İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
“Ben baskı altında daha iyi çalışıyorum.”
Bu cümle çok sık duyuluyor ve söyleyen kişiler genellikle bunu bir özellik olarak sunuyor.
Bu yazı, cümlenin ne kadarının doğru olduğunu ve neyin göz ardı edildiğini anlatıyor.
Cümlenin Doğru Yanı
Yalan söylemiyor kimse. Son anda gerçekten bir şey oluyor.
Teslim tarihi yaklaştığında kaygı yükseliyor. Yükselen kaygı, harekete geçirici bir etki yapıyor. Dikkat daralıyor, dikkat dağıtıcılar önemini kaybediyor ve iş çıkıyor.
Bu deneyim gerçek. Bu nedenle inanç güçlü.
Cümlenin Yanlış Yanı
Ancak burada bir ölçüm sorunu var.
Kişi baskı altında yaptığı işi, baskısız yaptığı işle karşılaştıramıyor. Çünkü baskısız çalıştığı bir örnek yok.
Elde edilen sonuç “yeterince iyi” görünüyor ve bu, inancı doğrulamış sayılıyor.
Oysa gerçek şu: baskı altında daha hızlı çalışılıyor, daha iyi değil.
Ayrıca hız, üç şeyi ortadan kaldırıyor: gözden geçirme, düzeltme ve fikir değiştirme.
Ödenen Görünmez Bedel
Uyku. En sık ödenen bedel. Gece çalışma, sabaha kadar süren yoğunlaşma ve ardından biriken uyku borcu.
Kaygı. Teslim tarihine kadar geçen süre boyunca sürekli bir arka plan kaygısı. Kişi çalışmıyor ancak rahat da değil.
Bedensel yük. Uzun süreli oturma, düzensiz beslenme, aşırı kafein ve gerginlik.
Kalite. Gözden geçirilmemiş iş.
Telafi alanının olmaması. Beklenmedik bir aksilik, hastalık ya da teknik sorun olduğunda hiçbir tampon kalmıyor.
İlişkiler. Son dakika telaşı, çevredeki insanları da etkiliyor.
Öz değer. Her seferinde tekrarlanan “bir daha böyle yapmayacağım” kararı ve tutulmaması.
Eşiğin Yükselmesi
Bu, en önemli mekanizma.
Baskıyla çalışmak alışkanlık hâline geldiğinde beyin şunu öğreniyor: harekete geçmek için belirli bir kaygı düzeyi gerekiyor.
Zamanla o düzey yükseliyor. Yani her seferinde daha fazla baskıya ihtiyaç duyuluyor.
Sonuç şu: kişi teslim tarihinden aylar önce oturup çalışamıyor. Çünkü o noktada kaygı henüz devreye girmemiş oluyor.
Bu, iradesizlik değil. Öğrenilmiş bir örüntü.
Nasıl Kuruluyor
Bu örüntü genellikle okul yıllarında kuruluyor.
Bir sınavda son gece çalışılıyor ve sonuç fena olmuyor. Bu deneyim öğreniyor: erken çalışmaya gerek yok.
Sonraki sınavda aynı şey tekrarlanıyor. Her seferinde sonuç çıktığı için örüntü pekişiyor.
Zamanla iş yaşamına da taşınıyor. Ancak iş yaşamında farklı bir şey oluyor: birden fazla teslim tarihi aynı anda geliyor ve son dakika stratejisi çöküyor.
Bu çöküş, çoğu kişinin sorunu ilk kez fark ettiği an.
Erteleme ile İlişkisi
Son dakika çalışması, ertelemenin bir alt biçimi. Ancak kendine özgü bir yanı var: sonuç çıkıyor.
Bu, tabloyu diğer erteleme biçimlerinden ayırıyor. Klasik ertelemede kişi zarar görüyor ve bunu görüyor. Burada ise zarar gizli kalıyor.
Ertelemenin altındaki duygu mekanizmasını erteleme nedir yazısında ele aldım.
Altta Yatabilecek Tablolar
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. Bu tabloda son dakika çalışması çok tipik. Yürütücü işlev güçlükleri nedeniyle uzun vadeli planlama zorlaşıyor ve kişi ancak yakın bir baskı olduğunda harekete geçebiliyor. Yaşam boyu süren bir örüntüyse bu olasılık değerlendirilmeli.
Kaygı bozuklukları. İşin kendisi kaygı ürettiği için kaçınılıyor.
Mükemmeliyetçilik. “Yeterli zaman yoktu” savunması, başarısızlığa karşı bir koruma sağlıyor. Kişi kendini değil, süreyi sorumlu tutabiliyor.
Depresyon. Enerji düşüklüğü nedeniyle iş ancak zorunluluk noktasında yapılabiliyor.
Bu son iki madde önemli: son dakika çalışması bazen bir strateji değil, bir belirti.
Kırmanın Yolları
Ara teslim tarihleri koyun. En etkili tek yöntem. Uzak bir tarih harekete geçirmiyor. Yakın, somut ve küçük ara tarihler geçiriyor.
Ara tarihleri dışsallaştırın. Kendinize koyduğunuz tarihleri kolayca kaydırıyorsunuz. Bir başkasına söz verdiğiniz tarihler tutuyor.
İşi takvime yazın. Yapılacaklar listesine değil. Süre ayrılmayan iş yapılmıyor.
İlk oturumu çok kısa tutun. Amaç ilerlemek değil, işi başlatmak.
Kaba bir ilk sürüm üretin. Erken ve kötü bir taslak, geç ve iyi bir taslaktan daha işe yarıyor.
Sonucu değil süreci ölçün. “Bitirdim mi” değil, “bugün kaç dakika çalıştım.”
Baskının bedelini yazın. Son projede kaç saat uyudunuz, ne kadar kaygı taşıdınız. Bu liste, inancı zayıflatıyor.
Kendinize Sorulacak Sorular
- Bu örüntü ne zaman başladı
- Hiç erken başlayıp bitirdiğim bir iş oldu mu, o nasıl geçti
- Baskısız çalıştığımda ne oluyor
- Son teslim tarihine kadar geçen sürede rahat mıyım
- Bu yüzden uykumu ve sağlığımı ne kadar feda ediyorum
- Yakınlarım bu durumdan etkileniyor mu
- Aynı anda iki teslim tarihi gelse ne olur
Son soru, stratejinin sınırını gösteren soru.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta kimseyle “baskı altında iyi çalışıyorum” inancını tartışmıyorum, çünkü kişinin deneyimi gerçek ve tartışma savunmaya itiyor. Bunun yerine bedeli konuşuyoruz: son işte kaç saat uyunmuş, ne kadar kaygı taşınmış, kimler etkilenmiş. Bu liste inancı tartışmaktan daha etkili oluyor. İkinci baktığımız yer, örüntünün ne zaman başladığı: okul yıllarından beri sürüyorsa ve yaygınsa, altta bir tablo olup olmadığına bakıyoruz. Ara teslim tarihlerini ise kişinin kendine değil, bir başkasına verdiği söz üzerinden kuruyoruz, çünkü kendine koyulan tarihler kolayca kayıyor.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Bu örüntü yıllardır sürüyorsa
- Aynı anda birden fazla iş geldiğinde sistem çöküyorsa
- Uyku düzeniniz düzenli olarak bozuluyorsa
- Sürekli bir arka plan kaygısı taşıyorsanız
- Sağlığınız etkileniyorsa
- Yakınlarınız bu durumdan etkileniyorsa
- İş ya da okul performansınız düşüyorsa
- İsteksizlik ve enerji düşüklüğü eşlik ediyorsa
- Çocukluktan beri süren bir dağınıklık ve planlama güçlüğü varsa
Bu alışkanlık iş ve okul hayatınıza mal olmaya başladıysa, altında yatanı bireysel terapi sürecinde açabiliriz.
Sıkça Sorulan Sorular
Baskı altında gerçekten daha iyi mi çalışıyorum?
Daha hızlı çalışıyorsunuz, daha iyi değil. Karşılaştırma yapma imkânınız olmadığı için fark görünmüyor. Ayrıca hız, kalite ve sağlık üzerinden ödeniyor.
Sonuç çıkıyorsa sorun ne?
Bedeli uyku, kaygı, sağlık ve ilişkiler üzerinden ödeniyor. Ayrıca harekete geçme eşiği zamanla yükseliyor: her seferinde daha fazla baskı gerekiyor.
Bu bir alışkanlık mı yoksa kişilik özelliği mi?
Öğrenilmiş bir örüntü. Erken dönemde işe yaramış olması nedeniyle pekişiyor. Öğrenilmiş olduğu için de değiştirilebiliyor.
Nasıl kırılır?
Ara teslim tarihleri koyarak. Uzak bir tarih harekete geçirmiyor, yakın ve somut ara tarihler geçiriyor.
Bu davranış hangi tablolarda görülüyor?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda, kaygı bozukluklarında ve mükemmeliyetçilikte belirgin. Tek başına da görülebiliyor.
Ne zaman uzmana başvurmalıyım?
Bu örüntü yıllardır sürüyorsa, sağlığınızı ve ilişkilerinizi etkiliyorsa ya da kaygı düzeyiniz sürekli yüksekse.
Kaynaklar
Bu konuda destek almak ister misiniz?