İçindekiler 11 bölüm
tarihinde yayınlandı, tarihinde güncellendi · Klinik psikolog tarafından gözden geçirildi
Bu başlıkta ailelerin aradığı şey genellikle bir liste: neyi doğru yaparsam çocuğum iyi olur.
Böyle bir liste yok ve olmaması iyi bir haber. Çünkü ruhsal gelişim tek bir etkene bağlı olsaydı, o etkendeki her aksama kalıcı sonuç üretirdi.
Gerçek tablo daha esnek. Çok sayıda etken birlikte çalışıyor ve birindeki eksiklik bir diğeriyle dengelenebiliyor.
Mizaç
Çocuklar birbirinden farklı doğuyor. Bu fark ebeveyn tutumundan önce var.
Uyaranlara verilen tepkinin şiddeti, yeni durumlara uyum hızı, düzenlilik, etkinlik düzeyi ve duygunun yatışma süresi. Bunlar doğuştan gelen özellikler.
Burada önemli olan nokta şu: mizaç kendi başına iyi ya da kötü değil.
Belirleyici olan mizaç ile çevrenin uyumu. Yeni durumlara yavaş ısınan bir çocuk, ona zaman tanıyan bir ortamda rahat büyüyor. Aynı çocuk sürekli aceleye getirilen bir ortamda kaygı geliştirebiliyor.
Aynı şekilde hareketli bir çocuk, hareket alanı olan bir ortamda sorun yaşamıyor. Sürekli oturması beklenen bir ortamda ise sorunlu bir çocuk hâline geliyor.
Yani müdahale edilecek yer mizacın kendisi değil, karşılanma biçimi.
Bağlanma İlişkisi
Erken dönemde kurulan bakım ilişkisi, çocuğun ilişkilere dair temel beklentisini oluşturuyor.
Bu ilişkiyi kuran şey mükemmel bakım değil. Kuran şey öngörülebilirlik: ağladığında birinin geleceğini, ihtiyacının karşılanacağını ve zor bir anda dönebileceği bir yer olduğunu bilmesi.
Bu bilgi güven duygusunun temelini kuruyor ve ileride hem ilişki kurma biçimini hem de zorlukla baş etme kapasitesini etkiliyor.
Buradaki yaygın bir yanlış anlama şu: her hatanın bağlanmayı bozduğu düşüncesi. Bozan şey tek tek hatalar değil, tutarsızlık ve öngörülemezlik.
Ayrıca onarım kavramı önemli. İlişkideki kopuşların ardından yapılan onarım, hiç kopuş yaşanmamasından daha öğretici. Çocuk ilişkilerin bozulabileceğini ve düzeltilebileceğini öğreniyor.
Ebeveyn Tutumu
Tutumlar iki eksende tanımlanıyor: beklenti ve destek.
Dengeli tutum. Her ikisi de yüksek. Kurallar var ancak gerekçesiyle birlikte, duygu için alan bırakılıyor. Hem ruhsal iyilik hâli hem akademik başarı açısından en iyi sonuçlarla ilişkilendiriliyor.
Baskıcı tutum. Beklenti yüksek, destek düşük. Kaygı, düşük özgüven ve paylaşmama örüntüsü ile ilişkilendiriliyor.
Aşırı koruyucu tutum. Beklenti düşük, destek yüksek. Yeterlilik duygusunun gelişmemesi ve zorluk karşısında hızla vazgeçme ile ilişkilendiriliyor.
İlgisiz tutum. Her ikisi de düşük. En olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilen tablo.
Bu konuyu çocukların okul başarılarında ebeveynlerin tutumları yazısında ayrıntılı ele aldım.
Aile İklimi
Çocuğu etkileyen şey yalnızca kendisine yönelik davranışlar değil. Evin genel iklimi de belirleyici.
Eşler arası ilişki. Tartışmanın olup olmaması değil, biçimi önemli. Çözülen ve onarılan anlaşmazlıklar zarar vermiyor. Tekrarlayan, çözülmeyen ve çocuğun tanık olduğu çatışma ise ruhsal gelişimi doğrudan etkiliyor.
Ebeveynin kendi ruhsal durumu. Tedavi edilmemiş çökkünlük ya da kaygı, çocukla kurulan etkileşimi azaltıyor. Bu bir suç değil ve destek alındığında tablo değişiyor.
Ekonomik zorluk. Doğrudan değil, ürettiği stres ve gerginlik üzerinden etkiliyor.
Kayıp ve büyük değişimler. Boşanma, taşınma, ölüm. Bunların etkisini belirleyen şey olayın kendisinden çok nasıl yönetildiği.
Sıcaklık ve öngörülebilirlik. Yemek saatleri, uyku düzeni ve tekrarlayan aile alışkanlıkları çocuğa taşıyacak bir zemin veriyor.
Okul ve Akran Ortamı
Okul çağından itibaren bu alan ailenin yanına ikinci bir belirleyici olarak ekleniyor.
Öğretmen ilişkisi. Destekleyici bir öğretmen, zor bir ev ortamının etkisini dengeleyebilecek kadar güçlü bir koruyucu etken.
Akran kabulü. Bir gruba ait olmak ve en az bir karşılıklı arkadaşlık, koruyucu etkisi en iyi gösterilen etkenlerden biri.
Zorbalık. Ruhsal gelişim üzerinde en hızlı ve derin olumsuz etkiyi bırakan deneyimlerden biri.
Akademik deneyim. Tekrarlanan başarısızlık, fark edilmemiş bir öğrenme güçlüğüyle birleştiğinde kalıcı bir yetersizlik duygusu üretiyor.
Uyku, Beslenme ve Hareket
Bu üç başlık ruhsal gelişim yazılarında az yer alıyor ancak etkileri somut.
Uyku. Yetersiz uyku duygu düzenlemeyi, dikkati ve öğrenmeyi doğrudan etkiliyor. Çocuklarda uyku yoksunluğu yorgunluk yerine hareketlilik ve öfke olarak görünebiliyor.
Beslenme. Öğün düzeni ve bazı eksikliklerin giderilmesi. Özellikle demir eksikliği dikkat ve duygudurum üzerinde ölçülebilir etki gösteriyor.
Fiziksel etkinlik. Düzenli hareket, kaygı ve duygudurum üzerinde destekleyici etkisi gösterilmiş bir etken.
Ekran ve Dijital Ortam
Bu alan tümüyle olumsuz değil ancak belirli noktalarda etkisi net.
Erken yaşta yoğun ekran. Karşılıklı etkileşim için ayrılan zamanı azalttığı için dil gelişimini olumsuz etkiliyor.
Uyku üzerindeki etki. En doğrudan ve en iyi gösterilmiş etki bu.
Karşılaştırma. Okul çağından itibaren beden ve benlik algısını etkiliyor.
Siber zorbalık.
Bu başlığı ergenlerde internet bağımlılığı yazısında ayrıntılı ele aldım.
Zorlayıcı Yaşantılar
Erken dönemdeki olumsuz yaşantıların uzun vadeli etkisi üzerine geniş bir alanyazın var.
Buradaki temel bulgu şu: belirleyici olan tek bir olay değil, zorlayıcı etkenlerin sayısı ve süresi.
Zorlayıcı yaşantılar arasında ihmal, istismar, ev içi şiddete tanıklık, ebeveynde tedavi edilmemiş ruhsal hastalık ya da madde kullanımı ve ebeveyn kaybı sayılıyor.
Ancak bu tablo bir kader değil. Aynı alanyazın koruyucu etkenlerin bu etkiyi belirgin biçimde azalttığını da gösteriyor.
Koruyucu Etkenler
Bu bölüm ailelerin en çok işine yarayan bölüm, çünkü müdahale edilebilir alanı gösteriyor.
En az bir güvenilir yetişkin ilişkisi. Bu, alanyazındaki en güçlü koruyucu etken. Bu kişinin ebeveyn olması şart değil. Bir öğretmen, bir akraba ya da bir antrenör de olabiliyor.
Öngörülebilir bir günlük düzen.
Duyguların konuşulabilir olması. Duygusunu adlandırabilen ve ifade edebilen çocuk, onu davranışa dökmek zorunda kalmıyor.
Yeterlilik deneyimi. Kendi başına tamamlanan işlerin birikimi.
En az bir karşılıklı arkadaşlık.
Aidiyet duygusu. Bir gruba, bir etkinliğe ya da bir topluluğa ait olmak.
Taşınabilir zorluklarla karşılaşmak. Bu madde ters görünüyor ancak önemli. Dayanıklılık, zorluktan korunarak değil, destekle aşılan zorluklarla gelişiyor. Sürekli önü açılan bir çocukta baş etme kapasitesi oluşmuyor.
Ebeveynin kendi desteğini alması. Bu, çocuğa yapılan dolaylı değil doğrudan bir katkı.
Terapiye Yaklaşımım
Bu başlıkta ailelerle çalışırken önce hangi etkenin değiştirilebilir olduğunu ayırıyoruz, çünkü mizaç gibi değişmeyen bir alana harcanan çaba sonuç üretmiyor. Ebeveynin suçluluk duygusunu ayrı bir başlık olarak ele alıyorum. Aileden kusursuz bir ortam kurmasını istemiyorum. Belirleyici olan hatasızlık değil, tutarlılık ve kopuşların onarılabiliyor olması.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalı
- Çocukta uyku, iştah ya da davranışta süregiden değişiklik varsa
- Okul başarısında açıklanamayan bir düşüş yaşandıysa
- Arkadaş ilişkilerinden geri çekilme başladıysa
- Çocuk kendisi hakkında sürekli olumsuz cümleler kuruyorsa
- Öfke patlamaları ya da kaygı belirtileri günlük yaşamı kısıtlıyorsa
- Evde süregiden bir çatışma ya da zorlayıcı bir dönem yaşanıyorsa
- Kendi ruhsal durumunuz çocuğunuzla ilişkinizi etkiliyorsa
Bu faktörlerden biri sizi kaygılandırdıysa konuşabiliriz. İletişim sayfasından yazabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Ruhsal gelişimi en çok ne etkiliyor?
Tek bir etken yok. Mizaç, bağlanma ilişkisi, ebeveyn tutumu, aile iklimi ve okul ortamı birlikte çalışıyor. Alanyazında en tutarlı bulgu, en az bir güvenilir yetişkin ilişkisinin koruyucu gücü.
Mizaç değiştirilebilir mi?
Mizaç doğuştan geliyor ve büyük ölçüde kalıcı. Ancak mizacın nasıl karşılandığı sonucu belirliyor. Aynı hassas mizaç, uygun bir ortamda duyarlılığa, zorlayıcı bir ortamda kaygıya dönüşebiliyor.
Ebeveyn tutumunun etkisi ne kadar?
Belirleyici ancak tek belirleyici değil. Beklentinin ve desteğin birlikte yüksek olduğu tutum, hem ruhsal iyilik hâli hem akademik başarı açısından en iyi sonuçlarla ilişkilendiriliyor.
Anne baba tartışması çocuğu etkiler mi?
Etkiliyor. Belirleyici olan tartışmanın olup olmaması değil, biçimi. Çözülen ve onarılan bir anlaşmazlık zarar vermiyor, tekrarlayan ve çocuğun önünde çözülmeden süren çatışma ise etkiliyor.
Zor bir dönem yaşadıysak kalıcı hasar olur mu?
Tek bir olumsuz deneyim kalıcı sonuç üretmiyor. Belirleyici olan zorlayıcı etkenlerin sayısı, süresi ve karşısında koruyucu etkenlerin bulunup bulunmadığı.
Dayanıklılık nasıl kazandırılır?
Zorluktan tümüyle korumak değil, taşınabilir zorluklarla karşılaşıp destekle aşmasını sağlamak. Sürekli korunan çocukta dayanıklılık gelişmiyor.
Kaynaklar
- Dünya Sağlık Örgütü WHO, Early Childhood Development (yeni sekmede açılır)
- Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri CDC, Adverse Childhood Experiences (yeni sekmede açılır)
- Amerikan Pediatri Akademisi, Building Resilience in Children (yeni sekmede açılır)
- Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü NIMH, Child and Adolescent Mental Health (yeni sekmede açılır)
Bu konuda destek almak ister misiniz?