İçeriğe geç

Anoreksiya Nedir? Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Anoreksiya nervoza nedir, hangi belirtilerle tanınır, neden bir tercih değildir ve tedavi edilmediğinde ne olur? Yakınların ne yapması gerektiği.

İçindekiler 10 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Anoreksiya nervoza hakkındaki en yaygın yanlış inanış, bunun bir tercih olduğu.

Bu inanış tedaviyi doğrudan geciktiriyor. Çünkü tercih olarak görüldüğünde çevre “kendine gel” diyor, kişi ise anlaşılmadığı için kapanıyor.

Anoreksiya bir ruhsal bozukluk. İrade meselesi değil ve istenildiğinde bırakılabilen bir şey değil.

Bu yazı tabloyu, belirtilerini ve tedavi edilmediğinde ne olduğunu anlatıyor.

Not: Bu yazıda kilo, kalori, beden kitle indeksi ya da davranış ayrıntısı verilmiyor. Bu tür sayılar yeme bozukluğu tablolarında karşılaştırma ve hedef üretiyor, bu da tabloyu ağırlaştırıyor.

Tanım

Anoreksiya nervoza üç bileşenle tanımlanıyor.

Yeme davranışının kısıtlanması. Bedenin ihtiyacının belirgin biçimde altında kalan bir alım.

Yoğun kaygı. Kilo alma ya da kilolu olma konusunda yoğun korku. Bu korku, bedensel durum ne olursa olsun devam ediyor.

Beden algısındaki bozulma. Kişi kendi bedenini olduğundan farklı algılıyor. Bu, kendini kandırma değil. Algının kendisi bozuluyor.

Bu üçüncü madde en zor anlaşılan madde. Kişiye ayna göstermek ya da kanıt sunmak işe yaramıyor, çünkü sorun kanıt eksikliğinde değil.

Neden Ortaya Çıkıyor

Tek bir neden yok. Birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.

Genetik yatkınlık. Ailede yeme bozukluğu öyküsü riski artırıyor.

Kişilik özellikleri. Mükemmeliyetçilik, kural takibi ve yüksek denetim ihtiyacı sık görülüyor.

Kaygı ve obsesif özellikler. Birçok tabloda anoreksiya öncesinde kaygı belirtileri bulunuyor.

Denetim ihtiyacı. Yaşamın kontrol edilemez göründüğü dönemlerde yeme davranışı, denetlenebilen tek alan hâline gelebiliyor.

Ailedeki örüntüler. Görünüş ve kilo üzerine yapılan yorumlar, karşılaştırmalar ve yüksek başarı beklentisi.

Travma öyküsü.

Kültürel baskı. Beden üzerine kurulan değer yargıları ve sosyal medya.

Belirli ortamlar. Görünüş ya da bedenin performansla ilişkilendirildiği alanlarda risk daha yüksek.

Diyetin kendisi. Kısıtlayıcı bir diyet, yatkınlığı olan kişilerde tabloyu başlatabiliyor.

Bu liste bir şeyi netleştiriyor: kimse tek bir sebeple bu tabloya girmiyor ve kimse bunu ailesine inat yapmıyor.

Belirtiler

Davranışsal. Yemek konusunda giderek daralan kurallar. Birlikte yemekten kaçınma. Yemek hazırlamaya aşırı ilgi ancak yememe. Tabakta uzun süre oyalanma. Yemek sonrası hemen kalkma. Bol giysilerle örtünme.

Bilişsel. Yeme ve beden üzerine sürekli düşünme. Odaklanma güçlüğü. Katı kural düşüncesi.

Duygusal. Kaygı, çökkünlük, sinirlilik ve duygusal daralma.

Sosyal. Yalıtım, arkadaşlıklardan çekilme, sosyal ortamlardan kaçınma.

Bedensel. Halsizlik, üşüme, uyku bozulması, saç dökülmesi, ciltte kuruluk ve adet düzensizliği ya da adet görmeme.

Duygudurum. Ağırlaşan tablolarda çökkünlük ve umutsuzluk belirginleşiyor.

Yaygın Yanlış İnanışlar

“Sadece genç kadınlarda görülüyor.” Erkeklerde, orta yaşta ve ileri yaşta da görülüyor. Bu inanış, dışarıda kalan kişilerin tanı almasını geciktiriyor.

“Bakınca anlaşılır.” Her zaman anlaşılmıyor. Tanı davranış örüntüsüne ve ruhsal belirtilere göre konuyor.

“Sadece yemek yemesi yeterli.” Yeme davranışının düzelmesi tedavinin bir parçası ancak tek başına yeterli değil. Altta yatan ruhsal tablo çalışılmadığında tekrar ediyor.

“Dikkat çekmek için yapıyor.” Bu yorum kişiyi kapatıyor ve başvuruyu geciktiriyor.

“Ergenlikle geçer.” Kendiliğinden geçmesini beklemek, en riskli seçenek.

Tedavi Edilmezse

Bu bölüm zorlayıcı ancak yazılması gerekiyor, çünkü bu tablonun ciddiyeti çoğu zaman fark edilmiyor.

Kalp. Kalp ritmi ve kalp kası etkileniyor. Bu, tablonun en tehlikeli tarafı.

Elektrolit dengesi. Ciddi ve ani sorunlara yol açabiliyor.

Kemik. Kemik yoğunluğunda kayıp, kırık riski.

Hormonal sistem. Adet düzeninin bozulması, üreme sağlığı ve büyüme üzerinde etkiler.

Sindirim sistemi.

Böbrek ve karaciğer.

Bağışıklık.

Beyin ve bilişsel işlevler. Odaklanma, karar verme ve bellek etkileniyor. Bu etkilenme, tedaviye başlamayı da zorlaştırıyor.

Ruhsal tablo. Çökkünlük ve kaygı derinleşiyor. Yalıtım artıyor.

Bunların yanında bilinmesi gereken bir şey daha var: anoreksiya nervoza, ruh sağlığı bozuklukları içinde ölümcül seyredebilen tablolardan biri.

Bunu korkutmak için değil, gecikmenin gerçek bir bedeli olduğunu göstermek için yazıyorum.

Ergenlerde

Ergenlik döneminde bu tablonun ayrı bir yönü var: gelişim sürüyor.

Bu nedenle ergenlerde tedavinin geciktirilmemesi ayrıca önemli. Büyüme, kemik gelişimi ve hormonal düzen bu dönemde etkileniyor.

Ergenlerde tedavide aile katılımı belirleyici. Ailenin sürecin dışında bırakıldığı yaklaşımlar bu yaş grubunda daha az sonuç veriyor.

Yakınlar İçin

Yemek üzerinden tartışmayın. Zorlamak, pazarlık etmek ve ceza koymak işe yaramıyor. Çatışmayı büyütüyor.

Görünüş üzerine yorum yapmayın. Olumlu ya da olumsuz. Her ikisi de bedeni konuşmanın merkezine koyuyor.

Somut davranışlardan konuşun. “Zayıflamışsın” yerine “son iki aydır bizimle yemek yemiyorsun ve bu beni endişelendiriyor.”

Kaygınızı sahiplenin. Suçlayıcı değil, kendi endişenizi ifade eden bir dil.

Değerlendirmeye yönlendirin. Somut bir adım önerin ve birlikte gitmeyi teklif edin.

Israrcı olun ancak zorlayıcı olmayın. İlk seferde kabul edilmemesi olağan.

Ciddiye alın. “Nasılsa geçer” en riskli yaklaşım.

Kendinize de destek alın. Bu süreç yakınlar için de yıpratıcı.

Tedavi

Tedavi genellikle birden fazla uzmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor.

Tıbbi izlem. Bedensel durumun düzenli değerlendirilmesi. Bu, tedavinin vazgeçilmez ayağı.

Beslenme desteği. Bu alanda çalışan bir diyetisyen tarafından planlanıyor.

Psikoterapi. Beden algısı, denetim ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, kaçınma ve altta yatan kaygı üzerine çalışılıyor.

Aile çalışması. Özellikle ergenlerde.

Psikiyatrik değerlendirme. Eşlik eden depresyon ve kaygı tabloları için.

Yatarak tedavi. Bedensel durum riskliyse ya da ayaktan tedavi yeterli olmuyorsa.

Süreç zaman alıyor ve düz bir çizgide ilerlemiyor. Geri dönüşler olağan ve başarısızlık anlamına gelmiyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta ilk konuştuğum şey tıbbi izlem, çünkü yeme bozukluğu tabloları ruhsal olduğu kadar bedensel bir tablo ve bu ayak olmadan psikoterapi güvenli yürümüyor. Terapide yemek üzerine pazarlık yapmıyorum, o alan diyetisyenin. Benim çalıştığım yer altta yatan denetim ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, kaçınma ve kişinin kendine yönelttiği katı kurallar. Kimseye görünüşü hakkında yorum yapmıyorum ve kilo üzerinden bir hedef koymuyorum. Ergenlerde aileyi sürecin dışında bırakmıyorum.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Yeme davranışında belirgin bir kısıtlama başladıysa
  • Yeme ve beden üzerine düşünceler günün büyük bölümünü kaplıyorsa
  • Birlikte yemekten ve sosyal ortamlardan kaçınma başladıysa
  • Adet düzeninde değişiklik ya da adet görmeme varsa
  • Halsizlik, baş dönmesi ya da bayılma yaşanıyorsa, bu durumda gecikmeden
  • Kalp çarpıntısı ya da düzensizlik hissediliyorsa, bu durumda acil servis
  • Çökkünlük, umutsuzluk ya da yaşamdan çekilme belirtileri varsa
  • Bir yakınınızda bu belirtileri görüyor ve emin olamıyorsanız
  • Kendine zarar verme düşünceleri varsa, bu durumda 112

Bu, hassas bir konu. Bu belirtileri kendinizde ya da bir yakınınızda görüyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmakta gecikmeyin. Acil bir durumda 112’yi arayın.

Anoreksiyanın bedensel ve ruhsal etkilerini anoreksiyanın yol açtığı sorunlar yazısında, bulimia ile farklarını anoreksiya ile bulimia arasındaki farklar yazısında ele aldım.

Bu tabloda önce tıbbi değerlendirme gerekiyor. Sonrasındaki psikoterapi süreci için bireysel terapi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Anoreksiya bir tercih mi?

Değil. Ruhsal bir bozukluk. Kişinin iradesiyle başlattığı ya da istediğinde bırakabileceği bir durum değil ve bu çerçeveyle yaklaşmak tabloyu ağırlaştırıyor.

Sadece genç kadınlarda mı görülüyor?

Hayır. Erkeklerde, orta yaşta ve ileri yaşta da görülüyor. Bu yanlış inanış, dışarıda kalan kişilerin tanı almasını geciktiriyor.

Dış görünüşe bakarak anlaşılır mı?

Her zaman değil. Yeme bozukluğu tablosu görünüşten anlaşılmayabiliyor. Tanı davranış örüntüsüne ve ruhsal belirtilere göre konuyor.

Tedavi edilmezse ne olur?

Kalp, kemik, hormonal sistem ve organlar üzerinde ciddi etkiler ortaya çıkıyor. Ruh sağlığı bozuklukları içinde ölümcül seyredebilen tablolardan biri.

Yakınım kabul etmiyor, ne yapmalıyım?

Görünüş ve yemek üzerinden tartışmak işe yaramıyor. Kaygınızı somut davranışlar üzerinden ifade edip hekim değerlendirmesine yönlendirmek daha etkili.

İyileşme mümkün mü?

Mümkün. Erken başvuru sonuçları belirgin biçimde iyileştiriyor. Süreç zaman alıyor ve genellikle birden fazla uzmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Beslenme ve Yeme Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Eating Disorders (yeni sekmede açılır)
  3. Dünya Sağlık Örgütü, ICD-11, Feeding and Eating Disorders (yeni sekmede açılır)
  4. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Eating Disorders (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Uyku ve Yeme Düzeni 10 yazı

İlgili yazılar