İçindekiler 8 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Çift terapisine gelen bazı süreçler ilerlemiyor. Seanslar düzenli yapılıyor, iki taraf da geliyor ancak bir şey değişmiyor.
Bu durumda ilk akla gelen açıklama genellikle yanlış oluyor: yöntemin işe yaramadığı ya da ilişkinin kurtarılamayacağı.
Çoğu zaman neden başka bir yerde. Sürecin altında, konuşulmamış bir engel duruyor.
Sürecin genel işleyişini evlilik terapisi nasıl yapılır yazısında ele aldım.
1. Kararını Vermiş Taraf
Bu, en sık karşılaşılan ve en az dile getirilen engel.
Tablo şöyle görünüyor: bir taraf ilişkiyi sürdürmek için yoğun çaba gösteriyor, diğeri geliyor ancak sürece yatırım yapmıyor.
Altında yatan şey genellikle şu: karar çoktan verilmiş ancak söylenmemiş.
Neden söylenmiyor. Suçluluk duygusu, çocuklar, ekonomik kaygılar, çevrenin tepkisi ya da “en azından denedik” diyebilme isteği.
Sonucu ne oluyor. Diğer taraf aylarca çaba gösteriyor ve hiçbir karşılık alamıyor. Bu, ayrılığın kendisinden daha yıpratıcı olabiliyor.
Nasıl fark ediliyor. Seanslarda katılımın yüzeysel kalması, verilen çalışmaların yapılmaması, ilişkinin geleceğine dair sorulara belirsiz yanıtlar verilmesi.
Ne yapılıyor. Bu tabloda çerçeve değişiyor. Onarım çalışması yerine karar danışmanlığı uygulanıyor.
Karar danışmanlığında hedef ilişkiyi kurtarmak değil, kararın netleşmesi. Süreç kısa ve yapılandırılmış oluyor. Sonunda üç seçenekten biri seçiliyor: mevcut durumu sürdürmek, ayrılmak ya da belirli bir süre için tam bir çabayla çift terapisine girmek.
Bu çerçevenin en önemli katkısı belirsizliği kısaltması. Yıllarca süren bir belirsizlik, net bir ayrılıktan daha çok yıpratıyor.
2. Devam Eden Gizlilik
Süreç, saklanan bir şey varken ilerlemiyor.
Devam eden bir aldatma ilişkisi. En sık karşılaşılan biçim. Temas sürerken onarım çalışması yürümüyor. Seanslar bir görüntü üretiyor ancak zemin bulunmuyor.
Ayrıca terapistin bu bilgiyi taşıması tarafsızlığını ortadan kaldırıyor. Bu yüzden bireysel görüşmelerde gizlilik çerçevesinin en baştan netleştirilmesi gerekiyor.
Gizlenen bağımlılık. Alkol, madde ya da kumar. Bu tabloda ilişkideki sorunların önemli bir bölümü oradan besleniyor ve o alan ele alınmadan çalışma yüzeysel kalıyor.
Ekonomik gizlilikler. Borçlar, gizli hesaplar, ailelere aktarılan paralar.
Ayrılık hazırlığı. Bir tarafın sessizce hazırlık yaparken sürece devam etmesi.
Söylenmemiş bir karar. Yukarıdaki birinci maddeyle örtüşüyor.
Ortak yan şu: gizlilik yalnızca bilgiyi saklamıyor. Terapinin çalıştığı zemini de ortadan kaldırıyor. Çünkü çalışma, iki tarafın da aynı gerçeklik üzerinden konuştuğu varsayımına dayanıyor.
3. Ele Alınmamış Bireysel Tablolar
Bu, sürecin yürümediği durumların önemli bir bölümünü açıklıyor.
Tedavi edilmemiş çökkünlük. Çökkün bir kişide ilgi kaybı, geri çekilme ve tepkisizlik görülüyor. Bu, ilişkide karşı taraf tarafından ilgisizlik olarak okunuyor. Tablo tedavi edilmeden yapılan iletişim çalışması sonuç vermiyor.
Kaygı bozuklukları. Sürekli güvence arama ve kontrol davranışları ilişkide çatışma üretiyor. Kaynağı ilişkisel değil.
Travma öyküsü. İşlenmemiş bir travma, yakınlık ve güven alanında doğrudan etkili oluyor.
Madde ve alkol kullanımı. Denetimsiz kullanım varken çift çalışması ilerlemiyor.
Kişilik örüntüleri. Bazı örüntülerde ilişkisel çalışma daha uzun sürüyor ve farklı bir yaklaşım gerektiriyor.
Dikkat eksikliği. Unutkanlık, erteleme ve sözünü tutamama, açıklanmadığında ilgisizlik olarak okunuyor. Bu başlığı dikkat eksikliğini yenmek mümkün mü yazısında ele aldım.
Bu tablolarda genellikle iki süreç birlikte yürütülüyor: bireysel çalışma ve çift çalışması.
Diğer Zorlaştırıcı Etkenler
Yukarıdaki üçü en belirleyici olanlar. Ancak sık karşılaşılan başka engeller de var.
Ailelerin sürece karışması. Dışarıdan gelen sürekli yönlendirme, çiftin kendi kararını vermesini zorlaştırıyor. Ayrıca ailelerin taraf tutması çatışmayı büyütüyor. Sınır kurmak çoğu süreçte erken ele alınan başlıklardan biri.
Seansların silah olarak kullanılması. “Terapiste ne dediğini duydun mu” biçimindeki cümleler, seansı güvensiz hâle getiriyor ve iki tarafı da susturuyor.
Düzensiz katılım. Süreklilik kurulamayan bir süreçte her seans baştan başlıyor.
Yalnızca bir tarafın çabası. “Ben zaten elimden geleni yapıyorum” konumu, ilerlemenin önündeki en yaygın engellerden biri.
Yanlış hedef. İki tarafın farklı hedeflerle geldiği bir süreç, seansları tartışmanın devamına çeviriyor.
Kriz sürerken derin çalışmaya girmek. Yangın söndürülmeden yapılan çalışma tutmuyor.
Erken bırakma. İlk gerginlik döneminde bırakmak yaygın ve o dönem çoğu zaman değişimin hemen öncesi.
Bu Engeller Nasıl Ele Alınıyor
Açıkça adlandırılıyor. Sürecin ilerlemediğini konuşmak, sessizce devam etmekten çok daha işlevsel.
Çerçeve değiştiriliyor. Onarım çalışmasından karar danışmanlığına geçmek gibi.
Sıralama düzeltiliyor. Bireysel bir tablo varsa önce o ele alınıyor.
Hedef yeniden konuyor. Somut ve iki tarafın paylaştığı bir hedefe dönülüyor.
Gerekirse süreç durduruluyor. Zemini olmayan bir çalışmayı sürdürmek, iki tarafın da zamanını ve umudunu tüketiyor.
Bu engellerin çoğu aşılabilir. Aşılamadıkları durumda ise bunun bilinmesi, bilmemekten daha iyi.
Çiftin Yapabilecekleri
İlerleme olmadığını söyleyin. Bu, terapistin de ihtiyaç duyduğu bir bilgi.
Sakladığınız bir şey varsa gözden geçirin. Sürecin sonucunu etkileyen bir bilgiyi saklamak, süreci baştan sonuçsuz kılıyor.
Kararınızı vermiş olabileceğinizi düşünün. Bu, kabul edilmesi zor ancak sürece en çok katkı sağlayan farkındalık.
Bireysel tablonuzu ihmal etmeyin.
Seansta konuşulanı evde silah olarak kullanmayın.
Ailelerinizle sınır kurun.
Terapiye Yaklaşımım
Bu tablolarda ilerleme olmadığında bunu açıkça masaya koyuyorum, çünkü sessizce devam eden bir süreç iki tarafın da zamanını ve umudunu tüketiyor. Kararını vermiş bir taraf olduğunda çerçeveyi değiştiriyorum, onarım çalışması o zeminde yürümüyor. Kimseyi saklandığını düşündüğüm bir şeyi söylemeye zorlamıyorum ancak zemin yoksa bunu da söylüyorum.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Terapiye gidiyorsunuz ancak aylardır hiçbir şey değişmiyorsa
- Bir taraf sürece yatırım yapmıyor görünüyorsa
- Bir taraf kararını vermiş olabilir diye düşünüyorsanız
- İlişkide devam eden bir gizlilik olduğunu seziyorsanız
- Bir tarafta tedavi edilmemiş çökkünlük, kaygı ya da bağımlılık varsa
- Aileler sürece sürekli müdahale ediyorsa
- Daha önce terapi denendi ve yarım kaldıysa
- Evde şiddet ya da korku varsa, bu durumda öncelik güvenlik
Bu durumlardan biri sizde varsa süreç yine de mümkün, yalnızca daha yavaş ilerliyor. Çift terapisi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Terapiye geldik ama hiçbir şey değişmiyor, neden?
En sık üç neden var: bir tarafın kararını çoktan vermiş olması, devam eden bir gizlilik ve ele alınmamış bireysel bir tablo. Bu üçü çalışılmadan süreç ilerlemiyor.
Eşim kararını vermiş görünüyor, terapi anlamsız mı?
Anlamsız değil ancak çerçeve değişmeli. Bu tabloda onarım çalışması yerine karar danışmanlığı uygulanıyor. Hedef ilişkiyi kurtarmak değil, kararın netleşmesi.
Terapide her şeyi söylemek zorunda mıyım?
Zorunda değilsiniz ancak sürecin sonucunu etkileyen bir bilgiyi saklamak, çalışmanın zeminini ortadan kaldırıyor. Devam eden bir aldatma ilişkisi bunun en açık örneği.
Eşimde depresyon var, önce onun mu tedavi olması gerekiyor?
Genellikle evet. Tedavi edilmemiş ağır bir tablo varsa ilişkideki sorunların önemli bölümü oradan besleniyor. İki süreç birlikte de yürütülebiliyor.
Ailelerimiz sürece karışıyor, bu bir engel mi?
Sık karşılaşılan bir engel. Dışarıdan gelen sürekli yönlendirme, çiftin kendi kararını vermesini zorlaştırıyor. Sınır kurmak çoğu süreçte erken ele alınan başlıklardan biri.
Kaç seans sonra ilerleme beklenmeli?
Belirli bir süre sonunda nerede olunduğunun gözden geçirilmesi gerekiyor. İlerleme yoksa neden ilerlemediğini konuşmak, sessizce devam etmekten daha işlevsel.
Kaynaklar
Bu konuda destek almak ister misiniz?