İçeriğe geç

Çocukların Okul Başarılarında Ebeveynlerin Tutumları

Hangi ebeveyn tutumu okul başarısını nasıl etkiliyor? Baskıcı, ilgisiz, koruyucu ve dengeli tutumlar, geri bildirim biçimi, kıyaslama ve beklenti düzeyi.

İçindekiler 9 bölüm

tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · tarafından gözden geçirildi

Ders çalışmayla ilgili gerginliğin yaşandığı evlerde tartışma çoğu zaman aynı yere geliyor: ne kadar sıkı olunmalı.

Bu soru ikili bir seçenek gibi kuruluyor. Ya sıkı olacaksınız ya rahat. Oysa alanyazındaki ayrım bu eksen üzerinde değil.

Belirleyici olan sıkılık derecesi değil, beklenti ile desteğin aynı anda bulunup bulunmadığı.

Bu yazı tutum biçimlerine odaklanıyor. Ailenin somut olarak neyi düzenleyebileceğini çocukların okul başarısında ebeveynlerin önemi yazısında ele aldım.

Dört Tutum

Ebeveyn tutumları iki eksende tanımlanıyor: talep düzeyi ve destek düzeyi. Bu iki eksenin birleşimi dört tablo üretiyor.

Baskıcı tutum. Talep yüksek, destek düşük. Kurallar var ancak gerekçesi açıklanmıyor ve duygu için alan bırakılmıyor. Bu tutumda kısa vadede uyum sağlanabiliyor ancak sınav kaygısı, kaçınma ve başarısızlık korkusu belirgin biçimde artıyor. Ayrıca çocuk sorunlarını paylaşmıyor, çünkü paylaşmanın sonucu ceza oluyor.

İlgisiz tutum. Talep düşük, destek düşük. Okul süreci tümüyle çocuğa bırakılmış. Bu tabloda akademik başarı en düşük düzeyde seyrediyor.

Aşırı koruyucu tutum. Talep düşük, destek yüksek. Zorluk çocuktan uzaklaştırılıyor, ödevler yapılıyor, öğretmenle sorunlar ebeveyn tarafından çözülüyor. Sonuç çoğu zaman düşük yeterlilik duygusu ve zorlukla karşılaşınca hızla vazgeçme.

Dengeli tutum. Talep yüksek, destek yüksek. Beklenti var ancak gerekçesi açıklanıyor, duygu için alan bırakılıyor ve sorumluluk çocukta kalıyor. Bu tutum hem akademik başarı hem ruhsal iyilik hâli açısından en iyi sonuçlarla ilişkilendiriliyor.

Kimse bu tutumlardan yalnızca birini uygulamıyor. Çoğu ebeveyn duruma ve döneme göre farklı yerlere kayıyor. Amaç kusursuz olmak değil, genel eğilimi fark etmek.

Geri Bildirim Biçimi

Bu, günlük yaşamda en çok fark yaratan ve en kolay değiştirilebilen alan.

Sonuca yönelik övgü. “Çok zekisin”, “sen zaten akıllısın”. İyi niyetli ancak yeteneği sabit bir özellik gibi sunuyor. Bu geri bildirimi alan çocuk, zorlandığı bir işte “demek ki zeki değilmişim” sonucuna varıyor ve bırakıyor.

Sürece yönelik geri bildirim. “Bu konuya çalışmayı bırakmadın”, “yöntemini değiştirdin ve işe yaradı”. Çabayı görünür kılıyor ve çaba çocuğun kontrolünde olan bir şey.

Bu iki biçim arasındaki fark, çocuğun zorlukla karşılaştığında ne yapacağını belirliyor.

Somut olmak da önemli. “Aferin” genel bir ifade ve tekrarlandığında anlamını yitiriyor. Neyin iyi yapıldığını söylemek, çocuğa gerçekten bakıldığını gösteriyor.

Abartmamak gerekiyor. Sıradan bir işi olağanüstü gibi karşılamak, çocuğun kendi değerlendirmesiyle çelişiyor ve geri bildirime güvenini azaltıyor.

Beklenti Düzeyi

Beklentisiz bir ortam başarıyı düşürüyor. Bu yüzden çözüm beklentiyi kaldırmak değil.

Sorun beklentinin varlığında değil, iki noktada.

Kapasiteyle uyumsuzluk. Ulaşılamayacak bir hedef, çabanın anlamını ortadan kaldırıyor. Sürekli ulaşamadığı bir noktayı hedeflemek zorunda kalan çocuk, denememeyi öğreniyor.

Sevginin beklentiye bağlanması. Bu, en zarar verici olanı. Not düştüğünde ebeveynin ilgisinin ve sıcaklığının azalması, çocukta değerinin performansına bağlı olduğu düşüncesini kuruyor. Bu düşünce okul döneminden sonra da sürüyor.

Ayırt edici soru şu: kötü bir not geldiğinde evdeki ilişki değişiyor mu.

Kıyaslama

Bu, ailelerde en yaygın ve en sonuçsuz yöntemlerden biri.

Olumsuz kıyaslama doğrudan yetersizlik duygusu üretiyor. Olumlu kıyaslama da güvenli değil, çünkü değeri karşılaştırmaya bağlıyor.

Kıyaslama yalnızca sözle olmuyor. Bir çocuğun karnesini uzun uzun anlatmak, diğerininkini geçiştirmek de aynı mesajı taşıyor.

Kardeşler arasında kıyaslama ayrıca kardeş ilişkisini bozuyor. Bu konuyu kardeş kıskançlığında ne yapılmalı yazısında ele aldım.

Kıyaslamanın yerine geçebilecek tek şey çocuğun kendisiyle karşılaştırılması: geçen dönemle, geçen sınavla, kendi başlangıç noktasıyla.

Ödül ve Ceza

Ödül. Nota bağlanan ödüller kısa vadede davranışı harekete geçiriyor. Ancak dışarıdan gelen ödül, öğrenmenin kendisine yönelik ilgiyi zayıflatabiliyor. Ödül kalktığında davranış da kalkıyor.

Ödül kullanılacaksa sonuca değil sürece bağlanması daha işlevsel. Notu değil, düzenli çalışma alışkanlığını karşılamak.

Ceza. Nedeni anlaşılmamış bir başarısızlıkta ceza yalnızca kaçınmayı artırıyor. Ayrıca çocuğun kötü notu gizlemesine yol açıyor ve bilgi akışını kesiyor.

İşe yarayan yaklaşım, önceden konuşulmuş ve öngörülebilir bir sonuç. Öfke anında konan cezalar keyfi görünüyor ve öğretici olmuyor.

Ebeveynin Kendi Payı

Bu başlık çoğu zaman konuşulmuyor ancak tutumu belirleyen asıl yer burası.

Kendi okul deneyiminiz. Kendi çocukluğunda akademik baskı yaşamış bir ebeveyn ya aynısını tekrarlıyor ya da tam tersine kayıyor. İkisi de çocuğun ihtiyacına göre değil, kendi geçmişine göre kurulan tutumlar.

Kendi kaygınız. Çocuğun geleceğine dair kaygı, sınav döneminde en çok yükselen duygu. Bu kaygı yönetilmediğinde çocuğa aktarılıyor ve çocuk hem kendi kaygısını hem ebeveyninkini taşımak zorunda kalıyor.

Başarıya yüklenen anlam. Çocuğun başarısı ebeveynin kendi değerlendirmesinin parçası hâline geldiğinde, kötü bir not kişisel bir yenilgi gibi yaşanıyor. Bu durumda tepki de orantısız oluyor.

Eşler arasındaki fark. Ebeveynlerden birinin baskıcı diğerinin gevşek olduğu düzende çocuk arada kalıyor ve kurallar işlevini yitiriyor.

Sınav Dönemleri

Sınav dönemlerinde evdeki iklim ayrı bir başlık.

Kaygıyı büyütmeyin. “Bu sınav senin geleceğin” cümlesi performansı yükseltmiyor, düşürüyor. Yüksek kaygı bildiğini yazamama tablosu üretiyor.

Rutini koruyun. Uyku, yemek ve dinlenme düzeninin bozulması, ek çalışma saatlerinden daha fazla zarar veriyor.

Sonuçtan bağımsız bir zemin kurun. “Ne olursa olsun yolun açık” cümlesi, çabayı azaltmıyor. Aksine, başarısızlık korkusunu düşürerek performansı iyileştiriyor.

Sınav sonrası tepkinizi düşünün. Sonuç açıklandığında verilen tepki, bir sonraki döneme dair beklentiyi belirliyor.

Terapiye Yaklaşımım

Bu başlıkta ebeveynlerle çalışırken çoğu zaman odak çocuğun çalışma düzeni değil, ebeveynin kendi kaygısı oluyor. O kaygı yönetilmediğinde çocuğa aktarılıyor ve çocuk iki kaygıyı birden taşımak zorunda kalıyor. Geri bildirim biçimini ayrı bir başlık olarak ele alıyorum. Aileden beklentisini bırakmasını istemiyorum. Değişmesi gereken şey beklentinin varlığı değil, sevginin ona bağlanmaması.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı

  • Ders konusu evdeki en büyük çatışma alanı hâline geldiyse
  • Çocukta sınav öncesi bedensel yakınmalar ya da uyku sorunu varsa
  • Bildiğini sınavda yazamama tablosu sürüyorsa
  • Çocuk kötü notları gizliyorsa
  • Çocuk kendisi hakkında olumsuz cümleler kuruyorsa
  • Okula gitmek istememe başladıysa
  • Kendi kaygınızı yönetmekte zorlanıyorsanız
  • Eşinizle bu konuda sürekli çatışıyorsanız

Başarı baskısı evdeki ilişkiyi zorluyorsa, tutumu birlikte gözden geçirebiliriz. Aile terapisi sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Baskı başarıyı artırır mı?

Kısa vadede performansı yükseltebiliyor ancak sürdürülemiyor. Yüksek baskı altında büyüyen çocuklarda sınav kaygısı, kaçınma ve başarısızlık korkusu belirgin biçimde artıyor.

Çocuğumu nasıl övmeliyim?

Sonuca değil sürece yönelik. 'Çok zekisin' yerine 'bu konuya çalışmayı bırakmadın' daha sağlam bir zemin kuruyor. Birincisi yeteneği sabit bir özellik gibi sunuyor.

Beklenti koymak yanlış mı?

Değil. Beklentisiz bir ortam da başarıyı düşürüyor. Sorun beklentinin varlığı değil, çocuğun kapasitesiyle uyumsuz olması ve sevginin ona bağlanması.

Kötü not aldığında ne yapmalıyım?

Önce nedene bakmak gerekiyor. Ceza, nedeni anlaşılmamış bir başarısızlıkta yalnızca kaçınmayı artırıyor. İşe yarayan soru şu: bu sınavda ne oldu.

Kardeşiyle kıyaslamak motive eder mi?

Etmiyor. Kıyaslama davranışı değiştirmiyor, yalnızca yetersizlik duygusu ve kardeşler arası rekabet üretiyor. Olumlu kıyaslama da değeri karşılaştırmaya bağladığı için güvenli değil.

Hiç karışmamak daha mı iyi?

İlgisiz tutum da başarıyı düşürüyor. İşleyen denge, süreçle ilgilenmek ancak sorumluluğu çocukta bırakmak.

Kaynaklar

  1. Baumrind D, Ebeveyn tutumları ve çocuk gelişimi
  2. Dweck CS, Zihniyet kuramı ve çabaya yönelik geri bildirim
  3. Amerikan Psikoloji Derneği APA, Parenting and Family Relationships (yeni sekmede açılır)
  4. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Child and Adolescent Mental Health (yeni sekmede açılır)

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Bu konudaki tüm yazılar Çocuk ve Ergen 67 yazı

İlgili yazılar