İçeriğe geç

Bipolar Bozukluk ve Evlilik, Cinsellik

Bipolar bozukluk evliliği nasıl etkiliyor? Dönemlere göre ilişkideki değişimler, cinsel yaşam, eşin rolü ve yükü ve erken uyarı işaretleri.

İçindekiler 9 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Bu başlıkta önce bir sınır çizmek gerekiyor.

Bipolar bozukluğun tanısı, ilaç tedavisi ve takibi psikiyatri hekiminin alanı. Bu yazı tedaviyi anlatmıyor.

Bu yazının konusu, tablonun ilişki üzerindeki etkisi ve bu etkiyle nasıl çalışıldığı.

Kısa Bir Çerçeve

Bipolar bozukluk, duygudurumda dönemsel değişimlerle giden bir tablo.

İki uçlu bir seyir izliyor: yükselme dönemleri ve çökkünlük dönemleri. Aralarında belirtilerin bulunmadığı dönemler de var ve tedavi altındaki kişilerin önemli bir bölümü zamanının büyük kısmını bu dönemde geçiriyor.

Bu bilgi önemli, çünkü tablo çoğu zaman yalnızca kriz dönemleriyle anılıyor.

Yükselme dönemlerinde görülenler: uyku ihtiyacında azalma, artmış enerji, hızlanmış konuşma ve düşünce, aşırı özgüven, dürtüsellik, riskli harcamalar ve riskli davranışlar.

Çökkünlük dönemlerinde görülenler: çökkün duygudurum, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişiklikleri, değersizlik duygusu.

İlişkide Ne Değişiyor

Yükselme Dönemlerinde

Öngörülemezlik. Eş için en zorlayıcı olan başlık bu. Planların aniden değişmesi, kararların hızla alınması.

Ekonomik sonuçlar. Aşırı harcama, aceleyle verilen yatırım kararları. Bu, evliliklerde en somut zarar üreten alanlardan biri.

Çatışma. Sinirlilik ve tahammülsüzlük artıyor. Uyarılar tepkiyle karşılanıyor.

Riskli davranışlar. Bu dönemde riskli cinsel davranışlar da artabiliyor ve bu, ilişkide ayrı bir yaralanma üretiyor.

Hastalığın kabul edilmemesi. Yükselme döneminde kişi kendini iyi hissediyor ve tedaviye direnç gösterebiliyor. Eşin uyarıları bu dönemde en az karşılık bulan uyarılar oluyor.

Çökkünlük Dönemlerinde

Geri çekilme. Konuşmanın azalması, ortak alandan çekilme.

Sorumlulukların devri. Ev, çocuklar ve ekonomik yükün diğer tarafa geçmesi.

İlgisizlik olarak okunma. Çökkünlüğün belirtileri, eş tarafından kişisel alınabiliyor.

Suçluluk. Kişi kendini eşine yük olarak görüyor ve bu, geri çekilmeyi artırıyor.

Cinsel isteğin azalması.

Ara Dönemlerde

Bu dönem ilişki açısından en kritik olanı, çünkü asıl çalışma burada yapılıyor.

Yaşananların konuşulması, sorumlulukların yeniden dağıtılması ve bir sonraki dönem için plan kurulması ancak bu dönemde mümkün.

Çoğu çiftin yaptığı hata, kriz geçtiğinde konuyu kapatmak. Konuşulmayan her dönem, bir sonrakine kırgınlık olarak taşınıyor.

Cinsel Yaşam

Bu başlık az konuşuluyor ve ilişkide belirgin etki üretiyor.

Yükselme dönemlerinde cinsel istek artabiliyor. Bu artış bazı kişilerde riskli davranışlara dönüşüyor. Bu davranışlar tablonun parçası olsa da ilişkide gerçek bir yaralanma bırakıyor ve konuşulması gerekiyor.

Çökkünlük dönemlerinde istek belirgin biçimde azalıyor. Bu, çökkünlüğün tanımlayıcı belirtilerinden biri.

İlaçların etkisi. Bazı ilaçlar cinsel istek ve işlev üzerinde etkili olabiliyor. Bu, sık karşılaşılan ve sık konuşulmayan bir başlık. Rahatsızlık veriyorsa hekimle konuşulması gerekiyor. Kendi kararıyla ilaç bırakmak, bu tabloda ciddi risk taşıyor.

Döngü riski. İstek dalgalanması, eşte reddedilme duygusu üretiyor. Bu duygu konuşulmadığında mesafe büyüyor. Bu döngüyü uzun ilişkilerde cinsel isteksizlik sorunu yazısında ayrıntılı ele aldım.

Sorumluluk Ayrımı

Bu, ilişkinin sürdürülebilmesi için en belirleyici konu.

Bir uçta “hepsi hastalıktan” yaklaşımı var. Bu yaklaşım eşin yaşadığı zararı geçersiz kılıyor ve kırgınlığı biriktiriyor.

Diğer uçta “bunları bilerek yaptın” yaklaşımı var. Bu da tabloyu görmezden geliyor ve suçluluğu derinleştiriyor.

İşleyen yaklaşım ikisinin ortasında.

Dönem sırasındaki davranışlar tablonun parçası. Ancak sonuçları gerçek ve ortadan kalkmıyor. Ekonomik zarar, kırılan güven ve yaşanan olaylar konuşulmayı hak ediyor.

Ayrıca tedaviye bağlılık, kişinin kendi sorumluluk alanında kalıyor. İlaçların düzenli kullanılması, kontrollerin aksatılmaması ve uyarı işaretlerinin ciddiye alınması bu alana giriyor.

Eşin Rolü ve Yükü

Denetleyen konumdan kaçınmak. Sürekli izleyen ve uyaran bir eş, hem kendini tüketiyor hem ilişkiyi ebeveyn çocuk ilişkisine dönüştürüyor.

Ortak plan kurmak. Denetlemek yerine, ara dönemde birlikte kurulmuş bir plana göre hareket etmek. Bu plan, uyarı yapıldığında bunun bir saldırı olarak algılanmamasını sağlıyor.

Kendi yükünü görünür kılmak. Bu tabloda eşin taşıdığı yük çoğu zaman hiç konuşulmuyor. Yorgunluk, kaygı ve zaman zaman gelen öfke olağan ve dile getirilmeyi hak ediyor.

Kendi desteğini almak. Bakım veren konumundaki kişilerde tükenmişlik riski yüksek. Eşin kendi desteğini alması, ilişkiye doğrudan katkı sağlıyor.

Suçluluk taşımamak. Eşin görevi tabloyu düzeltmek değil.

Çocuklara açıklama yapmak. Yaşa uygun ve suçlayıcı olmayan bir açıklama, çocuğun kendi açıklamasını kurmasını engelliyor.

Erken Uyarı Planı

Bu, ilişkide en işlevsel araçlardan biri ve ara dönemde birlikte hazırlanıyor.

İçeriği şu başlıklardan oluşuyor.

Kişiye özgü erken işaretler. Uyku süresinin kısalması, konuşma hızının artması, alışverişin artması, geceleri sürekli plan yapmak. Bu işaretler kişiden kişiye değişiyor ve geçmiş dönemlerden çıkarılıyor.

Ne yapılacağı. Kimin aranacağı, hekimle ne zaman görüşüleceği.

Ekonomik önlemler. Ortak karar gerektiren harcama sınırları gibi, ara dönemde ve birlikte kararlaştırılmış düzenlemeler.

Nasıl söyleneceği. Uyarının hangi cümleyle yapılacağının önceden konuşulması. Bu, uyarının saldırı olarak algılanma olasılığını azaltıyor.

Bu planın en önemli özelliği, kriz anında değil sakin dönemde kurulmuş olması.

Evlilik Kararı ve Çocuk

Tanının paylaşılması. Evlilik öncesinde tablonun ve seyrinin konuşulmuş olması, sonradan yaşanan kırılmaların önemli bir bölümünü ortadan kaldırıyor.

Gerçekçi beklenti. Tablonun dönemsel olduğu ve tedaviyle yönetildiği bilinerek kurulan bir evlilik, “geçer” beklentisiyle kurulan bir evlilikten daha dayanıklı oluyor.

Çocuk kararı. Hekimle birlikte planlanması gereken bir başlık. Gebelik ve doğum sonrası dönem risk artışı bulunan dönemler ve ilaç kullanımı bu süreçte ayrıca değerlendiriliyor. Kendi kararıyla ilaç kesmek ciddi risk taşıyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu tabloda tıbbi süreç hekimin alanı, ben o süreçle birlikte çalışıyorum. Çiftle çalışırken en çok üzerinde durduğum şey sorumluluk ayrımı, çünkü “hepsi hastalıktan” ile “bunu bilerek yaptın” arasındaki iki uç da ilişkiyi aşındırıyor. Eşin kendi yükünü ayrı bir başlık olarak ele alıyorum. Kimseden hastalığın denetimini üstlenmesini istemiyorum.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Uyku süresinde belirgin azalma ve enerji artışı başladıysa
  • Alışılmadık harcamalar ya da riskli kararlar görülüyorsa
  • Çökkün dönem iki haftayı aştıysa
  • İlaç kullanımı aksatılıyor ya da bırakıldıysa
  • Evdeki çatışma sürdürülemez düzeye geldiyse
  • Eş olarak kendinizi tükenmiş hissediyorsanız
  • Çocuklarda davranış değişikliği görülüyorsa
  • Kendine zarar verme ya da yaşamı sürdürmeye dair düşünceler varsa, bu durumda beklemeden başvurmak gerekiyor ve acil durumda 112 aranabilir

Bipolar bozukluk ilişkiyi de zorluyor ve bu yük çoğu zaman konuşulmuyor. Çift terapisi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bipolar bozukluğu olan biri evlenebilir mi?

Evet. Tedavi altında ve düzenli takip edilen bir tabloda evlilik yürütülebiliyor. Belirleyici olan tanının kendisi değil, tedaviye bağlılık, dönemlerin öngörülebilirliği ve eşin tabloyu tanıması.

Cinsel istekteki değişim tablonun parçası mı?

Öyle. Yükselme dönemlerinde cinsel istek ve riskli davranışlar artabiliyor, çökkünlük dönemlerinde ise istek belirgin biçimde azalıyor. Ayrıca bazı ilaçlar da bu alanı etkileyebiliyor.

Eş ne yapmalı?

En işlevsel rol, hastalıkla ilgili sorumluluğu tek başına üstlenmek değil, birlikte kurulmuş bir planın parçası olmak. Sürekli denetleyen bir konum hem eşi tüketiyor hem ilişkiyi bozuyor.

Yükselme döneminde yapılanlar kişiliğe mi ait?

Bu ayrım ilişkinin sürdürülebilmesi için kritik. Dönem sırasındaki davranışlar tablonun parçası. Ancak bu, sonuçların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor ve sorumluluk konuşulmalı.

Çocuk sahibi olmak riskli mi?

Karar hekimle birlikte planlanmalı. Gebelik ve doğum sonrası dönem, bu tabloda risk artışı bulunan dönemler ve ilaç kullanımı da bu süreçte ayrıca değerlendiriliyor.

Çift terapisi işe yarıyor mu?

Tedavinin yerine geçmiyor ancak destekleyici. Psikiyatrik takip sürerken yürütülen çift çalışması, iletişimi, sorumluluk paylaşımını ve erken uyarı planını ele alıyor.

Kaynaklar

  1. Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, Bipolar ve İlişkili Bozukluklar, 2022 (yeni sekmede açılır)
  2. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Bipolar Disorder (yeni sekmede açılır)
  3. Dünya Sağlık Örgütü WHO, Bipolar Disorder (yeni sekmede açılır)
  4. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Bipolar Disorder (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar İlişki ve Çift 38 yazı

İlgili yazılar