Asansöre binmek yerine on kat merdiven mi çıkıyorsunuz? Metro kapıları kapandığında nefes alamadığınızı mı hissediyorsunuz? Belki de MR cihazına girmek sizin için büyük bir kabustur. Modern şehir hayatında kapalı alan korkusu pek çok kişinin yaşamını sessizce kısıtlıyor.

Seans odasında danışanlarımdan sıklıkla benzer cümleler duyuyorum. “Duvarlar üzerime doğru geliyor” veya “Oradan asla çıkamayacağımı düşünüyorum” diyorlar. Rehberimizde klostrofobinin anatomisini tüm derinliğiyle inceleyeceğiz. Sorunun köklerine inerek bu durumu nelerin beslediğini bulacağız. Son bölümde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile korkunuzu nasıl yenebileceğinizi anlatacağız.

Klostrofobi (Kapalı Alan Korkusu) Nedir?

Fiziksel bir kısıtlanma hissi karşısında yaşanan yoğun korkuya klostrofobi diyoruz. Hastalarımız aslında sadece dar alanlardan korkmazlar. Temel problem o alanın içinde sıkışıp kalma ihtimalidir. İnsanlar çıkış bulamamaktan ve kontrolü kaybetmekten dehşete düşerler.

Zihninizde aniden hatalı bir tehlike alarmı çalar. Bedeniniz sanki ölümcül bir tehdit altındaymış gibi tepki verir. Savaş veya kaç mekanizması hızla devreye girer. Gerçekte hiçbir fiziksel tehdit yoktur. Buna rağmen yaşanan panik ve boğulma hissi son derece gerçektir. Agorafobinin (açık alan korkusu) aksine, buradaki temel korku nesnesi sınırlandırılmış mekanlardır.

Klostrofobi
Klostrofobi

Klostrofobi Belirtileri Nelerdir?

Korku tetiklendiğinde bedensel ve zihinsel semptomlar çok hızlı bir şekilde zirveye ulaşır. Atak sırasında aşağıdaki belirtileri yoğun bir şekilde yaşayabilirsiniz.

1. Fiziksel Belirtiler

Bedeniniz büyük bir tehlikeye karşı kendini savunmaya çalışır.

  • Kalp atışlarında ani hızlanma ve göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı, boğulma veya havasız kalma hissi
  • Ellerde titreme, aşırı terleme ve ateş basması
  • Şiddetli baş dönmesi veya mide bulantısı
  • Vücudun çeşitli bölgelerinde karıncalanma ve uyuşukluk
  • Tuvalete gitme ihtiyacının aniden sıklaşması

2. Psikolojik Belirtiler

Zihniniz tamamen felaket senaryolarına odaklanır.

  • Bulunulan alandan asla çıkamayacak olma endişesi
  • Duvarların üzerinize doğru geldiğini hissetme
  • Kontrolü tamamen kaybetme ve çıldırma korkusu
  • Panik atak gelişimi ve şiddetli ölüm hissi
  • Kendini aniden çaresiz ve kapana kısılmış hissetme

Klostrofobi Neden Olur? Kökeninde Ne Yatar?

Kapalı alan korkusunun gelişmesinde tek bir nedenden söz edemeyiz. Karşımızdaki tablo genetik yatkınlıkların ve çevresel faktörlerin karmaşık bir birleşimidir.

  • Çocukluk Çağı Travmaları: Ebeveynlerin çocukları sırf ceza amacıyla karanlık bir odaya kilitlemesi büyük bir travma yaratır. Dar bir yerde sıkışıp kalmak fobi tohumlarını atar. Boğulma tehlikesi geçiren çocuklarda da ileride bu tabloyu sıklıkla görüyoruz.
  • Öğrenilmiş Korkular: Aile bireylerinden birinde kapalı alan korkusu varsa risk oldukça artar. Çocuk, ebeveyninin asansörde yaşadığı paniği izler. Böylece kapalı alanların tehlikeli bir yer olduğunu kopyalayarak öğrenir.
  • Evrimsel Eğilim: İnsan beyni doğası gereği hareket alanının kısıtlanmasını bir tehdit olarak algılar. Bazı bireylerde bu doğal korunma mekanizması maalesef aşırı hassas çalışır.

Klostrofobi Olduğunu Nasıl Anlarız? Günlük Hayata Etkileri

Bu rahatsızlığa sahip bireyler yaşam şekillerini tamamen korkularına göre düzenlerler. Gittiğiniz her yeni mekanda önce çıkış kapısını ararsınız. Alışveriş merkezlerinde kapalı mağazalar yerine açık alanları tercih edersiniz. Restoranların daima bahçe kısımlarında oturmak istersiniz.

Klinik gözlemlerimize göre, kaçınma stratejileri fobileri hızla besler. Metro, asansör, tünel veya küçük tuvaletlerden sürekli uzak durursunuz. Gidilecek yere merdiven kullanarak çıkmak o an için sizi rahatlatır. Kısa süreli ve sahte bir güvenlik hissi yaşarsınız.

Fakat bu durum beyninize inanılmaz derecede yanlış bir mesaj gönderir. Zihniniz “Asansöre binmedim ve hayatta kaldım” der. İnsanlar kaçındıkça korkuları giderek büyür. Yaşam alanınız daralır ve fobi tüm hayatınızı yönetmeye başlar.

Klostrofobi Tedavisi: Kapalı Alan Korkusunu Nasıl Yeniyoruz?

Söz konusu korku kendi kendine geçecek bir problem değildir. Klinik pratiğimizde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemini aktif olarak uyguluyoruz. Özel terapi teknikleriyle zihninizi adeta yeniden eğitiyoruz. Tedavi süreci genellikle birkaç aşamada ilerliyor.

randevual

Öncelikle bedensel belirtilerle savaşmayı bırakmayı öğreniyorsunuz. Çarpıntınız olduğunda bunun bir kalp krizi olmadığını anlıyorsunuz. Durumun sadece geçici bir alarm hali olduğunu keşfediyorsunuz.

Ardından “kademeli maruz bırakma” tekniğini kullanıyoruz. Sizi korktuğunuz senaryolarla güvenli bir terapi çerçevesinde yüzleştiriyoruz. Asansörün veya dar bir odanın aslında tehlike yaratmadığını deneyimleyerek içselleştiriyorsunuz. Yaklaşık on haftalık yapılandırılmış seanslarla ciddi ilerlemeler kaydediyoruz.

Danışanın günlük işlevselliğinin tamamen durduğu şiddetli vakalar olabiliyor. Bu durumlarda psikiyatri uzmanları sürece geçici antidepresan veya sakinleştirici ilaçlar ekleyebiliyor. Rahatlama ve görselleştirme pratikleri de terapi sürecini güçlü bir şekilde destekliyor.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Klostrofobim var, hangi doktora gitmeliyim?

Fobilerin kalıcı çözümü için alanında uzman klinik psikologlara başvurmalısınız. Gerektiğinde psikiyatri hekimlerinden de destek alabilirsiniz. Psikologlar sorunun kaynağını çözmek için terapi süreçlerini yürütür. Psikiyatristler ise ihtiyaç halinde tıbbi ve biyolojik destek sürecini yönetir. Şiddetli vakalarda iki disiplin genellikle bir arada çalışır.

Klostrofobiyi yendim, ileride tekrar olur muyum?

Başarılı bir terapi sürecinin ardından hastalığın nüksetmesi çok düşük bir ihtimaldir. Uyguladığımız terapide sadece korkuyu yenmezsiniz. Aynı zamanda kaygıyla başa çıkma becerileri kazanırsınız. Gelecekte stresli bir dönemde hafif tedirginlikler yaşayabilirsiniz. Ancak ne yapacağınızı bildiğiniz için o hissiyat yeniden güçlü bir fobiye dönüşmez.

Destek almazsam ve fobimi tedavi ettirmezsem ne olur?

Kapalı alan korkusunu görmezden gelmek hayatınızı ciddi şekilde kısıtlar. Sosyal yaşamdan uzaklaşıp zamanla yalnızlaşmaya başlarsınız. Kısıtlanan hayatınız bir süre sonra başka psikolojik rahatsızlıklara evrilebilir. Sürekli tetikte olma ve tehlike bekleme hali kişiyi ağır bir depresyona sürükleyebilir.

author-avatar

Klinik Psikolog Mehmet Cem Yiğit Hakkında

Lisans eğitimini 2016 yılında İzmir Yaşar Üniversitesi’nde tamamlayan Mehmet Cem Yiğit, yüksek lisans eğitimini 2016 – 2018 yılları arasında İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladı. Yüksek lisansını “Bireylerde Benlik Saygısı ve Cinsel Özyeterlilik İlişkisinde Bilişsel Çarpıtmaların Rolü” başlığıyla tamamlayan Mehmet Cem Yiğit, kurucusu olduğu MCS Psikoloji şirketinde danışanlarına hizmet vermektedir. Devamı için tıklayınız.