İçindekiler 10 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Onaylanmak istemek olağan.
İnsan sosyal bir varlık. Kabul görmek, ait olmak ve değer verildiğini hissetmek temel ihtiyaçlar arasında.
Bu yazının konusu bu ihtiyaç değil. Konusu, kişinin değerinin tümüyle dışarıdan gelen onaya bağlandığı hâl.
Ne Zaman Sorun Oluyor
Ölçütler şunlar.
Karar alma. Kararlar kendi isteğine göre değil, başkalarının tepkisine göre alınıyorsa.
Sıkıntı düzeyi. Onay gelmediğinde belirgin bir sıkıntı yaşanıyorsa.
Kendi isteğini bilememe. Kişi ne istediğini bilemez hâle geldiyse.
Sürelilik. Onayın etkisi çok kısa sürüyor ve sürekli yenilenmesi gerekiyorsa.
Maliyeti. Kişi kendi ihtiyaçlarını sürekli erteliyorsa.
Bu ölçütlerden birkaçı karşılanıyorsa, konu artık olağan bir ihtiyaç değil.
Nereden Geliyor
Koşullu onay. Sevgi ve ilginin belirli davranışlara bağlı olduğu bir erken dönem. Çocuk şunu öğreniyor: kabul görmek için bir şey yapmam gerekiyor.
Duyguların karşılık bulmaması. Kendi hâliyle görülmeyen çocuk, görülebilmek için performansa yöneliyor.
Sürekli eleştiri.
Karşılaştırma.
Öngörülemez bir ortam. Tepkilerin belirsiz olduğu bir evde çocuk sürekli karşı tarafı okumaya çalışıyor. Bu, yetişkinlikte de sürüyor.
Aşırı övgü. Beklenmedik biçimde bu da benzer bir sonuç üretiyor. Sürekli övgü, övgü olmadan durabilme kapasitesini geliştirmiyor.
Rol yükleme. Erken yaşta ailedeki dengeyi koruma sorumluluğunu almış çocuklar.
Akran zorbalığı ve dışlanma deneyimleri.
Nasıl Görünüyor
Hayır diyememek. En yaygın görünüm. Ayrıntısını hayır diyememek yazısında ele aldım.
Sürekli özür dileme.
Kendi görüşünü söylememek. Ortama göre görüş değiştirmek.
Çatışmadan kaçınmak.
Sürekli geri bildirim aramak. “Nasıl oldu”, “iyi miydi”, “kızdın mı.”
Küçük tepkileri büyütmek. Kısa bir mesaj, gelmeyen bir cevap ya da bir yüz ifadesi üzerine uzun süre düşünmek.
Aşırı yardımseverlik. Kendi kapasitesinin üstünde yardım etmek.
Kendini küçültmek. Başarıları önemsizleştirmek.
Sosyal medyada sürekli tepki kontrol etmek.
Karar verememek.
Sosyal Medya
Bu, ayrıca ele alınması gereken bir başlık.
Onay arayışı her zaman vardı. Sosyal medya üç şeyi değiştirdi.
Sayısallaştırdı. Onay artık ölçülebilir bir sayı.
Sıklaştırdı. Geri bildirim sürekli hâle geldi.
Karşılaştırmayı büyüttü. Kendi gerçekliğinizle başkalarının seçilmiş içerikleri karşılaştırılıyor.
Sonuç, aralıklı ve öngörülemez bir pekiştirme düzeni. Bu düzen, davranışı en güçlü biçimde sürdüren düzen: kişi ne zaman onay geleceğini bilmediği için sürekli kontrol ediyor.
Neden Doymuyor
Bu, en önemli mekanizma.
Dışarıdan gelen onay geçici. Etkisi kısa sürüyor ve yenilenmesi gerekiyor.
Ayrıca kişi onayı içselleştiremiyor: “beni tanısalar böyle düşünmezlerdi” ya da “sadece nazik davranıyor” gibi yorumlarla onay geçersiz kılınıyor.
Böylece hiçbir onay yeterli olmuyor.
Bu döngü, susuzluğu deniz suyuyla gidermeye benziyor: kısa vadede işe yarıyor gibi görünüyor, uzun vadede ihtiyacı büyütüyor.
Maliyeti
Kendi isteklerini bilememek. Uzun süre başkalarının tepkisine göre yaşayan kişi, kendi tercihlerini tanımaz hâle geliyor.
Öfke birikimi. Sürekli kendini geri çeken kişide öfke birikiyor ve genellikle yanlış yerde patlıyor.
Tükenme.
Yüzeysel ilişkiler. Kişi gerçek hâliyle görünmediği için ilişkiler derinleşmiyor.
İstismara açık hâle gelmek. Onay ihtiyacı yüksek kişiler, bunu kullanan ilişkilerde kalabiliyor.
Kaygı ve çökkünlük.
Kimlik belirsizliği.
Nasıl Azalır
İçsel ölçüt kurun. Kendinize sorun: bu kararı kimse görmeyecek olsa ne yapardım.
Bu soru, kendi tercihinizi bulmanın en pratik yolu.
Değerlerinizi netleştirin. Neyin sizin için önemli olduğunu bilmek, dış onaya olan ihtiyacı azaltıyor.
Küçük denemeler yapın. Bir konuda farklı düşündüğünüzü söylemek. Küçük bir isteği reddetmek.
Beklenen şey şu: kaygı yükselecek ve korkulan sonuç genellikle gerçekleşmeyecek.
Onay aramayı azaltın. Sürekli sormak, ihtiyacı büyütüyor.
Geri bildirimi filtreleyin. Herkesin görüşü aynı ağırlıkta değil. Kimin görüşünün sizin için önemli olduğunu belirleyin.
Kendi değerlendirmenizi önce yapın. Bir işi bitirdiğinizde, başkasına sormadan önce kendi değerlendirmenizi yazın.
Sosyal medya kullanımını ölçün.
Öfkeyi fark edin. Sürekli evet diyen kişide biriken öfke, aslında bir sınır ihtiyacının işareti.
Hangi Tablolarla İlişkili
Sosyal kaygı bozukluğu.
Depresyon.
Düşük öz değer.
Bağımlı örüntüler. Kararların büyük ölçüde başkalarına bırakıldığı örüntüler.
Travma öyküsü.
Yeme bozuklukları.
Bu tablolardan biri varsa, yalnızca onay arayışı üzerine çalışmak yeterli olmuyor.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta ilk sorduğum sorulardan biri şu: bu kararı kimse görmeyecek olsa ne yapardın. Bu soru, kişinin kendi tercihini bulmasının en pratik yolu ve çoğu zaman ilk seansta bir şey açıyor. İkinci baktığımız yer öfke: sürekli evet diyen kişilerde biriken bir öfke oluyor ve bu öfke genellikle yanlış yerde ortaya çıkıyor. Denemeleri küçük tutuyorum; büyük bir sınır koyma girişimi ilk seferde geri tepiyor ve kişiyi eski örüntüye daha güçlü döndürüyor. Altta sosyal kaygı ya da başka bir tablo varsa, önce onu ele alıyorum.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Kararlarınızı başkalarının tepkisine göre alıyorsanız
- Ne istediğinizi bilemez hâle geldiyseniz
- Hayır diyemiyorsanız
- Onay gelmediğinde belirgin sıkıntı yaşıyorsanız
- Küçük tepkiler üzerine uzun süre düşünüyorsanız
- Kendi ihtiyaçlarınızı sürekli erteliyorsanız
- Tükenme belirtileri varsa
- Size kötü davranan ilişkilerde kalıyorsanız
- Kaygı ya da çökkünlük belirtileri eşlik ediyorsa
- Umutsuzluk ya da yaşamdan çekilme düşünceleri varsa, bu durumda 112
Başkalarının onayı olmadan karar veremiyorsanız, bu örüntüye bireysel terapi sürecinde bakılabiliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Onaylanmak istemek normal mi?
Olağan ve işlevsel. İnsan sosyal bir varlık ve kabul görmek temel ihtiyaçlardan biri. Sorun, kişinin değerinin tümüyle onaya bağlanması.
Ne zaman sorun hâline geliyor?
Kararlar başkalarının tepkisine göre alınıyorsa, onay gelmediğinde belirgin sıkıntı yaşanıyorsa ve kişi kendi isteklerini bilemez hâle geldiyse.
Nereden geliyor?
Genellikle sevginin koşullu olduğu bir erken dönemden. Kabul görmek için bir şey yapması gerektiğini öğrenen çocuk, bunu yetişkinlikte de sürdürüyor.
Sosyal medya etkiliyor mu?
Etkiliyor. Onayın sayısallaştırılması, geri bildirimin sıklığını ve ölçülebilirliğini olağandışı düzeye çıkarıyor.
Nasıl azalır?
İçsel ölçüt kurmakla. Kendi değerlerine göre karar vermeyi denemek ve onay gelmediğinde de kalabilme kapasitesini geliştirmek.
Hangi tablolarla ilişkili?
Sosyal kaygı, depresyon, bağımlı örüntüler ve düşük öz değerle sık birlikte görülüyor.
Kaynaklar
Bu konuda destek almak ister misiniz?