kaygı belirtileri eklendiyse
  • İş ya da günlük yaşamı sürdürmekte zorlanıyorsanız
  • Kriz anında ulaşabileceğiniz kimse yoksa
  • Sosyal geri çekilme sonradan ve belirgin biçimde başladıysa
  • Olağandışı düşünce ya da algı deneyimleri varsa, bu durumda beklemeden değerlendirme
  • Bir yakınınızın işlevselliği belirgin biçimde etkilendiyse
  • Otizm spektrum bozukluğu açısından değerlendirilmediyseniz

Yalnız kalmayı tercih etmek başka, bağ kuramamak başka. Ayrımı konuşmak için bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.

Nedenleri anlamak yararlı, ama bir noktada durup bakmak gerekiyor. Yalnızlık tercihi zamanla derinleşiyor, kişi işini ve öz bakımını sürdüremiyor ya da daha önce olmayan algı deneyimleri başlıyorsa bu artık bir mizaç meselesi değil. Böyle bir değişimde psikiyatri değerlendirmesi öncelikli. Kendine zarar verme düşünceleri varsa 112 aranmalı.

Sıkça Sorulan Sorular

İçe dönük olmak şizoid mi demek?

Değil. İçe dönüklük yaygın bir kişilik özelliği ve kişi ilişkilerden keyif alabiliyor, yalnızca yalnız zamana ihtiyaç duyuyor. Bu tabloda ise yakın ilişki isteğinin kendisi düşük.

Çekingen kişilik bozukluğundan farkı ne?

Fark isteğe ait. Çekingen örüntüde kişi ilişki kurmak istiyor ancak korkusu nedeniyle kuramıyor ve bundan rahatsız. Şizoid örüntüde ise istek düşük ve kişi bu durumdan genellikle rahatsız değil.

Şizofreniyle ilişkisi var mı?

Adı benzese de ayrı tablolar. Bu tabloda sanrı ve varsanı bulunmuyor, gerçeklikle bağ korunuyor. Ailesel bir bağ bildiriliyor ancak bu, tabloya dönüşeceği anlamına gelmiyor.

Nedenleri neler?

Kalıtsal bir yatkınlık ile erken dönemde duygusal olarak uzak bir bakım ilişkisinin birlikte çalıştığı bir model tanımlanıyor. Ancak bu alandaki araştırma diğer tablolara göre sınırlı.

Tedavi gerekiyor mu?

Kişi işlevsel ve bu yaşamdan rahatsız değilse zorunlu değil. Müdahale, eşlik eden çökkünlük ya da kaygı bulunduğunda ve işlevsellik etkilendiğinde gündeme geliyor.

Bu kişiler mutsuz mu?

Zorunlu olarak değil. Bu, dışarıdan yapılan en yaygın varsayım. Yalnızlık bu tabloda çoğu zaman bir yoksunluk değil, bir tercih olarak yaşanıyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kişilik Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Dünya Sağlık Örgütü WHO, ICD-11, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
  3. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Personality Disorders (yeni sekmede açılır)
  4. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Personality (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Kişilik Örüntüleri 25 yazı

İlgili yazılar