İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu soruyu soran kişilerin çoğu bir liste arıyor. Şu belirtiler varsa bitmiştir gibi bir ölçüt.
Böyle bir liste yok ve olsaydı da işe yaramazdı. Çünkü aynı belirtiler bazı ilişkilerde geçici bir dönemi, bazılarında ise gerçekten bir sonu gösteriyor.
Ancak karar verilebilir hâle gelmeyi kolaylaştıran sorular var.
Kararsızlığın Kendisi Bir Bilgi
Bu soruyu soruyor olmak, tek başına bir şey anlatıyor.
İyi işleyen bir ilişkide bu soru gündeme gelmiyor. Yani soru sorulduğunda, ilişkide üzerinde çalışılması gereken bir şey zaten var demektir.
Bu, ilişkinin bitmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bir şeyin değişmesi gerektiği anlamına geliyor.
İkinci bir bilgi de sürede saklı. Kararsızlık ne kadar sürüyor.
Birkaç aylık bir kararsızlık olağan. Yıllarca süren bir belirsizlik ise ayrı bir tablo. Bu durumda asıl sorun ilişkinin kendisinden çok, karar verilememesi hâline geliyor.
Belirsizlik, çoğu kişide net bir ayrılıktan daha yıpratıcı oluyor. Çünkü ne yas tutulabiliyor ne de ilişkiye yatırım yapılabiliyor.
Sık Kullanılan Yanlış Ölçütler
“Artık eskisi gibi hissetmiyorum.” Uzun ilişkilerde duygunun yoğunluğu dalgalanıyor. İlk dönemdeki yoğunluğun sürmesi beklenen bir şey değil. Bu, tek başına bir bitiş göstergesi olmuyor.
“Sürekli tartışıyoruz.” Tartışmanın varlığı değil biçimi belirleyici. Tartışıp sonrasında onaran bir çift, hiç tartışmayan ancak birbirinden uzaklaşmış bir çiftten daha sağlıklı olabiliyor.
“Kimse mükemmel değil, herkes böyle yaşıyor.” Bu cümle bazen gerçekçi bir kabul, bazen de taşınamayan bir durumun normalleştirilmesi. Ayrımı yapan şey, kişinin kendini o ilişkide nasıl hissettiği.
“Bu kadar zaman geçti, yazık olur.” Geçmişte harcanan zaman, gelecekteki kararın gerekçesi olamıyor. Bu, karar verirken en sık düşülen tuzaklardan biri.
Dikkat Edilmesi Gereken Sinyaller
Aşağıdakiler kesin ölçüt değil ancak alanyazında ilişkinin gidişini yordayan örüntüler olarak tanımlanıyor.
Küçümseme. Bu, en güçlü olumsuz yordayıcı olarak tanımlanan tepki. Alay, aşağılama, gözlerini devirme ve karşı tarafı değersizleştirme. Küçümsemenin yerleştiği bir ilişkide onarım belirgin biçimde zorlaşıyor.
Sürekli eleştiri. Davranışa değil kişiliğe yönelen eleştirinin olağan hâle gelmesi.
Savunmanın olağanlaşması. Hiçbir geri bildirimin alınamaması.
Tümüyle susma. Çatışmadan çekilme ve konuşmayı bırakma. Bu, çoğu zaman sakinlik gibi görünüyor ancak ilişkiden çekilmenin göstergesi.
Onarımın kaybolması. Tartışma sonrasında kimsenin adım atmaması.
Olumlu anıların yeniden yazılması. Geçmişteki iyi dönemlerin de kötü hatırlanmaya başlaması. Bu, ilişkiye dair anlatının tümüyle değiştiğini gösteriyor.
Kayıtsızlık. Öfkenin bile kalmaması. Öfke bir bağ göstergesi, kayıtsızlık ise bağın çözüldüğünü gösteriyor.
Karar İçin Sorular
Bu sorular bir puanlama değil. Cevapları netleştirdikçe karar da netleşiyor.
Bu ilişkide kendinizi nasıl hissediyorsunuz. Yalnızca kötü anlarda değil, sıradan bir günde.
Kendiniz olabiliyor musunuz. Sürekli kendinizi kısmak zorunda kalıyor musunuz.
Değiştirmesini beklediğiniz şey ne. Bu somut bir davranış mı, yoksa kişinin kendisi mi. İkincisi ise beklenti gerçekçi değil.
Bunu ona söylediniz mi. Çoğu ilişkide en temel şikâyet hiç açıkça dile getirilmemiş oluyor.
Denenmemiş bir şey kaldı mı. Terapi, açık bir konuşma, belirli bir süre için bir deneme.
Kalma sebepleriniz neler. Bu soru kritik. Sebeplerin listesi ilişkiyi değil de korkuları anlatıyorsa, bu bir bilgi.
Ayrılık sonrasını hayal ettiğinizde ne hissediyorsunuz. Rahatlama mı, kayıp mı, ikisi birden mi.
Bir arkadaşınız aynı durumda olsa ne derdiniz. Bu soru, kendine gösterilmeyen açıklığı çoğu zaman ortaya çıkarıyor.
Beş yıl sonra aynı şekilde devam ediyor olsa, bu kabul edilebilir mi.
Kalmayı Sürdüren Nedenler
Ayrılamama çoğu zaman ilişkiye duyulan bağdan değil, başka şeylerden kaynaklanıyor. Bunların ayrılması önemli.
Ekonomik kaygı. Gerçek ve dikkate alınması gereken bir etken. Ancak çözüm arayışı yerine bir engel olarak sabitlendiğinde, yıllar sürebiliyor.
Yalnızlık korkusu. İlişkinin kendisinden çok, sonrasından korkmak.
Çocuklar. Bu başlıkta belirleyici olan birlikte kalmak değil, evdeki çatışma düzeyi. Ayrıntılı olarak çocuk için boşanma kararı ertelenmeli mi yazısında ele aldım.
Çevrenin tepkisi. Aile baskısı ve toplumsal yargı.
Harcanan zaman. “Bu kadar yıl boşa gitsin mi” düşüncesi.
Suçluluk. Özellikle karşı tarafın zor bir dönemden geçtiği durumlarda.
Umut. “Değişecek” beklentisi. Bu beklentinin ne kadar süredir taşındığı, tek başına bir bilgi.
Bu nedenlerin hiçbiri geçersiz değil. Ancak kararın ilişkiye mi yoksa bu nedenlere mi dayandığını bilmek gerekiyor.
Bitirmemek İçin Gerçek Nedenler
Tersi de geçerli. Kalmak da geçerli bir karar olabiliyor.
Onarım kapasitesi sürüyorsa. Tartışma sonrası birbirine dönebilen bir çiftte zemin var.
Saygı korunuyorsa. Küçümsemenin yerleşmediği bir ilişkide çalışma alanı bulunuyor.
İki taraf da istiyorsa. Değişim isteğinin karşılıklı olması en belirleyici etken.
Sorun tanımlanabiliyorsa. Somut ve üzerinde çalışılabilir bir sorun, tanımlanamayan bir mutsuzluktan daha umut verici.
Zorlayıcı bir dönemden geçiliyorsa. Bebek sonrası dönem, kayıp, ağır iş dönemi ya da hastalık. Bu dönemlerde alınan kararlar sonradan sık değiştiriliyor.
Denenmemiş Bir Seçenek
Karar vermeden önce denenmemiş bir seçenek varsa, bu genellikle sonradan pişmanlık üretiyor.
Bu tabloda karar danışmanlığı çerçevesi işlevsel oluyor. Kısa ve yapılandırılmış bir çalışma. Hedef ilişkiyi kurtarmak değil, kararın netleşmesi.
Sonunda üç seçenekten biri seçiliyor: mevcut durumu sürdürmek, ayrılmak ya da belirli bir süre için tam bir çabayla çift terapisine girmek.
Bu çerçevenin katkısı, yıllarca süren bir belirsizliği kısaltması. Bu başlığı çift terapisi çeşitleri yazısında ele aldım.
Kararın Hemen Verilmemesi Gereken Durumlar
Kriz anında. Bir tartışmanın hemen ardından ya da bir aldatmanın açığa çıkmasının ilk haftalarında verilen kararlar sık değiştiriliyor.
Ağır bir ruhsal tablo varken. Çökkünlük döneminde her şey daha kötü görünüyor. Bu dönemde verilen kararlar, tablo düzeldiğinde farklı değerlendirilebiliyor.
Yeni bir ilişki varken. Yeni bir bağın yarattığı karşılaştırma, kararı çarpıtıyor.
Büyük bir yaşam olayının hemen ardından. Kayıp, doğum, iş kaybı.
Şiddet Varsa
Bu başlık ayrı duruyor.
Fiziksel şiddet, tehdit ya da sürekli bir korku ortamı varsa yukarıdaki soruların hiçbiri geçerli değil.
Bu tabloda konu ilişkinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği değil, güvenlik. Ve bu tabloda ortak seans da uygun olmuyor.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta kimseye ayrıl ya da kal demiyorum, karar kişinin kendisine ait. Benim önceliğim kalma nedenlerini ayırmak, çünkü ilişkiye duyulan bağ ile yalnızlık korkusu aynı cümlelerle anlatılıyor ancak farklı şeyler. Belirsizlik süresini de ayrı bir başlık olarak ele alıyorum, çünkü uzayan kararsızlık çoğu zaman kararın kendisinden daha çok yıpratıyor.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Kararsızlık aylardır ya da yıllardır sürüyorsa
- Aynı tartışma sonuçlanmadan tekrarlıyorsa
- İlişkide kendinizi sürekli değersiz hissediyorsanız
- Kalma nedenleriniz yalnızca korku ve zorunluluk üzerine kuruluysa
- Uyku, iştah ve dikkat etkilenmiş durumdaysa
- Çökkünlük belirtileri iki haftayı aştıysa
- Karar vermek istiyor ancak yapamıyorsanız
- Evde şiddet, tehdit ya da korku varsa, bu durumda öncelik güvenlik
Kararsızlık uzun sürdüyse ikisini de konuşabileceğiniz bir zemin işe yarıyor. Bireysel terapi sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kararsızlık ne kadar sürerse normal sayılır?
Bir süre kararsızlık olağan. Ancak aylar hatta yıllar süren bir belirsizlik, kararın kendisinden daha yıpratıcı hâle geliyor. Belirsizlik döneminin uzunluğu tek başına bir bilgi taşıyor.
Sevgi bittiyse ilişki bitmiş midir?
Zorunlu olarak değil. Uzun ilişkilerde duygunun yoğunluğu dalgalanıyor ve bu dönemler geçici olabiliyor. Belirleyici olan duygunun yoğunluğu değil, saygının ve onarım kapasitesinin sürüp sürmediği.
Çocuklar için kalmak doğru mu?
Belirleyici olan birlikte kalmak ya da ayrılmak değil, evdeki çatışma düzeyi. Sürekli çatışmalı bir evde kalmak çocuğu korumuyor. Bu konuyu ayrı bir yazıda ele aldım.
Terapi denemeden ayrılmak yanlış mı?
Yanlış değil ancak denenmemiş bir seçenek, sonrasında pişmanlık ve belirsizlik üretebiliyor. Karar danışmanlığı bu tabloda kısa süreli bir çerçeve sunuyor.
Ayrılmayı düşünüyorum ama korkuyorum, bu normal mi?
Yaygın. Korku çoğu zaman yalnızlıktan, ekonomik belirsizlikten ya da çevrenin tepkisinden kaynaklanıyor. Bu korkular gerçek ancak kararın kendisiyle karıştırılmamalı.
Karar verdikten sonra pişman olur muyum?
Bilinemez. Ancak pişmanlığı azaltan şey, kararın tükenmişlik içinde değil düşünülerek verilmiş olması ve tüm seçeneklerin gözden geçirilmiş olması.
Kaynaklar
- Amerikan Psikoloji Derneği APA, Relationships (yeni sekmede açılır)
- Gottman JM, Çift ilişkilerinde çatışma ve ayrılık yordayıcıları
- Amerikan Evlilik ve Aile Terapisi Derneği AAMFT, Marriage and Family Therapy (yeni sekmede açılır)
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Mental Health Information (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?