İçeriğe geç

Evlilik Öncesi Kaygı ve Stres: Neden Olur, Nasıl Baş Edilir?

Evlilik öncesi kaygı neden ortaya çıkıyor? Olağan tedirginlik ile dikkate alınması gereken kuşku arasındaki fark, düğün stresi ve aile baskısı.

İçindekiler 10 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Evlilik öncesi dönemde kaygı yaşayan kişilerin çoğu bunu kimseye söylemiyor.

Sebebi anlaşılır. Bu dönemde mutlu olunması bekleniyor. Kaygıyı dile getirmek, ilişkiyi sorgulamak gibi algılanıyor.

Oysa kaygı yaygın ve büyük ölçüde beklenen bir tepki. Asıl mesele kaygının olup olmaması değil, neye yöneldiği.

İki Farklı Kaygı

Bu ayrım, bu yazının en önemli bölümü.

Değişime yönelik kaygı. Büyük bir yaşam değişiminden önce ortaya çıkan tedirginlik. Sorumluluk, bilinmeyen, bağımsızlığın azalması, geri dönülemez bir karar verme duygusu.

Buradaki soru şu: bunu başarabilir miyim.

Bu kaygı olağan ve ilişkinin niteliğiyle ilgili değil. Yeni bir işe başlarken ya da taşınırken yaşanan kaygıyla aynı aileden.

İlişkiye yönelik kuşku. Kaygının kişiye ya da ilişkinin kendisine yönelmesi.

Buradaki soru farklı: doğru kişi mi, bu ilişki sürdürülebilir mi.

Bu ikisi karışabiliyor ancak ayrılabiliyor. Ayırt edici bir soru şu: bu evlilik hiç olmasaydı ne hissederdim. Rahatlama mı gelir, kayıp mı.

Olağan Kaygının Kaynakları

Bilinmeyen. Yeni bir düzenin nasıl olacağını bilmemek.

Bağımsızlığın azalması. Kararların artık tek başına verilmeyecek olması.

Geri dönülemezlik duygusu. Bu, çoğu kişide en yoğun kaygıyı üreten başlık.

Sorumluluk. Ekonomik, ailevi ve gelecekle ilgili sorumluluklar.

Ailelerin devreye girmesi. Yeni bir aile sisteminin parçası olmak.

Kendi ailesinden ayrılma. Özellikle daha önce hiç ayrı yaşamamış kişilerde.

Beklentiler. Çevrenin, ailenin ve kişinin kendisinin kurduğu ideal evlilik beklentisi.

Ebeveynlerin evliliği. Zorlu bir evlilik gözlemleyerek büyüyen kişilerde bu dönem, geçmişteki modeli yeniden gündeme getiriyor. Bu bağlantıyı anne babanız arasındaki ilişki eş seçimini etkiliyor mu yazısında ele aldım.

Düğün Stresi Ayrı Bir Konu

Bu iki başlığın karışması sık görülüyor.

Düğün stresi organizasyona ait. Bütçe, misafir listesi, mekân, ailelerin istekleri, zaman baskısı.

Evlilik kaygısı ilişkiye ve gelecekteki yaşama ait.

Ayrım pratik olarak önemli, çünkü düğün stresi geçici. Düğün geçtiğinde geçiyor.

Düğün geçtikten sonra da süren bir kaygı ise başka bir şeye işaret ediyor.

Düğün sürecinde en sık çatışma üreten alanlar şunlar: bütçe, misafir listesi, ailelerin isteklerinin ağırlığı, kimin ne kadar karar verdiği ve iki ailenin beklentileri arasındaki fark.

Bu çatışmaların çoğu aslında düğünle ilgili değil. Kararların kime ait olduğuyla ilgili ve bu, evlilik boyunca sürecek bir başlık. Bu yüzden düğün süreci, çiftin nasıl karar verdiğini gösteren erken bir örnek oluyor.

Aile Baskısı

Bu, evlilik öncesi dönemde en sık dile getirilen kaygı kaynaklarından biri.

Karar alanının daralması. Çiftin kendi kararlarını verememesi.

İki ailenin farklı beklentileri. Çiftin arada kalması.

Sınır kurulamaması. Bu dönemde kurulamayan sınır, evlilik boyunca sürüyor.

Taraf tutma. Kişinin kendi ailesinin yanında partnerini savunmaması, en çok kırgınlık üreten davranışlardan biri.

Bu başlık evlilik öncesinde konuşulmadığında, evliliğin ilk yıllarındaki çatışmaların önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Konuşulması Gereken Başlıklar

Evlilik öncesi kaygının önemli bir bölümü, konuşulmamış konulardan besleniyor.

Bu başlıkların konuşulması kaygıyı azaltıyor. Çünkü belirsizlik, bilinen bir zorluktan daha çok kaygı üretiyor.

Ekonomik yaklaşım. Ortak ya da ayrı hesap, harcama alışkanlıkları, borç durumu, ailelere yapılacak yardımlar.

Çocuk konusu. İstenip istenmediği, zamanlaması, sayısı.

Rol dağılımı. Ev işleri, ekonomik sorumluluk, karar alma.

Ailelerle ilişkiler. Ziyaret sıklığı, sınırlar, ailelerin karar süreçlerine katılımı.

Kariyer ve taşınma. Kimin kariyerinin öncelikli olacağı, şehir değişikliği ihtimali.

Cinsel yaşam ve beklentiler.

Sadakat sınırları. Neyin aldatma sayıldığı. Bu, çoğu çiftte hiç konuşulmayan bir başlık.

Çatışma biçimi. Anlaşmazlıkların şu ana kadar nasıl çözüldüğü.

Kişisel alan. Ayrı arkadaş çevreleri ve kişisel zaman.

İnanç ve değerler.

Bu başlıklar evlilik öncesi çift çalışmasının da içeriğini oluşturuyor. Ayrıntılı olarak çift terapisi çeşitleri yazısında ele aldım.

Dikkate Alınması Gereken İşaretler

Aşağıdakiler olağan tedirginliğin dışında kalıyor ve konuşulmadan geçilmemeli.

  • Kaygının düğün organizasyonuyla değil kişiyle ilgili olması
  • İlişkide sürekli bir tedirginlik ve tetikte olma hâli
  • Kendinizi partnerinizin yanında ifade edemiyor olmanız
  • Temel konularda uzlaşılamaması ve konunun her defasında kapatılması
  • Kararın çevre baskısıyla verilmiş olması
  • Evlilikle sorunların düzeleceği beklentisi
  • İlişkide kontrol, kısıtlama ya da tehdit bulunması
  • Ayrılma düşüncesinin rahatlama üretmesi

Son madde ayırt edici. Olağan kaygıda ayrılık düşüncesi kayıp duygusu üretiyor. Gerçek kuşkuda ise rahatlama.

Kaygıyla Baş Etme

Kaygıyı konuşun. En işlevsel adım bu. Partnerle paylaşılan bir kaygı, ilişkiyi zayıflatmıyor. Konuşulamayan kaygı ise evliliğe taşınıyor.

Ayrımı yapın. Kaygınız değişime mi, kişiye mi. Bu ayrım yön belirliyor.

Konuşulmamış başlıkları açın. Belirsizlik kaygının ana kaynağı.

Düğün ile evliliği ayırın. Organizasyon stresini ilişkiye yansıtmamak.

Beklentiyi gerçekçi tutun. Kusursuz bir düğün ve kusursuz bir evlilik beklentisi, kaygıyı doğrudan besliyor.

Uykuyu ve düzeni koruyun. Bu dönemde en kolay bozulan ve kaygıyı en çok artıran alan.

Karar alanınızı koruyun. Kendi kararlarınızı verebildiğiniz bir süreç, sonrasındaki dönemi de belirliyor.

Sınır kurun. Ailelerle sınır, bu dönemde kurulduğunda evlilik boyunca işliyor.

Süreyi kısaltmayın. Kaygıyı bitirmek için aceleyle ilerlemek, konuşulması gerekenleri atlatıyor.

Erteleme Kararı

Kaygı tek başına erteleme gerekçesi değil.

Ancak konuşulmamış temel başlıklar varsa, yapılması gereken şey ertelemek değil o başlıkları konuşmak. Erteleme çoğu zaman asıl konuyu geciktiriyor ve kaygıyı sürdürüyor.

Erteleme yalnızca şu durumda işlevsel oluyor: erteleme süresinde somut bir şey çalışılacaksa.

Süresi ve amacı belirlenmemiş bir erteleme, belirsizlik dönemini uzatıyor ve iki tarafı da yıpratıyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta ilk yaptığım şey kaygının neye yöneldiğini ayırmak, çünkü değişime duyulan tedirginlik ile kişiye duyulan kuşku aynı cümlelerle anlatılıyor ancak tümüyle farklı sonuçlar doğuruyor. Konuşulmamış temel başlıkları erken açıyorum, çünkü kaygının önemli bir bölümü belirsizlikten geliyor. Kimseye evlenmesini ya da ertelemesini önermiyorum.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Kaygı uykunuzu ve günlük yaşamınızı etkiliyorsa
  • Kaygı organizasyonla değil kişiyle ilgiliyse
  • Temel konularda uzlaşamıyor ve konuşamıyorsanız
  • Karar çevre baskısıyla verildiyse
  • Ailelerle sınır kurulamıyorsa
  • Partnerinizin yanında kendinizi ifade edemiyorsanız
  • Ayrılma düşüncesi rahatlama üretiyorsa
  • İlişkide kontrol, tehdit ya da şiddet varsa, bu durumda öncelik güvenlik

Evlilik öncesi görüşmeler sonraki yılların yükünü belirgin biçimde azaltıyor. Çift terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik öncesi kaygı normal mi?

Yaygın ve büyük ölçüde beklenen bir tepki. Büyük bir yaşam değişiminden önce tedirginlik olağan. Ayırt edici olan kaygının kime ve neye yöneldiği.

Olağan tedirginlik ile gerçek kuşku nasıl ayrılır?

Olağan tedirginlik değişime, sorumluluğa ve bilinmeyene yöneliyor. Gerçek kuşku ise kişiye ya da ilişkinin kendisine yöneliyor. İlkinde 'başarabilir miyim', ikincisinde 'doğru kişi mi' sorusu var.

Düğün stresi mi yoksa evlilik kaygısı mı?

İkisi karışabiliyor. Düğün stresi organizasyona, bütçeye ve ailelere ait. Evlilik kaygısı ise ilişkiye ve gelecekteki yaşama ait. Düğün geçtiğinde geçmeyen kaygı, ikincisine işaret ediyor.

Ailelerin baskısı kaygıyı artırır mı?

Belirgin biçimde artırıyor. Özellikle çiftin kendi kararını verememesi ve organizasyonun ailelerin isteğine göre şekillenmesi, evlilik öncesinde en sık çatışma üreten alan.

Kaygı yüzünden ertelemeli miyim?

Kaygı tek başına erteleme gerekçesi değil. Ancak konuşulmamış temel başlıklar varsa, ertelemek değil o başlıkları konuşmak gerekiyor. Erteleme çoğu zaman asıl konuyu geciktiriyor.

Kime söyleyebilirim?

En işlevsel adım partnerle konuşmak. Kaygının paylaşılması, ilişkiyi zayıflatmıyor. Konuşulamayan bir kaygı ise düğün sonrasına taşınıyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Relationships (yeni sekmede açılır)
  2. Amerikan Evlilik ve Aile Terapisi Derneği AAMFT, Premarital Counseling (yeni sekmede açılır)
  3. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Kaygı Bozuklukları, 2022 (yeni sekmede açılır)
  4. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Anxiety Disorders (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar İlişki ve Çift 38 yazı

İlgili yazılar