UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

Mehmet Cem Yiğit

Hayatınızda ihtiyaç duyduğunuz her anda sizinleyiz.

Bireysel Terapi

Hayatınıza sağlıklı ve mutlu bir şekilde devam edebilmeniz için öncelikli olarak ihtiyaçlarınızın farkına varmalı ve dile getirmelisiniz. Yetişkin terapisiyle birlikte ihtiyaçlarınızı fark edip, çözüme giden yolda birlikte adım atacağız.

Cinsel Terapi

Cinsel terapi eşliğinde çiftlerin cinsel işlevlerindeki bozuklukların giderilmesini ve çiftlerden birisi tarafından yanlış olarak tanımlanan cinsel davranışların düzeltilmesini hedefleyeceğiz.

Aile ve Çift Terapisi

İlişkinizdeki anlayış ortamını korumak adına, çiftlerin ve ailelerin iletişimlerini güçlendirip; öncelikli olarak sorunları ve bu sorunları oluşturan etmenleri dile getirmeyi,akabindeyse çiftler tarafından ortaya koyulacak akılcı çözümlere ulaşmayı hedefleyeceğiz.

Online Terapi

Online terapi, psikolog desteği arayanlar için ideal çözümlerden bir tanesidir. Günlük hayatın yoğunluğu arasında psikolog görüşmesi için vakit ayıramayanlar veya yüz yüze görüşmek yerine uzaktan terapi almak isteyenlerin tercih ettiği online terapi, günümüzde giderek daha fazla tercih edilmektedir.

Klinik Psikolog Mehmet Cem Yiğit
Klinik Psikolog Mehmet Cem Yiğit

Uzman Klinik Psikolog

uzman
klinik
psikolog

Mehmet Cem Yiğit

2016 yılında İzmir Yaşar Üniversitesi’nde Lisans eğitimini Psikoloji (%100 İngilizce) üzerine tamamlayan Uzman Psikolog Mehmet Cem Yiğit, yüksek lisans eğitimini ise 2016 – 2018 yılları arasında İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji üzerine tezli olarak tamamlamıştır.

Yüksek lisansını “Bireylerde Benlik Saygısı ve Cinsel Özyeterlilik İlişkisinde Bilişsel Çarpıtmaların Rolü” adlı tez başlığıyla tamamlayan Uzman Psikolog Mehmet Cem Yiğit, yüksek lisansını yaptığı süreçte çeşitli kurum ve kuruluşlarda psikolog olarak görev almıştır. Seçtiği çalışma alanları doğrultusunda Bilişsel Davranışçı Terapi ekolü ile seanslarını yürütmekte olup, Boşanma Terapisi, Cinsel Terapi, Evlilik ve Çift Terapisi ve Çözüm Odaklı Terapi gibi özel eğitimler de almıştır. Yüksek lisansını tamamladıktan sonra ise 2018 yılında açtığı Uzman Psikolog Mehmet Cem Yiğit Danışmanlık Ofisi’nde danışanlarıyla bir araya gelmiştir.

Sizi Arayalım

Psikolog randevunuzu oluşturmak için iletişim bilgilerinizi bırakırsanız sizi arayabiliriz.

Randevu Talebi Oluşturmak İçin Tıklayınız
  • 5 Star Review  
    Bir psikolog olarak işini en iyi şekilde yaptığınız için teşekkür ederim. Beklentilerimin çok çok fazla karşılığını aldım. Anksiyetemin üstesinden beraber geldik resmen. Çevremde psikolog konusu geçtiğinde tavsiye edeceğim tek isimsiniz. Teşekkürler Mehmet Bey.

    Thumb hasan cem
    12 Nisan 2021
  • 5 Star Review  
    Uzun süredir beni rahatsız eden panik atak sorunumu Psikolog Mehmet bey sayesinde atlattım. Yaşam kalitem arttı artık eskisi gibi kalp krizi geçiriyormuşum gibi paniklerim olmuyor. Minnettarım.

    Thumb Gamze Hızır
    12 Nisan 2020
  • 5 Star Review  
    Geçtiğimiz yıl eşimden ayrılmak zorunda kaldım. Ayrılık sonrası depresyondan çıkmama yardımcı olan değerli Psikolog Mehmet Cem beye ne kadar teşekkür etsem azdır.

    Thumb Yasemin Pınar
    12 Nisan 2020
  • 5 Star Review  
    Panik atak sorunum nedeniyle Mehmet bey'den terapi almaya karar verdim. 3. terapim oldu ilk gittiğim güne kıyasla çok daha iyi durumdayım. Yakın ilgi ve güler yüzü için ne kadar teşekkür etsem azdır.

    Thumb Hamdi Kaya
    12 Nisan 2020
  • 5 Star Review  
    Hocam size sonsuz tesekkur ederim. Cok kisa surede fobimi yenmeme yardimci oldugunuz icin minnetarim. Basarili yonlendirmeleriniz icin tebrikler 🙏

    Thumb Kerem Güreş
    12 Nisan 2021

Psikolog, üniversitelerin 4 yıllık psikoloji bölümlerinden mezun olan, sözlükte ruh bilimci olarak tanımlanan ve psikoterapi, psikolojik danışmanlık alanında danışanlara hizmet veren kişidir. Türkiye’deki üniversiteler genelde pratiğe dayalı değil de daha çok teoriye dayalı eğitim vermekte; mezun olan bireyler sonrasında gelişim psikolojisi, klinik psikoloji, endüstri psikolojisi, sosyal psikoloji ve spor psikolojisi gibi farklı uzmanlık alanlarında kendilerini geliştirebilmektedirler.

Birçokları tarafından oldukça karmaşık bulunan ruh sağlığı gibi bir alanda çalışmak, insan düşüncesini kavramak ve psikoterapi yapmak çok daha fazla eğitimi, bol pratik yapılmasını, yeterli deneyim kazanılmasını ve etik ilkelerin benimsenmesini gerektirir. Bu yüzden psikolog; ek olarak bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik terapi, EMDR yani Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme terapisi, oyun terapisi, cinsel terapi, çift terapisi gibi terapi eğitimlerine katılır ve bu terapiler için süpervizyon alır.

Süpervizyon; eğitimini tamamlamış olan psikologların veya psikolojik danışmanların alan bilgilerini sahada yetkin bir şekilde kullanabilmeleri için süpervizör denilen deneyimli bir psikolojik danışmanca yapılan danışma sürecinin objektif kalması ve kaliteli olması maksadıyla yapılan denetlemedir.

Bu eğitimlerle üniversitelerde kazanılmış olan temel bilgilerin üzerine ekleme yapılıp bilgi seviyesi arttırılır. Bu eğitimlerde spesifik bilgiler alınır, insanın ruhsal dünyasının kavranılması kolaylaşır ve psikolojik vakalara tıbbi olmayan müdahale teknikleri öğrenilir.

Çeşitli anaokulu, bakım evi, kreş ve psikiyatri hastanelerinde staj yapılmış olması da bir psikolog için önemli kriterlerden biri olarak düşünülebilir. Katılmış olunan terapi eğitimlerini ve süpervizyonları başarıyla tamamlayan kişiler, terapi yapmaya yetkili olabilirler.

Psikolog, psikolojik rahatsızlığı olan kişilerin veya danışanların sözlü ya da davranışsal terapi hizmeti almak maksadıyla gittikleri bir meslek mensubudur. Bu meslek grubundaki kişiler, üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren bölümlerinden mezun olmaktadır. Ruh bilimciler, insan davranışlarını ilgilendiren her türlü iş pozisyonunda görev alabilmektedir. Aile danışmanlığı merkezlerinde aile danışmanı olarak, hastane veya kliniklerde psikoterapist olarak çalışabilmektedir.

Bu meslek grubuna sahip olan kişiler, insanların duygusal değişimlerini, düşünce biçimlerini ve bunların oluşmasına sebep olan kaynakları inceler; bu konularda araştırmalar yürütürler. Psikolojik ve ruhsal hastalıklar kapsamında insanları bilgilendirmek maksadıyla seminerler ve konferanslar düzenlerler.

Psikoloji lisans eğitiminde, bir bilim disiplininin yani psikolojinin eğitimi verilir. Başka bir açıdan bakıldığında psikoloji, bir uygulama eğitimi değildir. Yani dört yılda psikolojinin alt alanlarından uzman olunamaz; örneğin bilişsel, deneysel ya da sosyal psikoloji bilen ve uygulayan biri olunamaz.

Psikolog; benzetme yapmak gerekirse tıptan yeni mezun, uzmanlaşması olmayan bir hekim gibidir. Psikolojinin alt dallarının bazılarında bilgi sahibi olabilir ama hiçbirinde uygulama yapacak niteliği ve yetkisi olmayan kişidir.

Tüm bu tanımlamalardan ve yapılan işlerden anlaşılacağı üzere, duygusal durum bozuklukları yaşayan ve bunu düzeltmek isteyen bireylerin başvurmuş olduğu bir danışman olup doktor değildir.

Sıklıkla doktor olduğu yönünde kafa karışıklıklarına sebep olur ve sanılanın aksine doktor değildir. Dört yıllık psikoloji mezunları, psikolog unvanıyla mezun olurlar ve doktorlar gibi ilaç yazma yetkileri bulunmamaktadır. İlaç yazma yetkisi, yalnızca tıp fakültesinden mezun olan tıp doktorlarındadır.

Halk arasında isminin de birbirini andırması sebebiyle en çok karıştırılan meslek grubu; psikolog ve psikiyatristtir. Psikolog, ruh bilimiyle iştigal eden, bireylerin duygu, düşünce ve davranış süreçlerini inceleyen, tanı ve tedavide görev alan ruhbilimci; Psikiyatrist, ruh ve sinir hastalıkları bakımından bireyde görülen uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tanıda görev alan uzman doktor şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere birbirinden çok da farklı olmayan disiplinlerden faydalandıkları aşikâr 2 meslek grubudur.

Psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklar

Psikiyatrist, psikiyatri alanında uzmanlaşmış olan tıp doktorudur. Psikiyatristler ruh sağlığı ve sinir hastalıkları konusunda farmakolojik eğitim alırlar. Yani psikiyatristin ilaç yazma yetkisi bulunmaktadır. Psikolog ise, 4 yıllık psikoloji lisans programını tamamlayan kişidir. Psikologlar yüksek lisans yaparak uzmanlaşmaktadırlar.

Hastane ve kliniklerde karşılaşılan psikologlar genellikle uzman klinik psikologlardır. Psikologlar da psikiyatristler gibi hastane ve kliniklerde çalışabilir ancak farmakolojik eğitim almadıklarından ilaç yazma yetkileri yoktur. Klinik psikologlar, ruh sağlığı ve sinir hastalıkları hususunda hastalığın tanısına yönelik karar sürecinde ve bu süreç sonucunda seçmiş olduğu psikoterapi yöntemiyle bireyin tedavisinde etkin bir rol üstlenmektedir.

Genellikle psikiyatristler ilaçla tedavi yöntemini seçerken psikologlar danışana psikoterapi seansları uygulayarak tedavi etme yöntemini seçerler. Bu sebeple psikolog ve psikiyatrist bir arada çalışabilirler. Psikoloğun ilaçla tedaviyi tavsiye ettiği durumlarda hastayı psikiyatriste yönlendirmesi, psikiyatristin de ilaçla tedavinin yanında psikoterapi yöntemini de istemesi durumunda danışanı psikoloğa yönlendirmesi mümkün olabilmektedir.

Tarihte psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını ruhsal boyutta inceleyen ve normal dışı davranışları tedavi etmeyi amaçlayıp deneyler yapan bilim dalıdır. Psikologlar ise psikolojik sorun yaşayan kişilerle görüşüp onları rahatlatmayı ve tedavi etmeyi amaçlarlar. Tedavi, bir dizi bilimsel tetkikler uygulayan ve teorilere dayanan sistematik tedaviler uygulayan alanında eğitim almış uzman kişiler tarafından yapılır.

Psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklar

Psikologların ilaç yazma yetkisi tıbbi olarak yoktur. Psikologlar konuşarak, terapi yaparak tedavi etmeyi amaçlar. Gerekli görürlerse hastaları psikiyatra yönlendirirler. Psikiyatrlar ise ilaç yazma yetkisine sahiptir. Psikologlar ilgili bölümün 4 yıllık fakültelerinden mezun olurken, psikiyatrlar ise tıp fakültesi bitirmek zorundadırlar.

Psikiyatri tıp biliminin bir dalıyken, psikoloji bir sosyal bilimlerden biridir. Psikiyatristlerin en çok tedavi ettiği hastalıklar arasında; depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, şizofreni, panik atak hastalıkları yer alır. Psikiyatristler aynı zamanda terapistlik gibi hizmetlerde verebilirler. Psikolojik desteğe hayatımızın belli bir döneminde ihtiyaç duyabiliriz. Eğer aşırı stres, kaygı bozuklukları, aşırı mutsuzluk ya da aşırı mutluluk hali ve benzeri durumlar yaşıyorsanız ya da hayatınızda bir şeylerin yolunda olmadığını düşünüyorsanız klinik destek almanızda fayda vardır.

Yapılan araştırmalar sonucunda dünya üzerinde 350 milyondan fazla kişinin depresyona yakalandığı belirtildi. Kadınların ise psikolojik hastalıklara yakalanma riski erkeklerden %50 daha fazladır. Türkiye’de ise 2009 yılından beri ruhsal hastalıklar nedeniyle hastanelere başvuranların sayısı 3 milyon civarında iken 2013 yılında 9 milyon 163 bin 101’e çıkarak %330 arttığı gözlemlendi.

Dünya sağlık örgütünün sonucuna göre ise dünya üzerinde her 4 kişiden biri hayatının belli bir döneminde ruhsal hastalığa yakalanıyor.

Terapi Freud’un deyimiyle “konuşma tedavisidir.” Bu iki kelimelik basit açıklamadan yola çıkarak aklınızdaki pek çok soruya cevap verebilmektedir. Yani Terapide psikologların yaptığı gibi ilaç ve görsel tanı deneyleri gibi tetkikler olmaz. Terapi ile insanlar negatif tutumların azalmasını ve ruhsal manada olgunlaşmayı da sağlar.

Ne yazık ki çağımızın modern rahatsızlıklarından biri stres ve depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklar. Bu rahatsızlık hisleri olmaksızın kimi insanlar rahatlamak ve motive olmak için düzenli olarak Terapi almaktadır. Bu insanlar konuşarak içlerindeki olumsuz düşüncelerden kurtulur ve kendilerini rahatlatırlar. Kişi, olumsuz ve çıkış bulamadığını düşündüğü konularda kendini ifade eder rahatlar ve Terapist sayesinde iletişim kurma yeteneklerini arttırır.

Alanında eğitim almış kişilerin bireylerde saptadıkları durumlara odaklı olarak pozitif yönde etki edebilmek için kullandığı bir dizi bilimsel metodun genel adıdır. Bunlar belirli teoriye dayanan planlı tedavi yöntemleridir. Uzmanların ruhsal rahatsızlıkları hakkında fikir sahibi olduğu hastalara uygun yöntemler saptanarak uygulanır. Psikoterapi yöntemleri sağlıklı düşünmekten yoksun, dengesiz ruh halleri içinde olan kişileri tedavi etme amacıyla kullanılır.

Psikiyatristler, Klinik Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar tarafından yapılır. Psikoterapinin esas amacı kişinin ruhsal çöküntü ve içsel çatışmalarına bir son vermek ve kalıcı etki yaratmadan toplum ve kendileri için tamamen sağlıklı bireyler oluşturmaktır. Tedavi süresince hasta-doktor ilişkisinin gizliliği ve her iki tarafın da birbirine olan dürüstlüğü en önemli iki etkendir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), fobiler, panik atak hastalığı ve travma sonrası stres, anksiyete bozuklukları, Depresyon, Alkolizm, Anoreksiya, Şizofreni gibi insanların kendilerini ve çevresindekileri doğrudan olumsuz etkileyecek ve hayat kalitesini düşürecek ciddi rahatsızlıklar mutlak tedavi edilmedir.

Ruhsal bozukluklar basite indirgenemez, her rahatsızlık ve kişi için farklı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. MMPI yani kişilik analizinin ardından daha sonra seanslar arasında yaşadığınız ruhsal bozukluğun değişkenliği, şiddeti, belirtileri gibi sebeplerden ötürü değişkenlik gösterebilir. Bu gibi etkenler hastalığın şiddetine bağlı olarak tedavinin birkaç haftadan birkaç yıla kadar da değişkenlik gösterebilir. Kişinin tedaviye aktif katılımını gözlemlemek amacıyla Biofeedback, Neurofeedback, Neurobiofeedback, Edufeedback olarak adlandırılan çalışmalardan yararlanabilmektedir. Bunların yanı sıra kişinin olumsuz tepkimelere sebep olan beyin dalgalarının da gözlemlenmesi ve sorunların çözümlenmesi mümkün olabilmekte.

Terapi ilaç tedavisinden ziyade ruh sağlığı alanında eğitim almış uzmanlar tarafından uygulanan ve bilinçdışı itici güç ve bilinçaltı gerçeklerinize inerek genel tutum, düşünce, inanç ve değerler gibi olumlu ve olumsuz yönleriniz hakkında bilgi sahibi olan kişiler tarafından yapılır. Bunlar bilimsel birtakım yöntemlerle yapılır. Terapist denen uzman kişiler psikodinamik yaklaşım, bilişsel davranışçı yaklaşım, hümanist yaklaşım ve sistemsel olarak yaklaşır. Psikologların aksine ilaçlı tedavi yöntemleri yoktur. Terapist adı verilen eğitimli uzmanlar gerek gördüklerinde terapiyi çeşitlendirebilir veya birden fazla kişiyle aynı anda görüşebilir. Bu durumda terapiler çeşitlendirilebilir.

Terapi Çeşitleri

Bireysel Terapi: Kişinin terapistle birebir yapılan ve en etkin olan terapi yöntemidir. Davranış problemlerini sonlandırmak veya sıkıntılarından kurtulmak isteyen kişiler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.

Evlilik Terapisi: Sorunların kaynağının tek bir kişiye bağlı olmaması durumunda Uzmanlar gerek gördüğü taktirde bireysel terapileri evlilik terapisine dönüştürebilir. İlişkilerinde kendi başına sorun çözemeyen ve ilişkilerinin çıkmaza düştüğünü düşünen çiftler için ilişkilerini kurtarmak için kullanılan veya ilişkilerini daha düzenli ve ideal bir hale getirmek isteyen çiftler tarafından da tercih edilir.

Aile Terapisi: Çoğu zaman birbirlerinin davranışlarını değiştirmeye çalışan ve olduğu gibi kabullenmek yerine içinden çıkılamaz anlaşmazlıklara düşmüş aile bireylerinin birbirlerine olan saygısını arttırmak ve günlük ilişkilerini kuvvetlendirmek için kullanılır.

Çocuk Terapisi: Duygularını erken yaşta ifade etmekte zorlanan, erken yaşta davranış bozuklukları sergileyen, ailesiyle iletişim kurmakta zorluk yaşayan veya yaşadığı biyolojik değişikliklerinden dolayı sağlıklı ruh halinden uzaklaşan reşit olmayan hastalara alanındaki uzmanlar tarafından yapılan terapi yöntemidir. Erkan yaşta rahatsızlıkları saptanan çocukların sağlıklı birey olarak topluma karışabilmeleri en önemli faktördür.

Grup Terapisi: 8 ila 20 kişiden oluşan gruplardır. Motive kaynaklı veya sosyal iletişimi kuvvetlendirmek gibi sebeplerden ötürü bir araya gelen kişiler tarafından oluşturulan bireylerden oluşur.

Online Terapi: Bu tip terapi yöntemlerine de online terapi de denebilir. Biriyle birebir görüşmeye kendini hazır hissetmeyen hastaların veya göçmen olarak başka ülkelerde yaşayan fakat anadilde terapi olmak isteyen veya uzak mesafede oturan kişilerin tercih ettiği internet üzerinden yapılan tedavi yöntemidir.

Psikolog, danışanların yaşamış oldukları psikolojik sorunların üstesinden gelebilmek ve bir daha böyle sorunlarla karşılaşılırsa daha rahat başa çıkılmasını sağlayacak telkinleri alabilmek maksadıyla gittikleri bir nevi psikolojik danışmandır. Danışanlar kendilerine ait eş, çocuk, iş ve çevreleriyle yaşamış oldukları sorunlardan bahseder ve psikologlardan bu sorunların çözümüne yönelik tavsiyede bulunmalarını beklerler. Dolayısıyla bireyler kendi özeli denilen şeyleri alanında uzman kişilerle paylaşmakta, ruh bilimciler de mesleki etik gereği bu paylaşılanları hiçbir yerde dile getirmemektedirler.

Bir psikologda bulunmaması gereken ve uzman seçerken dikkat edilecek unsurlar şunlardır:

  • Psikolog, bir danışanı hususunda ailenin diğer fertleriyle de görüşmek isteyebilir. Bunu yaparken aile fertleri arasında birbirlerine söylenmemesi gereken şeyleri söylememeli, aile içerisindeki mahremiyete azami özen göstermelidir. Bu konuları başka ortamlarda kesinlikle paylaşmamalıdır.
  • Hiçbir şekilde yargılamaz ve eleştirmez. Danışanların anlatmış olduğu konulara veya yapmış olduğu davranışlara yönelik yargılayan ve eleştiren bir üslupla yaklaşmaz.
  • Danışanı ilk bakışta çözmeye çalışmaz; nasıl bir insan olduğuna dair yargıda bulunmaz. Başka bir deyişle danışana karşı önyargılı bir yaklaşımda bulunmazlar.
  • Danışanları kendi isteği ve düşündüğü şekilde yönlendirmez; onları bir şeyler yapmaya zorlamaz. Ancak karar verme sürecinde tüm bileşenleri hesaba katmasına yardımcı olur ve kararı danışanın kendisine bırakır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yetkin bir psikolog seçilirken;

  • Nitelikli bir eğitime sahip olması,
  • Danışılacak alanda uzmanlaşmış olması,
  • Mesleki etik kurallarına azami hassasiyet göstermesi gibi unsurlara dikkat edilmesi gerekir.