Ayrılma Kaygısı Nedir

Ayrılma kaygısı, kişinin bağ kurduğu birinden uzak kalmaktan duyduğu yoğun korku ve tedirginliktir. Çoğu zaman yalnızca çocuklara özgü sanılsa da bu tablo yetişkinlerde de görülür. Belirli bir düzeyde ayrılma kaygısı gelişimin doğal bir parçasıdır. Küçük bir çocuğun annesinden ayrılırken üzülmesi beklenen bir tepkidir. Ancak korku yaşa uygun düzeyin çok üzerine çıkar, uzun sürer ve günlük yaşamı kısıtlarsa bir ayrılma kaygısı bozukluğundan söz edilir. Bu durumda kişi sevdiği birinin başına kötü bir şey geleceği düşüncesiyle sürekli tetikte olur.

Çocuklarda Ayrılma Kaygısı

Çocuklarda ayrılma kaygısı çoğu zaman okula başlama döneminde belirginleşir. Çocuk anne babasından ayrılmayı reddedebilir, okula gitmemek için ısrar edebilir ya da ayrılık anında yoğun ağlama ve öfke tepkileri gösterebilir. Karın ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar sıktır ve bunlar çoğu zaman ayrılık öncesinde ortaya çıkar. Çocuk geceleri tek başına uyumakta zorlanabilir ya da sürekli anne babasının yanında olmak isteyebilir. Bu belirtiler birkaç haftadan uzun sürer ve çocuğun okul yaşamını aksatırsa destek almak yerinde olur.

Yetişkinlerde Ayrılma Kaygısı

Yetişkinlerde ayrılma kaygısı çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa bu tablo yetişkinlikte de sürebilir ya da ilk kez ortaya çıkabilir. Kişi eşinden, çocuğundan ya da yakın bir sevdiğinden ayrı kaldığında yoğun kaygı yaşar. Sevdiği kişiye sık sık ulaşma ihtiyacı, onun başına bir şey geleceği yönünde ısrarlı düşünceler ve yalnız kalmaktan kaçınma sık görülür. Bu durum ilişkilerde aşırı bağımlılığa ve boğucu bir örüntüye yol açabilir. Konuyu bütünlüklü değerlendirmek için anksiyete ve kaygı bozukluğu rehberi sayfamız yol gösterici olur.

Nedenleri

Ayrılma kaygısının kökeninde birçok etken bulunur. Erken dönemde kurulan güvensiz bağlanma örüntüleri, ani bir kayıp, boşanma, taşınma ya da bir yakının hastalığı bu kaygıyı tetikleyebilir. Aşırı koruyucu bir ebeveyn tutumu çocuğun ayrılığı tehlike olarak algılamasına zemin hazırlayabilir. Kaygıya yatkın bir mizaç ve ailede kaygı bozukluğu öyküsü de riski artırır. Bu etkenler çoğu zaman tek başına değil birlikte rol oynar.

Tedavisi

Ayrılma kaygısının tedavisinde bilişsel davranışçı terapi etkili bir yöntemdir. Çocuklarda tedavi çoğu zaman aileyi de sürece dâhil eder. Ebeveynlere çocuğu kademeli olarak ayrılığa alıştırma ve kaçınmayı pekiştirmeme konusunda rehberlik edilir. Yetişkinlerde ise kaygıyı besleyen düşünce örüntüleri ele alınır ve kişinin yalnız kalma becerisi güvenli adımlarla güçlendirilir. Kademeli maruz bırakma her iki yaş grubunda da korkuyu azaltmada işe yarar. Görüşmelere uzaktan devam etmek isteyenler için online terapi uygun bir seçenektir.

Terapiye Yaklaşımım

Ayrılma kaygısıyla gelen danışanlarımda ve ailelerinde önce bu kaygının hangi ilişki ve hangi korkuyla beslendiğini anlamaya çalışırım. Çünkü ayrılık korkusu çoğu zaman sevgisizlikten değil, kaybetme korkusundan doğar. Çocuklarla çalışırken aileyle iş birliği içinde, çocuğun kendini güvende hissedeceği küçük adımlar planlarım. Yetişkinlerde ise kişinin hem ilişkilerini sürdürmesini hem de kendi ayakları üzerinde durabildiğini deneyimlemesini hedeflerim. Amaç bağı koparmak değil, bağı sağlıklı ve özgürleştiren bir zemine taşımaktır.

Ailelere Öneriler

Çocuğunda ayrılma kaygısı gözlemleyen aileler çoğu zaman iki uç arasında sıkışır. Kimi çocuğu hiç ayrılmayacak biçimde korur, kimi de birden ve sert biçimde ayrılığa zorlar. Oysa iki tutum da kaygıyı besler. En sağlıklı yaklaşım kademeli ve tutarlı bir ayrılık düzeni kurmaktır. Çocuğa nereye gidildiğini ve ne zaman dönüleceğini açıkça söylemek güven duygusunu güçlendirir. Ayrılık anını uzatmadan, kısa ve sevecen bir vedayla tamamlamak çocuğun uyumunu kolaylaştırır. Döndüğünüzde sözünüzü tuttuğunuzu görmek çocukta ayrılığın tehlikeli olmadığı inancını pekiştirir. Bu tutarlılık zamanla çocuğun güven duygusunu inşa eder. Çocuğun kaygısını küçümsememek ama aynı zamanda ona baş edebileceğini hissettirmek dengeyi kurmanın anahtarıdır.

Bağlanma ile İlişkisi

Ayrılma kaygısını anlamak için bağlanma kavramına bakmak gerekir. Erken çocuklukta bakım verenle kurulan ilişki, kişinin ilerleyen yaşamda ayrılıkları nasıl deneyimleyeceğini büyük ölçüde şekillendirir. Güvenli bir bağ kuran çocuk, sevdiği kişinin uzaklaşsa bile geri döneceğine inanır ve ayrılığı daha kolay taşır. Güvensiz bağlanma örüntülerinde ise ayrılık bir tehdit olarak algılanır. Bu örüntü yetişkinlikte ilişkilerde aşırı bağımlılık ya da sürekli terk edilme korkusu biçiminde yeniden ortaya çıkabilir. İyi haber şudur ki bağlanma örüntüleri değişmez değildir. Terapi süreci, kişinin daha güvenli ve esnek bir bağ kurma biçimi geliştirmesine olanak tanır.

Ayrılma Kaygısı ve Okul Yaşamı

Ayrılma kaygısının en görünür olduğu alanlardan biri okul yaşamıdır. Bu kaygıyı yaşayan çocuk okula gitmeyi reddedebilir, sabahları yoğun bir gerginlik yaşayabilir ya da okulda sürekli eve dönme isteği duyabilir. Bu durum çoğu zaman okul korkusuyla karıştırılır. Oysa çocuğun asıl korktuğu okul değil, anne babasından ayrı kalmaktır. Bu ayrımı yapmak doğru desteği sağlamak için önemlidir. Okulla iş birliği içinde, çocuğun okulda kendini güvende hissedeceği küçük adımlar planlamak süreci kolaylaştırır. Öğretmenin çocuğa güven veren bir tutum sergilemesi ve ailenin tutarlı davranması uyum sürecini hızlandırır. Çoğu çocuk uygun destekle kısa sürede okula sağlıklı biçimde uyum sağlar. Erken müdahale, kaygının okul yaşamına kalıcı biçimde yerleşmesini önler.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğumun okul korkusu ayrılma kaygısı mı
Okula gitmek istememenin altında sıklıkla ayrılma kaygısı yatar. Belirtiler birkaç haftadan uzun sürüyor ve okulu aksatıyorsa bir uzmana danışmak yerinde olur.

Yetişkinlikte ayrılma kaygısı olur mu
Evet. Ayrılma kaygısı yalnızca çocuklara özgü değildir. Yetişkinlerde de görülür ve tedaviye iyi yanıt verir.

Destek almak isterseniz bireysel terapi sürecine göz atabilir ya da hızlı randevu üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar

Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5-TR, 2022. Bowlby J, Bağlanma kuramı. Dünya Sağlık Örgütü, ICD-11.

author-avatar

Klinik Psikolog Mehmet Cem Yiğit Hakkında

Lisans eğitimini 2016 yılında İzmir Yaşar Üniversitesi’nde tamamlayan Mehmet Cem Yiğit, yüksek lisans eğitimini 2016 – 2018 yılları arasında İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladı. Yüksek lisansını “Bireylerde Benlik Saygısı ve Cinsel Özyeterlilik İlişkisinde Bilişsel Çarpıtmaların Rolü” başlığıyla tamamlayan Mehmet Cem Yiğit, kurucusu olduğu MCS Psikoloji şirketinde danışanlarına hizmet vermektedir. Devamı için tıklayınız.